Bir Mutfağın Anatomisi

Mart 09, 2017


Mutfak nedir diye sorsam?
Klasik bir evin, yemek yapılan bölümü diyeceksiniz.

Ama o kadar basit değil;
Evin anne kişisinin, dekorasyondan, tasarıma kadar kök söktürdüğü, evdekilerden çok yan komşu Nejla hanımın fikirlerinin alındığı, "sakın dokunma, onları misafirlere ikram edeceğiz" cümlesinin duvarlarında nakış nakış işlendiği hayatın lokantasıdır.

Anne bildiğin mutfağın muhafızı gibidir.
Gibisi fazla aslında, direk muhafızdır.
İsterse evin en uzak kısmında olsun, buzdolabının açılacağını anlayarak "açma çocuğum, söyle bana ben vereyim" cümlesi ile kendisi gelmeden seni olay yerinden uzaklaştırır.
Çünkü mutfağın en kutsal emaneti BUZDOLABI'dır.

Fırın, bulaşık makinesi önem sırası olarak buzdolabından sonra gelir.
Sonra tencereler, tavalar, kaşıklar, yemek takımları, plastik kaplar, bardaklar... lar lar lar... diye uzayıp giden bir yığın eşya grubu ile sarılıp sarmalanır mutfak.

İşte biz bu mutfaklarda annelerimizden misafir için ayrı, kendimiz için ayrı yemek takımlarını canımız pahasına korumayı öğrendik.
1 tanesi kırılınca takım bozuldu diye yas tutmamız gerektiğini,
Akabinde kıran kişinin kalbini kırmanın ona verilecek en iyi ders olduğu konusunda bilgilendirildik.

Hem ne demek 12 kişilik yemek takımının pasta tabağını kırmak..
Aynısını bulamamak,
Ya eve 6 kişilik misafir grubu gelirse ve biz bir tanesine farklı tabak vermek zorunda kalırsak.
Bi hayal etsenize, mavi yaldızlı takımın yanında sarı çiçekli  tabak!
Olacak iş mi bu ?

Hele o çeyiz adı altında mutfağı işgal eden envai çeşit eşya kirliliğine ne demeli?
Bildiğiniz üzere yeni Türk yapısı evlerinde, fazla kullanılmaz diye düşünüldüğünden sanırım , mutfakları 2 kişiden fazla kişinin girmemesi için tasarlıyor mimarlar.
Hepi topu 3-4 tane dolap içine 12 kişinin ağırlanabileceği eşyaları sıkıştırmak zaten başlı başına meziyet...
Ee bir de mahalle baskısı var üzerimizde..

-Kahve makinesi al çok iyi kahve yapıyor
-Ekmek kızartma makinesi olmadan olur mu hiç?
-Misafir için çay bardağı aldın mı?
-Yumurta pişirme makinesi, en büyük icat, çok kullanışlı..
-Yeşillikleri kurutmak için olanı almayı sakın unutma!
-Bir yaprak sarıyor bu makine, aklın durur, yoksa sen almadın mı? 

Yani;
Dolaplarda kıyı köşede yer kaldıysa bunları da oralara tıkıştır ki, bir gün kesin lazım olur.

İşte en tehlikeli cümle;

"BİR GÜN KESİN LAZIM OLUR"

Zaten ne geldiyse başımıza  yukarıdaki cümle yüzünden geldi.

Henüz 12 kişiyi bir araya toplamayı başaramamış olmak ya benim ayıbım, ya da hayali misafirlerimin. Henüz karar veremedim bu konuda..

Ama sırf bir gün gelecekler diye, en beğendiğim, kıymet verdiğim yemek takımlarını bekletmek, tabaklara karşı çok büyük bir ayıp,
Sonra demezler mi bana;
Sen bizi bunun için mi aldın?

Tabaklarımın kalbini kıramam, o yüzden hepsini kullanıyorum.
Doğal olarak arada sırada kırılanlarda oldu içlerinde..
Ama biz ne yaptık? Hayata kaldığımız yerden devam ettik.

Tencereler ile de konuşup gereksiz olanların tayinini çıkardık.
Daha çok ihtiyacı olanlara hizmet vermekten gurur duyacaklarını dile getirdiler.
Onlarla nasıl iftihar ettim bilemezsiniz.

Ev görmesi adlı kısa hediyeleşme seremonisinden artık minik bir dağ haline gelen borcamlar ise, artık dolaplarda yaşamaktan sıkıldığını söyleyince,
İçten içe hüzünlendim tabii.

Kim ister kapalı dolaplar içinde yaşamayı.
Ee sırf kullanayım diye ekonomiyi sarsmak da olmaz.
Ben de tuttum ellerinden, eve gelen hanım kızlara, annelere, çeyiz adlı çalışmalara başlayacaklarla tanıştırıp, birbirinden elektirik alanların birlikte yaşamasına vesile oldum.

Şimdilerde 4 kişilik hayatıma yetecek kadar mutfak eşyası ie yaşıyorum.
Dolaplarımda yer yer boşluklar var

Zaten bir kısmı bulaşık makinesi içinde yaşamını sürdürüyor.
Tam düze çıktım derken, yine yan şekilde kendini makinenin içinde buluyor yavrucaklar.

Geçenlerde bir çılgınlık yapıp eve yeni bıçak aldım.
Bizimkiler bi içerlendi.
Haklılardı aslında
7 tane bıçağı kullanmak için yeterli uzvumun olmadığını fark etmem fazla zamanımı almadı.

Ama işte bazı huylar genetik..
İnşallah minimum adlı kelimenin hakkını vermek için uğraşıyorum.
5 taneye inersem
2 ye de düşerim elbet.
Bunlar hep mutfağın ruhuna bürünmekten kaynaklanıyor.

Siz siz olun.
Eşyaları almadan bir daha düşünün.
Sonra farkında olmadan bağlılık içine girdiğiniz tabaklar, bardaklar ya da tencerelere gelen en ufak zarar sonrasındaki, içinizde öfke kabarcıkları, gözünüzde minik damlacıklar görülebilir.

Yok canım daha  neler demeyin.
Tenceresine isim takmış insan gördü bu gözler.

O yüzden mutfağa gerekmedikçe eşya almayın.
Küçük ev eşyaları dedikleri gibi değil.
Durdukça evde büyüyor, genişliyor, size yer bırakmıyor.

Sizi ele geçirmesine asla izin vermeyin.



Hadi sağlıcakla kalın güzel insanlar.

Yazar: Özlem

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

1 yorum

  1. bizim mutfağın anatomisi olmuş sanki.birde bir araba parası verip yeniden yaptırdığımız dolap ve tezgaha ne demeli.o kadar yemek programı seyredip seyredip hep aynı yemekleri yapmanın yanında lafı olmaz gerçi.aldığımız ,hayalini kurduğumuz züccaciyenin hesabını yaptığımız kadar semt pazarına gidip koca kış boyunca kaç kere pırasa kaç kere ıspanak yediğimizin hesabını yapmıyoruz.geceden kim ıslatacak kararı veremediğimizden nohut yada kuru fasulye kocaman saklama kavanozunda kurtlanmayı bekliyor.ama Bim sağolsun açlıktan kurtarıyor bizi her defasında.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik