Hayatı Sade Yaşayanlar..

Mart 02, 2017


Merhaba. Adım Eylül. 41 yaşındayım. İki oğlum, iki kedim, bir kocam, 86 yaşında bir babam, bahçeli bir evim, tam zamanlı bir işim var. Yakın zamana kadar bir de köpeğimiz vardı ama kaçırıldı. Yakın zamana kadar barınaktan bir tane daha sahipleneceğiz. 

Hayat 06.15’de, çocuklarımın kahvaltılarını hazırlayıp servise bindirmekle başlıyor. Gün içinde anne, sevgili, koordinatör, aşçı,  şoför,  temizlikçi, çamaşırcı, şifalandırıcı kısacası halledici ve toparlayıcı olarak tüm rollerimi eksiksiz tamamladıktan sonra yatakta biraz kitap okuyup ya da bir bölüm dizi izleyip uyumakla bitiyor.

İlham yaşamda çok kıymet verdiğim bir olgu. Sizden oldukça nasiplendim. Belki ben de size ya da sizin vasıtanızla başkalarına bir parça verebilirim diye kendi hikâyemi paylaşmak istedim.

Benim yolumdaki büyüklü küçüklü birkaç başlık şöyle:

  • Sistemle simbiyotik ilişkini kesmenin yolu borçlarını kapatmaktan, bankalarla ilişkini minimuma indirmekten geçiyor. İki kredi borcumu, 2 kredi kartımı, ek hesabımı falan planladığım sürede, yönümü hiç kaybetmeden sıfırladım. 3 ay kadar hiç kredi kartı kullanmadım ama internet üzerinden kitap vs. alışverişi yaparken süreç sıkıntılı geçti. O yüzden şu an limiti sadece 500 TL olan bir kredi kartım var. 2 ayda hatırı sayılır bir birikim de yaptım üstelik.
  • Gerçekten ihtiyacımız olan şeyleri listeliyoruz. Sonra her ay 2-3 şey alıyoruz o listeden. Böylece hem gereksiz “neydi ya, ne lazımdı” diye düşünmekten hem de ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaktan korunuyoruz.
  • Su ısıtıcı (kettle) kullanmaktan vazgeçtik. Bir gün kahve için su ısıttığımızda suyun tadı erimiş plastik gibi kokuyordu. Şimdi pek şirin bir çaydanlığımız var. Üstelik elektrik faturasında da ilk ay 20 TL bir düşüş gözlemledik.
  • Yıllarca nescafe, coffemate ve bolca şekerden oluşan kahvemi (ki günde en az 6 kupa), french press, filtre kahve ve kahve kreması ile değiştirmeyi ve şekerle vedalaşmayı  başardım.
  • Eskiden iki kitaplık, çifter sıra tıka basa doldurulmuş raflar yerine şimdi gerçekten pek çok sevdiğim kitapların ferah ferah konakladığı tek bir kitaplığım var. Diğerlerini yeni kurulan mahalle kütüphanelerine bağışladım.
  • Kullandığım eşyalar biblo gibi olmalı, şirin, renkli ve özgün. Bunun dışında süs olsun diye biblo sevmem. Takı sevmem. Tabii ki kişisel tercih bunlar. Ama evim bu açıdan bir dağınıklık krizi yaşamıyor.
  • Çocuklarım her zaman eş dosttan gelen (bazen bit pazarından da) 2. el giysi de giydiler. Ufaklık abisinin giysilerini giydi. Alışveriş yaparken de mottom pamuklu, kaliteli ama gerekli olduğu kadar. Ve her zaman sezon sonu bir sonraki sezonun alışverişini yaparım.
  • Mutfakta misafir için ekstra setler, günlük kullanılmayan, üst raflarda yer alan malzemeler yok. Her şey yeterli sayıda, ne az ne çok. Maalesef şu anda yaşadığım evin mutfağı çok sıkıntılı olduğu için çok derli toplu görünmüyor. Ama dolapları yeterli olsa idi gayet sade görünürdü.
  • Zaman kazandırıcı her türlü büyük/küçük alete yatırım yapmaktan çekinmem. Buhar kazanlı ütü, çamaşır kurutma makinesi vb. En son standlı mikser aldım. O kendi kendine döne döne kek yaparken ben o arada mutfağı falan topluyorum. Üstelik daha çok karıştırdığı için daha pofuduk kekler oluyor. (Beslenme nedeniyle haftada 3 kez kek yapıyorum da!)
  • Kedilerin tuvalet ihtiyaçlarını gidermesi için bahçeye alıştırdım. Böylece hem kum masrafından hem kokudan, hem de temizlemek için gerekli olan zamandan kurtuldum. Ama geçe 5’te oda kapısını açıp mav muv deyince kalkıp onları bahçeye çıkarıyorum. Denge. (Kapıların kulpuna atlayarak açan bir kedim var, diğeri de onun peşinden geliyor)
  • Çocuklar devlet okuluna gidiyor. Yıllardır evde ödev krizi olurdu. Bu yıl okuldan sonra özel bir etüt merkezine verdim. Ödevlerini orada yapıyorlar. Yeni arkadaşlar edindiler. Ben de cırlamıyorum böylece.
  • Alışveriş konusu. Artık ne alacaksam alayım “işte bu” duygusunun oluşmasını bekliyorum. Olmadıysa almıyorum, alamıyorum aslında. Vurulmalıyım, çarpılmalıyım. Bu ekmek kesme tahtası da olabilir, şık bir elbise de. Sezonda alışveriş etmekten hiç hoşlanmıyorum. Mutlaka indirim zamanlarına denk getiririm. Ya da outletlerden alışveriş yaparım. Ya da bit pazarlarından. Almanya’ya gittiğimde herkes Berlin Duvarı’nı görmek isterken ben bitpazarının yolunu tutmuştum.
  • Saçımı sarı seviyorum. Yıllardır röfle yaptırırdım ama yapım aşamasından nefret ederdim. Hemen de dibi çıkar. Ombre diye bir şey buldum şimdi. Her şeyi biraz geç keşfediyorum da. Gerçi kuaförümün söylediğine göre 40 yıl önce de yaparlarmış, krape meç derlermiş o zaman. Dibi çıkınca da o kadar farketmiyor, hem de yapımı daha kolay.
  • Ben e-kitap tarzı şeyleri sevmiyorum. Yatağa yatıp, baş ucu lambamı açıp döne döne, koklaya koklaya okuyacağım kitabı. Genellikle arkadaşlarımla kitap takası yapıyoruz. Hepimiz çok hassasız bu konuda. Bitirince mutlaka iade ederiz, kitaba özenli davranırız. Bazen de internet üzerinden sipariş veriyorum.
  • Tabii ki bir anne olarak gündemimdeki ilk konulardan biri ev ahalisini nasıl besleyeceğim. İki yıl tiksindim tavuktan, almadım mesela. Oysaki çocuklar bayılır tavuk suyu çorbaya. Şimdi birini buldum. Kendi besliyor, kesiyor, temizleyip eve kadar getiriyor. Sapsarı bir su çıkıyor tavuktan. İlk yaptığımda çocuklar bu ne çorbası dedi şaşkınlıktan. Yumurta da alıyorum aynı kişiden. Yaşadığım yerde bir de organik pazar ama eskisi kadar beğenmiyorum ürünlerini. Çocuklar bebekken kargoyla organik ürünler satın alırdım, herkes deli gözüyle bakardı bana. Bir köydeki kasaptan yaprak et alıyorum. Kısmen yakın bir yerde eski bir Ermeni değirmeni var, taş değirmen, rafine olmayan unu oradan almaya çalışıyorum. Tadı mükemmel. Mümkün olduğunca güvendiğim yerlerden güvendiğim ürünler almaya çalışıyorum. Her zaman olamıyor tabii.
  • İhtiyaçlarımı yapabiliyorsam kendim gidermeye çalışırım. Evdeki herkesin tığ ile örülmüş bir battaniyesi/yatak örtüsü var. Çocukların odasında vurulduğum bir perde,  klozetin önüne de yavruların ayakları üşümesin diye küçük bir şey bulamayınca kendim paspas ördüm. Eski mobilyaları istediğim renklerle boyayıp dönüştürürüm. Sonra da karşısına geçip “ne güzel yaptım”ın keyfini çıkarırım. Etamin, resim, transfer, dekupaj, örgü bir şeyleri kendi rengime dönüştürmek için kullandığım yöntemler. Yaratmak, dönüştürmek benim için  son derece arındırıcı bir süreç. Anda kalmak dedikleri.

·                            Yapamadıklarım/İtiraflar : 

  •     Duramıyorum. Sürekli tamamlamam gereken “to do list”lerden olsa gerek boş boş duramıyorum, meditasyon yapamıyorum, beynimi susturamıyorum, vücudumu yeterince dinlendiremiyorum. Sadelik konusunda iyi bir performans göstersem de sakinlik konusunda sınıfta kalırım. Hatırlamadığım yabancı bir ülkede yapılan, açık havada uzun süre edimsiz kalan insanların olduğu bir fotoğrafı görmüştüm. İçim sıkılmıştı resmen. Duran Kadın olmayı öğrenmem lazım.
  •     Daha kurtulamadığım eşyalar, düzenleyemediğim bölümler, rayına oturtamadığım planlar var. Evet ama bir günde minimalist olunmuyor. Gerçi çok yıllar önce ''simple life'' üzerine okumalarla başladı bu süreç ve o günden bu yana AVM'lerde darlanmakla neticelendi ama daha da epey bir yol var kat etmem gereken.
  •       Spontane hadiler bir geriyor beni. Çünkü hemen bunu yapmam lazım, sonra da bunu yaparım, sonra da bunu yapmak istiyorum şeklinde listelerim var.
  •     Evin genelinde değil ama kişisel alanlarımda oldukça dağınığım. Ofisteki masam, çekmecelerim, gardroptaki bana ait bölümler genellikle almış başını epey bir gitmiş oluyor.

Liste insanı Eylül’den şimdilik bu kadar. Tahmin edersiniz ki check atmam gereken daha pek çok madde var :)

Sevgiler.
Eylül

Şuraya bir de foto kondurduk mu tamamdır .


Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

9 yorum

  1. çok sevdim bu aileyi harika...

    YanıtlaSil
  2. banu etkisi...

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Eylül,
    Muhteşem, paylaşımını çok sevdim. Kendime de epey benzettim :)
    Bahçeli ev hala hayalimiz, ama borçlarımız kapatıp birikim yapmaya başladık. Bir kedim ve bir kızım var, tam zamanlı bir işim..
    Şekeri ben de bıraktım nihayet, haftada 3-4 gün spora da devam ediyorum.
    Evi de epey sadeleştirdim, ki hala epey yolum olduğunun farkındayım :)
    Sevgili Banu, seni takip etmeye başladığımdan beri (Kasım 2016), fazlalıklar ve yapılacaklar altında boğulma hissim azaldı. Kozmetik alışverişlerini de neredeyse sıfırladım :)
    Sevgiler
    Sevinç

    YanıtlaSil
  4. harika bir paylaşım olmuş..Teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Çok tatlı bir foto ya:))) yazıyı da bayıldım. Deneyimleri okumak çok iyi oluyor.

    YanıtlaSil
  6. Çok sevdim bu yazıyı. Ve bir de çok teşekkür sevgili banu'ya.paylaştıkça , kendimize çok benzettigimiz, ne hoş insanlar var dediğimiz insanları biraraya getiriyor burada.keşke bir gün kocaman bir buluşma olsa , tanissak, eminim yıllardır arkadaşmisiz gibi uzun sohbetler olurdu.aysu

    YanıtlaSil
  7. Fotoğraf ne kadar pozitif hoş.. Allah daha mutlu rahat ettirsin..
    "duran kadın"....işte burası ben...olamıyorum duran kadın...çalışıyorum inşallah yavaş yavaş yapabilicem...

    YanıtlaSil
  8. Ne kadar güzel bir paylaşım :) Bende ba-yıl-dım 👍🏼

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik