Access Bars seansı sonrası...

Mart 06, 2017


Üniversite stajımı yaptığım sene tanıştım onunla. Sonra da bağımız hiç kopmadı. Garip, gizli güçleri olduğuna inandım hep. Çünkü ne zaman dibe vurmaya yaklaşsam pat diye yanımda biten birisidir Özler. İşin ilginç yanı derdini anlatabilen bir insan da olmadım hiç. Hissediyor, içine doğuyor diyorum. Yoksa bunları açıklayabilmek çok zor, siz de biliyorsunuz. Bir de öyle mıç mıç bir ilişkimiz de yoktur. Farklı şehirlerde yaşadığımız için yüz yüze görüşme imkanı senede 1 defa falan mümkün. Ama bazı insanlar bazılarına şifadır diyorum ya hep, Özler'de bana şifa olanlardan. 

Mesela sene 2009. Ben Amerika'da yaşıyorum o dönem. Nasıl diplerdeyim anlatamam. Kötü ama kurtulamadığım bir ilişki, içinden çıkamadığım sorunlar ve maddi problemler arasında debelenip duruyorum. Üzülmesinler diye telefonda aileme de bir şey anlatamıyorum. Klasik depresyon belirtileri; aşırı yeme, sürekli uyuma ve asosyallik almış başını gidiyor. Tartıda en son 67 kiloyu gördüğümü hatırlıyorum. Neyse, işte tam o günlerde Özler'den bir e-posta: ''Amerika'ya geliyorum''. Aslında bir arkadaşının düğünü için planladığı seyahatine benim yaşadığım eyaleti de dahil ediyor. Harika bir kaç gün geçiriyoruz birlikte. Ben sürekli susuyorum aslında. Ama duyabilene, sustuklarım bile çok şey söylüyor. O duyuyor beni. Biliyorum. Detaylara girmeyeceğim ama Özler'in ziyareti bana acayip iyi geliyor. Sonra ki dönemde toparlanmak için uğraştığım bir süreç başlıyor. 

Enkaz halinde Türkiye'ye geri döndüğümde, küllerimden doğmaktan başka çarem yok. Sonrası iş hayatı işte. Ne kadar çok çalışıp yorulursam, o kadar az hatırlarım! Zira düşünmek istemiyorum. Düşününce boğulacak gibi oluyorum. 

İstanbul macerama atıldığımda ise Özler'le sadece telefonla iletişim halindeyiz. Amerika'daki kadar kötü değilim ama bazı konularda inanılmaz tıkanmalar yaşıyorum. Zorlukları tespit edebiliyorum ama aşamıyorum (Sade Hayat'a çekilme dönemi). O günlerde yine Özler'den mesaj: ''İstanbul'a geliyorum!'' Diyorum ya bu kızın gizli güçleri var. 

Aradan aylar geçiyor. Sessiz sedasız Bursa'ya göç ediyorum. Olayı sansasyona çevirmek istemediğim için sadece yakın çevremin haberi var durumdan. Şimdiye kadar da maçı iyi idare ediyorum. Ama Ocak ayında bana şöyle bir hal geliyor. Nasıl tanımlayabileceğimi bilmiyorum ama inanılmaz bir isteksizlik ve uyuşukluk hali. Sanki tüm enerjim, kanım, canım çekilmiş gibi. Harika planlarım, yapmak istediğim bir sürü şey var ama bunları hayata geçirecek motivasyonum yok. Motivasyonu buluyorum, bu sefer zamanım yok. Zamanı bulduğumda ise enerjimi aşağıya çeken bir dolu şey yüzünden yine başa dönüyorum. Kısır bir döngünün içindeyim yani anlayacağınız. 

Bakın çok basit bir örnek vereyim. Aylardır ''Yaşam Koçluğu'' eğitimi almak istiyorum. Çok istiyorum! Severek yapacağıma da adım gibi eminim! Hatta aklımda bunu Minimalist Yaşam Felsefesi ile birleştirip biraz daha farklı yorumlamak var. Bursa dışında yaşayanlar için Skype, Facetime, Whatsapp üzerinden görüntülü görüşmeler hayal ediyorum. Hayali bile içimi ısıtmaya, heyecanlandırmaya yetiyor. Ama aylardır erteliyorum. Çünkü eğer bunu duyurursam ''aaa bak, işi de hemen ticarete vurdu'' derler ön yargısı yüzünden tıkandım kaldım.

Mesela okuyucularla buluşmalar düzenlemek, kahvemizi-çayımızı içerken sohbet etmek istiyorum. Ama cesaretim yok! Güleceksiniz belki ama cidden yok! Ya beni beğenmezlerse, ya hata yaparsam vs vs.. Daha bir sürü plan, proje böyle beklemede yani anlayacağınız. Şahane davetler, röportaj talepleri geliyor. ''Geri planda durmayı tercih ediyorum'' diye reddediyorum hepsini. Bir yandan bunu söyleyip, bir yandan da Instagram ve Facebook'ta blogumun reklamını yayınlatıyorum bu arada. Ücretsiz tanıtım etkinliklerine katılmıyorum ama üstüne para verip fikirlerimi, Gönüllü Sadelik kavramını tanıtmaya uğraşıyorum. Sonra ilgi görünce de ''ben geri planda kalmak istiyorum!''.
Nasıl bir ikilem siz anlayın işte! 

Ya da ben sizin için özetliyim;

Çünkü o hep yazılarımda anlattığım ''başkaları ne der, ne düşünür'' duvarını bir türlü aşamıyorum. Ve daha bir sürü blokaj... Yılların verdiği yorgunluk, olumsuz deneyimler, direnç gösterdiğim tüm bakış açıları, hisler ve düşünceler, alıp kabul etmeyi ve akışta kalmayı çoğu zaman bilinçsizce reddettiğim durumlar...

Mevzu uzar gider. Konuya geri dönüyorum. İşte tam bu noktada tahmin ettiğiniz şey oluyor: Özler arıyor. ''Bu hafta sonu müsaitim, hadi gel'' dediğini ve kendimi evinin önünde arabamı park ederken bulduğumu hatırlıyorum sadece. Sana ''Access Bars'' uygulaması yapacağım diye anlatmaya başlıyor. Kendi hayatında inanılmaz olumlu faydalarını görünce sertifikalı eğitmen olmaya karar vermiş. O günden bu yana Access Bars seansı uyguladığı insanların pozitif değişimlerini anlatıyor da anlatıyor. Bu arada ben böyle şeylere hiç inanmam. Sol beyinliyim. Özler'ciğim diyorum, peki ya kurtulmak istemediğim düşünce ve inançlar da giderse? Gülüyor. Korkma diyor, asla zararı yok.

En kötü ihtimalle 1 saat masaj yaptırmış olurum yaaa diyerek, sıfır inançla uzanıyorum koltuğa. 

Başımın belli noktalarına parmak uçlarıyla nazikçe bastırmaya başlıyor. Bu arada bazı cümleler tekrar ediyor. 1 saatin sonunda (ki nasıl geçtiğini hiç anlamadım!) cidden iyi bir masaj almış gibiyim. Pamuk şekerinden hallice. Tatlı bir uyuşukluk var üzerimde. Ve inanılmaz bir açlık. 1 saat önce kahvaltıdan kalktım bu arada!

O gece orada kalıyorum. Sürekli kendimi yokluyorum, değiştim mi acaba falan diye düşünüyorum Ama tık yok. Hatta biraz yorgun ve halsizim.

Bu halde uyuyakalmışım. 

Sonrası mı?

Mevzu buralara kadar geldi.


Hiç işe yaramadı demeyi isterdim. İnanın çok isterdim. Ama diyemem. 
Öğrendiğimi de bilmemiş gibi yapıp kendime saklayamam.

Seansı 18 Şubat'ta aldım. 
O günden bu yana öyle güçlü değişimler oldu ki hayatımda... 
Bazıları çok özel duygu ve düşünce kalıpları, bazı kişilerle ilgili durumlar..
Korkular..
Kendimle ilgili yapmayı isteyip sürekli ertelediğim konular. 

Minimalist Yaşam Felsefesi'ne de oldukça yakın bulduğum bu uygulama aslında tamamen zihinsel fazlalıklardan ve geçmişten gelen yüklerden kurtulmak ile ilgili. Özellikle konuşmaktan çok hoşlanmayan, sıkıntılarını başkalarıyla paylaşmaktan çekinen ve hatta kimseye anlatmak istemeyenler için oldukça hızlı işleyen pratik bir yöntem. Zira bu uygulama esnasında konuşmanıza hiç gerek yok. 

İşte bunca şeyi bu kadar kısa sürede bizzat tecrübe edince dayanamadım.

Eğitimini alıp Access Bars sertifikalı uygulayıcısı olmaya karar verdim.

Evet, bunu da yaptım. Sertifikamı aldım. Yani artık ben de seans verebiliyorum. 

Access Bars uygulaması ile ilgili detayları ve faydalarını da buraya ekledim. 

Bu tarz uygulamalara ister inanın, ister inanmayın. 

Her zaman inanmayan bir kitle olacaktır ki ben de sizden birisiydim. Ön yargılarınızı çok iyi anlıyorum. Faydası psikolojik olabilir diyenlere verebileceğim tek yanıt şu olabilir. Ben inanmadım. İnanmadan, arkadaşımı kırmamak için seansı yaptırdım. Günlerce de 'ne saçma şey ya' bu diye dolanıp durdum ortalıkta..

Yani diyeceğim şu ki hayatınızda sadece bir kez olsun mutlaka Access Bars seansı alın. Bu seansı almadan ön yargılı davranmayın.

Ve her zaman soruda kalın. Çünkü sahip olduğumuz şey sorulardır.

İnanç sistemlerinize, bakış açılarınıza meydan okuyacak olan sorular. Sınırladığınız alanların kilidini açacak ve seçime sahip olmamayı seçtiğiniz yerlere ışık getirecek olan sorular. Şimdiye dek hayal ettiğinizin ötesinde harikulade bir hayatı nasıl oluşturabileceğinizin farkındalığını kolaylaştıran sorular..

Acaba neler mümkün?
______________________

Sorularınız için bana banu.vt@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. 

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

10 yorum

  1. Günaydın 😊 Nasıl ihtiyacım var o bir türlü kalkmayan blokları kaldırmaya 😞 Teşekkürler yine bu güzel aydınlatıcı yazı için. Ama siz boş verin o diyecekleri bir türlü bitmeyen hiçbir şekilde memnun edemeyeceğimiz 'elalem'i .Bir kahvede olsun buluşun gönlüne su serptiklerinizle ! Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakında kahve sohbetlerine başlıyoruz Kübra'cığım :) sabırsızlıklar içindeyim.. nasıl hafifledim ve özgürleştim anlatamam.. ben de kendime sürekli boş ver diyordum ama uygulamaya gelince tıkanıp kalıyordum. o nasırlaşmış korku ve düşünce kalıplarından kurtulamıyordum. Şimdilerde ise sanki Sade Hayatım yeni başlamış gibiyim :) sevgi ve muhabbetle...

      Sil
  2. Sevgili Banu, daha önce de duymuştum Access Bars uygulamasını. Regresyon terapisi, nefes terapisi gibi bir kaç şey denedikten ve istediğim kıvamda bir tını yakalayamadıktan sonra bu da böyle bir şey diye vazgeçmiştim. Şimdi bir arkadaşım denemiş, olmuş, iyiymiş o zaman gibi bir duyguyla yeniden gündemime aldım. Hatta akupunktur da yapan doktor bir arkadaşıma da yazının linkini gönderdim, doğuştan şifacı insanlardan bence, bununla da ilgilense ne iyi olur diye düşündüm. Ömrün uzun ve ışıl ışıl olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylül, çok duygulandırdın beni.. çok teşekkür ederim. Seansı bana yaptırmak zorunda değilsin ama olur da bir gün kendini hazır hissedersen bulunduğun şehirde olan sertifikalı bir uygulayıcı ile denemeni öneririm... Bursa'ya yolun düşerse de bir kahve üzeri sohbet ederiz diye içimden geçti :) akapuntur yapan arkadaşının da ilgisini çekeceğini düşünüyorum zira access bars noktaları aslında akapunktur noktaları. sonsuz sevgi ve muhabbetle..

      Sil
    2. Kahve üstü sohbet iyi olur :)

      Sil
    3. Harika❤O zaman niyetine girdik diyelim😌😘

      Sil
  3. Merhabalar Banu Hanım, hayırlı olsun çok sevindim. Bu konuyla alakalı size mail attım. Sabırsızlıkla cevabınızı bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, gün içinde okuyup size yazacağım. Sevgiler❤

      Sil
  4. Siz ne derseniz varım. Kurcalama araştırma gereği bile duymuyorum.
    O kadar sonsuz güveniyorum.
    Kesinlikle çok isterim ama İstanbul'a gelecek misin sevgili Banu:)
    Şimdiden randevumu alayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Yazdıkların bana onur verdi. Şimdiye kadar inanmadığım hiç birşeyin peşinden gitmedim. Seans sonrası öylesine güçlü değişimler yaşadım ki karşı koymam imkansız oldu... İstanbul'a gelmeyi çok istiyorum. Mutlaka haber vereceğim. Hayat sana kolaylık, neşe ve ihtişamla gelsin!

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik