Sade, Sadelik, Sadeleşmek, Sade Yaşamak..

Mart 15, 2017


Annem benim eve çok uğramaz. Uğrasa da kapıdan kafasını uzatıp, elime yiyecek kaplarını tutuşturup kaçar (genelde ben onun evine çökerim) Hem rahatsız etmek istemez, hem de yaşam tarzım ona pek konforlu ya da cazip gelmez. Geçenlerde, çok nadir uğradığı günlerden birinde, sıkıntısını dile getirip rahatladı. 

Senin ev sanki haciz gelmiş gibi duruyor!

Ne güldüm anlatamam. Evet, benim sade ve az eşyalı evim anneme batıyor. Çünkü o çok eşya seviyor. Defalarca denedim. Annemin evini toparlamaya bir odasından başladım, diğer oda üzerime yığıldı. Nafile. Annem sadeleşmek istemiyor. Kadın böyle mutlu! 

Babam mı?

O zaten ayrı bir tontiş. 

Bu kış benim ev hiç ısınmadı baba dedim geçenlerde. 

Evde doğru düzgün eşya yok, ondan ısınmamıştır diye cevap verdi.

Anneme sorsan eşyaları atamayan babam. Babama sorsan annem tam bir istifçi. 

İşin gerçeği mi? İkisi de eşya yoğunluğuna bayılıyor. Haliyle benim gönüllü sadelik, sade yaşamak ve hatta içinde sade kelimesinin geçtiği tüm yazılarım onlara Fransızca geliyor. Yani bir insan neden evindeki eşyaları azaltmak ister ki diye soruyor annem. Yaşanmışlık onlar.. 

Birisinin eşyalarından vazgeçebilmesi için ya evine haciz gelmiş olmalı, ya da borç harç yüzünden satmak zorunda kalmalı. Annem benim. Böyle düşünüyor işte.

Seçimleri azaltmak diye anlatıyorum bazen. Zamanını alan, dikkatini dağıtan fazlalıklardan kurtulmak.. Bu arada dediğim gibi, zaten okuyorlar yazılarımı. Ama bazen de bir şey diyemiyorum işte. Susuyorum. Çünkü sadeleştikleri zaman geriye kalacak olan kocaman zaman boşluğunu nasıl dolduracaklarını bilmiyorum. Onlarda bilmiyor. Yani ben kendime bir yol çizebildim. Çok sevdiğim, inandığım işleri yapıyorum. Daha çok geziyorum, daha çok yaşıyorum. Ev temizliği, düzeni gibi konulara ayırdığım zaman minimumda. Giyeceğim, yiyeceğim şeyler hakkında seçimlerimin sayısı epey az. Ama onların tüm dünyası ev. Zaten belli bir yaşa gelmişler. Babam seyahat etmekten bıkmış, evine hasret emekli bir adam. Annem kocasına hasret bir kadın. Evin içinde, bibloları, vazoları, tabloları, en son zaman kullandıklarını hatırlamadıkları bir dolu eşya ile yuvarlanmaya bayılıyorlar. Sadece ev demek isterdim ama bir de eve sığmayan eşyalarını sakladıklarını depoları var. Hatta annemin bir de mutfak kileri var. Darbe girişimi olduğunda sokağa çıkma yasağı ilan ettiler ya. Ben bizimkilerin evine sığınmıştım ve en çok sevindiğim şey o kiler olmuştu. En az 6 ay yeter diye düşünüp içten içe rahatlamıştım. Geçenlerde de anneme yemeğe gittiğimde mutfak tezgahının üzerinde bir filtre kahve makinesi buldum. Bizimkiler kahve sevmez bu arada. Türk kahvesi sadece. O da çok nadir. Neyse, anne bu ne dedim? Senin eski makinen demez mi? Kadın 6 sene önce aldığım, İstanbul'a taşınırken de Bursa'ya gelip gittikçe kullanırım, sen de kalsın diye verdiğim makineyi saklamış. Nasıl bir azim! Tabi sakladığını o bile unutmuş. Bir şeyleri eşelerken bulmuş. 

Neyse işte. Diyeceğim şu ki, benim bizimkilere eşya anlamında sadeleşme konusunda pek faydam yok. Hal böyle olunca sürekli zihinsel fazlalıklar ve bilinçaltındaki tortulardan arınma mevzularına değiniyorum. Bu daha çok ilgilerini çekiyor diyebilirim. Bazılarında sadeleşme içten dışa oluyor, bazılarında ise dışarıdan içeriye. 

Mesela ben önce etrafımdaki eşyalardan, materyal fazlalıktan kurtuldum. Günlük hayatta basit gibi görünen ama epey oyalayıcı seçimlerimin sayısını azalttım. Birden her şeyi sessize almışım gibi oldu. Böylece öncesinde sağır olduğum, duymadığım sesleri duymaya, görmediklerimi görmeye, bildiğimi sandıklarımı yeniden öğrenmeye başladım. Esas içsel yolculuğuma adımımı attım. 

Bazıları içinde önce içsel yolculuk başlıyor. Sonrasında maddeden özgürleşme geliyor. 
Yani bu aralar eşya fazlalılığı ile mücadele halinde iseniz ya da bizimkiler gibi eşya fazlalılığı size rahatsızlık vermiyorsa, bir de bu yöntemi deneyin derim. 
Yani önce içinize dönün. 
Zira iki yolunda başlangıcı ve sonu sadece sadelik, sürekli hafiflik..

Sadelikle..


Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

7 yorum

  1. Benim evde sanki taşınıyormuşum da eşyaların yarısı gitmiş gibi.Üstelik eşime ve 2 çocuğuma rağmen. Annem her geldiğinde soruyor. Halılar nerde? Masa nereye gitti? Sürekli kapının önüne bir seyler koyuyorum.Herkes eşya yeniliyorum galiba diye düşünüyor. Evden çıkan çok ama yeni şeyler yok. Çevremdekilere pek anlamlı geldiğini söyleyemem o yüzden bu konuda onlarla konuşmak istemiyorum artık. Hatta çok eleştirilmek de istemediğimden-açıklamalarım onlara yeterli gelmiyor- bir müddet ara verdim sanırım. Şu aralar ufak tefek şeyleri balkona istifliyorum.Ama orda bile beni rahatsız ediyor doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim çevreme de çok anlamlı gelmemişti, ve hatta aileme bile anlamlı gelmiyor ama bu yaşam tarzının bana çok iyi geldiğini gördükleri için fazla ses etmiyorlar sağolsunlar🙏🏼😌 ara sıra soluklanıp durmak iyidir. Yavaşlamak güzeldir😘

      Sil
  2. Yine muhteşem bir yazı. Galiba anne babalarımızın evleri kalabalık olsa da ruhları bizden daha sade, muhtemelen hayatı bizim gibi koşturarak yaşamadıkları için olsa gerek. Bir de benim bir yılda satın aldığım kadar kıyafeti annem 10 yılda satın aldığı için daha bir kıymet veriyor olabilir eşyalara. Bir de bizim evde herşeyi "annen görürse attırmaz şimdi" diye gizli gizli atan babam, "baban görürse kesin bunları atar" diye gizli gizli biriktiren bir annem var. Biri sadelikte diğeri istifçilikte uç noktalar ve birbirlerinin bu özelliklerini bilemeye devam ediyorlar. Bu arada babama geçen gün senin yaşam tarzından, yazılarından bahsettim, bayıldı resmen. Sevgiler Banucum. ����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen yazdığın gibi. Harika tespitler! Onlar için eşyanın kıymeti daha bir farklı. O yüzen ses etmiyorum artık. Ama annem bu ara zihinsel fazlalıklardan kurtulma konusuna çok merak sardı :) bu arada babanın ellerinden öp benim için lütfen, çok sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

      Sil
  3. Rahmetli annem hayattayken 99 depremi sonrası biz bir el atmıştık bu duruma. Depoda biriktirdiğimiz onca şeyi indirip, temizleyip deprem bölgesine göndermiş ve o arada yığılmış ütü ve saç kurutma makinelerini de elden geçirmiştik. Niye onlar yığılmış diye sorma hiçbir fikrim yok :) Sonrasında ise yeni yeni şeyler almamakla beraber pek fazla azaltabildiğimizi de söyleyemem ama her yaz dönemi sonrası eve dönüşünde gene benim kız bir sürü şey atmıştır diye söylendiğini iyi bilirim :))) Olduğu yerde gene atıyor bu gene atıyor diye söylene söylene izliyordur beni kesin.

    YanıtlaSil
  4. Eskilerin biriktirmesiyle şimdiki genç nesilin biriktirme hissiyatları bence farklı..eskilerin çoğu yokluk olursa veya anı mahiyetinde sanki. genç nesilse bazen şımarıklıktan bazen de paylaşmayı hiç bilmemekten belki sürekli almak almak almak istiyor...senin benim gibileri kastetmiyorum tabi.. çevremdeki gençleri gözlemliyorum..mesela kütüphane kuruldu çalıştığım işyerine.. adım gibi eminim verebilirler en az 1 kitap yada satın alıp verebilirler evden olmasa bile.. yok ııh.. onlar 15 inci rujun bilmemne markanın indirimini düşünüyorlardı..küçümsemiyorum yanlış anlaşılmasın..üzülüyorum şaşırıyorum...gelmiyor işte içlerinden böyle birşey...bu işler zorla olmaz çünkü.. değişim arzuyla ihtiyaçla oluyor sanırım....o olmayınca da değişim olmuyor zorlasan da zorlamasan da

    YanıtlaSil
  5. Oğlumun odası kedi yavrusunu kaybetse bulamaz cinsinden �� Bu akşam biraz sohbet ettik.. odasını sadeleştirirse toplamak daha az zaman harcayacağını, dolayısıyla rahatlayacağını ve benim sızlanmalarıma �� maruz kalmayacağını vs vs anlattım... anladı da... yarın ilk işi bu olacakmış... şimdi yattı ve ben düşünürken bu yazınızı gördüm... tevafuk işte... ben ucundan köşesinden başladım... kendime göre de epeyce yol katettim derken baktım ki ifade effiğiniz üzre zihinsel sadeleşmem depara kalkmış... farkında olmama vesile oldunuz... kah okuyarak kah ibadet ederek bu süreci yaşıyorum... keyifli mi? Çooookkkk �� Şu madden sadeleşme... Peygamber Efendimizin ( sav) "Siz işitmiyor musunuz, siz işitmiyor musunuz? Sade yaşamak imandandır" buyurmasıyla daha bi önem kazandı hayatımda... hülasa sade yaşam biz insanların fıtratında var demek ki... sağol be güzel yüzlüm... Allah çıktığın yolda utandırmasın inşaAllah....

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik