Arkadaş mı yoksa Terapist mi?

Şubat 21, 2017

Artık kimseyi dinlemek, hatta konuşmak dahi istemeyecek kadar tahammülsüz hissettiğiniz dönemler oldu mu hiç? Benim oldu. Zaten konuya girmek için bu soruyu sormam gerekiyordu.

Lafı fazla uzatmayacağım. 
Bir süre önce bana geldiler.
Telefonumu ve kulaklarımı kapatıp sadece kendi kafamın içindeki gürültülerle oturmak istediğim bir dönemdeyim.
O gürültüler ki diğerlerinden daha yorucu, acımasız ve patavatsız..
Düşün, buna razıyım!


Oldum olası telefonda uzun uzun konuşmayı ya da mesajlaşmayı sevmedim.
Sevmeyeceğim!
Saatlerce... Dakikalarca...
Sonu gelmeyen mesajlar.
İçeriğinde asla aşağıdaki cümlelerin geçmediği ya da öylesine hızlıca geçiştirildiği uzuuuuuuun telefon konuşmaları...

Banu, sen nasılsın? (içtenlikle!)
Bir derdin, sıkıntın var mı? 
Sesin de durgun geliyor, iyi misin?

Onlar anlattı, ben dinledim.

Zerre kötü niyet yok bu arada.
Sorsan farkında bile değillerdir.
Bunu kendime ben yaptım.
Ruhum üzerimden topraklama yapılmasına izin verdim.

Zaten yeni bir hayatın mücadelesi içindeyim, benim de zorluklarım var, hayat bana gül bahçesi değil diyemedim. Ya da telefon görüşmesi 15 dakikayı geçince aslında o an halletmem gereken işi ertelemek yerine, kusura bakma, müsait değilim diye kestirip atamadım.

Sade hayatla ilgili şöyle bir yanılgıya düştüm.

İlişkilerdeki alma-verme dengesini bozdum. 

Yaşasın sade hayat, arkadaşlarıma daha çok vakit ayırmalıyım, 7/24 müsait olmalıyım, oh ne ala mualla kafasında giderseniz benim gibi tahammülsüzlük noktasına çabuk ulaşırsınız.

Siz bunu yapmayın.
Kimsenin esnetemeyeceği, esnetmeyi teklif dahi edemeyeceği kurallarınız olsun.
Birilerinin size sürekli derdini, elemini, kederini anlatarak üzerinizden topraklanmasına izin vermeyin.
Onlar anlatıyorsa, siz de canınızı sıkan bir problemi abartarak anlatın.
Ya da tam konuşmaya başladığında 'inan dinlemeyi çok isterdim ama hiç havamda değilim' demeyi bilin.
Ben artık diyorum. Yani son bir kaç gündür...
Vallahi bak. İsterseniz sorun.
Bir kaç kişiye söyledim. Oh be dedim, dünya varmış.

Zamanım, enerjim şu an bana çok lazım.
Hem de her zamankinden daha çok lazım.
Bak şimdi.
Aklımda bir sürü proje var. Yazmak için sabırsızlanıyorum. Sabah oturuyorum bilgisayarımın başına. Bomba gibiyim. Kahvemden bir yudum alıyorum. Pat whatsapp mesajı: ''Moralim çok bozuk''. Bir de böyle damardan kelimeler seçiliyor ki cevap verme sürem uzamasın. Yahu daha dün gece saatlerce konuşmadık mı? Neyse en az yarım saat karşılıklı mesajlarla geçiyor. Bir şekilde konu kapanıyor. Ama çoktan kafam dağıldı bir kere! Ne yapacaktım ben? Derken hooop telefon arama sesi. Mümkün mü? Bölünmeden çalışmak mümkün mü? Bu sefer bir başkası. Bak hiç abartmıyorum, en az yarım saat daha böyle geçiyor. Anlatıyor da anlatıyor. O öyle demiş, acaba yanlış mı davranmış, aramasını beklemiş, aramamış, bence arar mıymış... Konular, kişiler, karakterler hep aynı. Yani bu artık arkadaşın derdine ortak olmak değil, günün ciddi bölümünü ayırdığın ücretsiz terapi seansı.

Nereden mi biliyorum?
Sevgilisi ile arası düzelince günlerce aramayan-sormayan, sadece canı sıkkın olunca telefona sarılanlardan oluşan küçük bir listem var.

Memnun oldum. Ben bir terapi arkadaşıyım.

.......................

Velhasıl ilişkilerdeki bu alma-verme dengesini bozunca tükendim.
Tükendikçe enerjim çekildi.
Günlerdir tek cümle yazamadım.
Parmaklarım değil, düşüncelerim kilitlendi.
Biraz çözülünce, bu duyguyu okumaya ihtiyacı olan birileri vardır belki diye anlatmak istedim.

Çok basit bir hatırlatma;
Arkadaşlık ilişkisi duyguların iki yönlü paylaşımı ve alma/verme dengesi ile mümkün. 
Sadece  ve sürekli tek yönlü bir paylaşımın söz konusu olduğu ilişkiler, terapist rolünü üstlenen bireyin içini boşaltmaktan başka işe yaramaz.

Sadeleştikçe sevdiklerime daha çok zaman ayıracağım, yaşasın, oley filan derken terapist rolüne bürünmeyin. Bu noktada ''denge'' yeni favori kelimem.

Bir de bunu okuyan bazı arkadaşlarım, acaba bu yazıda bahsedilen ben miyim diye düşünecek, hatta belki de dayanamayıp soracak.

Ben de ''Saçmalama, tabi ki sen değilsin, geçen sana bahsetmiştim ya, o işte'' diyeceğim. 

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

23 yorum

  1. Banucum;

    Şöyle uzun bi ohhhh çektim.Sadece ben kendimi zannediyordum böyle düşünen.Birde böyle düşündüğü için zaman zaman suçluluk duyuyor insan.Kendini sorguluyor kötü bi arkadaş mı oluyorum ben diye...Velhasıl çok iyi geldi .Hatta şu an bende face'den paylaşıyım belki üstüne alınan olur 😚 Yüreğine sağlık.
    Zahide

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zahide'ciğim, canım..
      bu yazıyı yazdıktan sonra ben de derin bir ohh çektim desem :)

      Sil
  2. ben de telefonla saatlerce konuşmayı sevmiyorum. basit şeyleri tekrar tekrar konuşmak, dinlemek, dinlemek, tekrar dinlemek yoruyor beni. üşeniyorum da. hem insanlara bu kapıyı açıp sonrasında ''sıkıldım'' dememin de kendi kendimin geliştirdiği bir tür yükseklik kompleksi olduguna karar verdim. o kadar yükseğe çıktığını sandığında çok altlara inmek de kolay tabi. :). cunku bunu gectıgımız yıllarda defalarca yaptım. hem arkadaşlarıma bile isteye 7/24 destek yastığı oldum hem üzüldüm. başlarda paylaşım diye nitelendirdiğin şey sonrasında tek taraflı bir iç dökme haline gelince önce bir sarsılıyorsun. alıştıkça alışıyor çünkü. kalbini, deneyimini, evini açıyorsun. zamanını paylaşıyorsun. aklın başına gelip ''ya neden böyle oldu'' dediğin an uyandığın an. sahne bir daha tekrarlanmayabilir eğer gerçekten ''dur'' dersen. ama içindeki sevilmeme korkusuna karşılık gelen bir ilişki biçimiyse de geçmiş olsun, ayşe fatma ahmet isim değişecek ve olay başka isimler ve mekanlarla yeniden can bulacak.

    hiçbirimiz birbirimizin terapisti değiliz dediğin gibi. bunu kendimize yapmaya hakkımız da yok. insan önce kendisine en yakın arkadaşı olduğu için iyi davranmalı. kendini dinlemeli. kendini sevmeli. her yorum yazdıgımda kendimizi sevmeliyiz diye yazıcam sanırım :)) çünkü ne kadar yazıp yüksek sesle söylersem o kadar içselleştiriyorum. bu afirmasyon günlük ritüel haline gelsin ve ''ben kendimi çok seviyorum, ben kendimin en iyi arkadaşıyım.'' diyelim aklımıza her geldiğinde.

    kendinin arkadaşı olmayanın dışarıyla dengeli bir ilişki kurması pek mümkün değil nihayetinde.

    öperim.
    sıla


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Sıla,
      olumlama cümleni çok sevdim.
      'ben kendimi çok seviyorum, ben kendimin en iyi arkadaşıyım.'
      ilk bakışta bencilce geliyor kulağa ama o kadar derin ve anlamlı ki..
      herkes kendini çok sevse zaten terapi arkadaşlığı diye bir şey kalmaz.
      paylaşımlar hep iki yönlü olur.
      kendini seven kendi dertleriyle başkasını saatlerce oyalamaz, bunaltmaz.
      sevgi ve muhabbetle
      ben de öptüm :)

      Sil
  3. Merhaba, epey zamandır yazılarınızı takip ediyorum ve özellikle sizin yazdıklarınızı çok beğeniyorum. Bu da diğerleri gibi oldukça içten :)

    Sadeleşme yolunda önünüze çıkan engeller gibi geliyor aslında bu bahsettikleriniz. Kendi problemlerinizden söz etmeyince sanki mükemmel bir hayat yaşadığınızı sanıyor ve berraklaştırmaya çalıştığınız zihninizi kendi problemlerine çözüm için kullanmaya çalışıyor insanlar. Yıpratıcı, bunaltıcı, bilgi kirliliğine sebep olan ve mod düşürücü hale getiren durum ve kişilerle mesafeyi arttırmayı doğru buluyorum ben. Arkadaşlık bir denge ilişkisi hakikaten de.

    Tespitleriniz çok doğru. Şu aralar arkadaşlık konusunda çok fazla düşünüyorum, okuyorum ve bunun üzerine yazınızı görünce yorum yapmadan geçemedim.

    Sevgiler,
    Ekin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Ekin,
      yazdıklarını okuyunca 'iyi orta gol getirir' cümlesi geldi aklıma nedense :)
      tam da hissettiğim durumu net biçimde ifade etmişsin.
      harikasın!
      haftalardır inanılmaz bir enerji düşüklüğü yaşıyordum.
      sorunu tespit edip ortadan kaldırınca adeta modum değişti desem? :)
      meğer beni aşağıya çeken bu sonu gelmeyen muhabbetlermiş.
      sevgi ve muhabbetle..

      Sil
  4. Anlattıklarınızdan ötürü acaba kötü biri miyim diye çok düşündüğüm oldu. Ama sonra anladım ki geç bile kalmışım bunu yapmakta! Sadece telefon değil yüz yüze geldiğimizde de kendi derdi, sevinci vs. anlatmaktan sen nasılsın diye sormayan insanlardan uzaklaştıkça kafam rahatladı. Ben de ohh be diyorum. Gerçek dostluğu öğrenip gelsin istiyorum kim gelecekse. Yazılarınız muhteşem, sade hayata yavaş yavaş da olsa ilerlemek konusunda ön ayak oldunuz. Telefonlarınızı kapatıp bol bol yazın bence :) İyi günler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim :)
      sizinle aynı düşünceye sahip olduğum dönemler oldu.
      acaba kötü bir arkadaş mıyım fikri zaten beni bu noktaya getirdi.
      şimdi bu konuda da sadeleşip yavaş yavaş kendime gelmeye başladım.
      sevgi ve muhabbetle..

      Sil
  5. 'Zen habits' in yazarı günün belirli saatlerinde tamamen akıllı telefonlardan uzak durmayı öneriyor daha üretici olmak için.. Belki sizde okumuşsunuzdur o makaleyi.. Bende böyle enerji çalan arkadaşlarımla konuşurken kibarca konuyu değiştiriyorumki anlasınlar dinlemek istemediğimi, benimde yeterince sorunum olduğunu ama konuşarak biryere varılamadığını sadece iç huzurla tüm sorunların nötrlendiğini..
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Merve,
      telefonun dikkatimi dağıtarak üretkenliğimi kısıtladığı kesin.
      telefon değil mesele aslında, o telefona gelen mesajlar, çağrılar, sonu gelmeyen muhabbetler..
      bu yüzden günlerdir inanılmaz bir enerji düşüklüğü, tutukluk hali yaşadım.
      tek kelime yazı yazamadım.
      şimdi biraz çözüldüm neyse ki...
      çok şükür :)

      sevgiler

      Sil
  6. �� yazıyı bitiriş cümleniz tam tebessüm sebebi! Anlaması gereken insanlar ısrarla anlamamaya şartlandığı için malesef karşı taraf ( ne kadar zorlansada )herdaim hadi neyse diyen taraf olmak durumunda kalıyor �� Son zamanlarda kullanmayı öğrenmem gereken en önemli kelimeydi 'HAYIR!'fark ediyordum ama sizinle karşılaşmamla birlikte hızlıca hayatıma yerleştirebildim çok sağolun!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Kübra,
      hayır kelimesini normalde işime gelmeyen durumlar için çok rahat kullanabiliyor olsam da bunu arkadaşlarım için yapamıyordum.
      çünkü anlamsız biçimde kötü hissediyordum.
      sanki bir sorumlulukmuş, dost olmanın ana kuralı her şeye evet demekmiş gibi..
      sonra bana gelmeye başladılar.
      sebebini anlayamadım önce ama biraz irdeleyince buldum.
      artık daha rahatım :)
      sevgi ve muhabbetle..

      Sil
  7. Banu Hanım bir süredir takip ediyorum sizi, hep de çok severek okuyorum yazılarınızı. Ama bugünkü yazınız tam da dama dediğim bir anda karşıma çıktı, çünkü artık tükenme noktasına geldim tam da bu sebepler yüzünden, içimin çekildiğini ve hiç olmadığım kadar tahammülsüzleştiğimi hissediyorum son bir kaç haftadır.. Bir de benim gibi psikolojik danışman olduğunuzu düşünün :) arkadaşlarım da ben de sanırım bazen terapist-arkadaş rollerini karıştırıyoruz. İçimden sana terapsit gibi yaklaşamıyorum çünkü senin bu yaptıklarınla ilgili çok şiddetli duygularım var demek gelse de danışmanlığın getirdiği anlayışlı-hoşgörülü yönümü bir kenara bırakamıyorum maalesef. Neyse her zaman yaptığımız gibi bu da bizi büyütüyor diyerek konuyu kapatıyorum :) Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba sevgili Sinem,
      senin işin daha da zormuş gerçekten :)
      dengeyi kurmak normalde bile çetrefilli mesele
      üzerine bir de psikolojik danışman olunca daha da yorucu ve yıpratıcı olduğunu tahmin edebiliyorum.
      biraz hayır demek gerek sanırım.
      kaybetmeyi göze almak lazım.
      zira anlayışlı olanlar, gerçek dostlar bu süreçte doğal seleksiyon yöntemiyle ayıklanır gider.
      sevgi ve muhabbetle..

      Sil
  8. Kendi adina en iyisini yapmissin Banu, seni yoran, yuk olanlara en yakinlarimizda olsa dur demek nasil hafifletici, ben yapiyorum artik gecen seneden beri, bazen dayanamayip kredi verdigim insanlar oluyor ama sonrasinda hissettigim o tukenmislik sonrasi artik no way diyip kesiyorum iletisimi. Az ve oz olsun herseyden, psikolojik rahatlama en kaliteli yasam. Senin adina sevindim, en dogru olani yapmissin. Mumkun olsadi da calisken aramalari kapatabilsedin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meral'ciğim,
      ben de kendi adıma doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.
      zira inanılmaz bir hafiflikle birlikte enerjimi geri kazanmış gibiyim.
      çok şükür alınan gücenen de olmadı :)
      sevgiler

      Sil
    2. En onemlilerden biri de bu, cok sevindim kimsenin kirilmamasina <3

      Sil
  9. Okudukça içim çekildi.. inanın ayakparmak uçları uyuşmaya başladı...dibe vurdum ve çıkmaya çalışıyorum... çıkacağım evelAllah... bu zaman zarfında bütün dertlerini dinlediğim arkadaşlar yok.... napıyosun diyen yok... sıkıntıları olursa ararlar nasıl olsa �� Yazınızı bi kaç kere daha okuyunca ohhh beee dedim... rahatladım... [ şimdi aynısını kağıda geçirip (yazarak rahatlama terapisi ��) yakacağım..] dünya varmış... size geçmiş olsun �� Darısı bizlerin başına... ne güzelsiniz... iyi ki rastlamışım bloğunuza.... ilaç gibi geliyorsunuz ilaç... daha huzurlu olup, daha çok yazmanız temennisiyle... selam ve dua ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim.
      lütfen siz de benim yaptığım yanlışa düşüp kendinizi daha fazla yıpratmaya devam etmeyin.
      hemen bugün başlayın.
      yaşadığınız zorluklar arkasından gelecek ferahlığın müjdecisi olsun.
      her kolaylıktan önce mutlaka zorluk var.
      geçecek.
      bu da geçer.
      sonsuz sevgi ve muhabbetle..

      Sil
  10. Dostlukda denge muhim... gerçekten zor zamanlarda yanında olmak şart birbirinin ama kangrenleşmiş durumlarda seni de kangrenleştiriyor bazı iletişmeler..
    Ben eskiden (psikolog olmayı cook istediğim ve olamadığım için heralde) irdeler dibine kadar dinler vakit ayırı hatta kendimi paralardım. Sonra bunun yanlış olduğunu gördüm... çünkü ben dostlarımı kaybetmemek için yüzden onunu gösterirdim acılarımın depresifliklerimin...onlar benim terapistim değil deyip terapiste gittim. Şimdi iş uzadığında bence uzmanla görüşmelisin ben çok fayda gördüm diyip kısaltıyorum konuyu...çünkü kendi enerjimi tekrar düşürmek istemiyorum. çünkü çok hassasım çok dert ediyorum başkalarının da dertlerini..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. denge o kadar değerli ki..
      hastalık, güçlükler gibi zor durumlarda sonuna kadar dostlarımın yanındayım.
      ama bahsettiğim aynı olaylar, ilişkiler ve bunlarla ilgili sürekli tekrarlanan uzuuuuun muhabbetler ise artık yokum.
      çünkü çok yoruldum.
      çünkü benim de hayatım gül bahçesi değil.
      çünkü benim önce kendime ihtiyacım var.
      çünkü ben dostlukların iki yönlü duygu paylaşımıyla beslendiğine inanıyorum.
      senin bulduğun yöntem harikaymış :)
      deneyeceğim..
      sevgi ve muhabbetle

      Sil
  11. Benim de boyle bir arkadasim vardi. Onu cok sevdigim icin, surekli onu dinlemem gerektigini, her durumda onu ilk siraya koymam gerektigini dusunur ve dedigin gibi surekli kendi dertlerinden bahsederdi. Surekli onun dertleri en onemliydi, konusulmasi gerekirdi, eger biraz dikkatsiz dinlersem asiri derecede bozulurdu, sonra bir de gonlunu almak icin ugrasirdim. tabii ki o beni sadece ihtiyaci oldugunda arar, mutlu oldugu gunler asla arayip sormazdi, cunku kendi onemli islerinde cok mesguldu. Bir gun fark ettim ki, artik hic enerjim kalmamis, tamamen tukenmisim. Artik ona dair tek bir kelime bile duymak istemiyorum. Ona ayiracak tek bir saniyem bile yok. Ve iletisimi kestim. Onun bunu Kabul etmesi zor oldu- cunku ben her zaman cepteydim, her aradiginda musaittim. Ama bitti. O kadar rahatladim ki. Artik malesef selam sabahimiz da kalmadi. Bunda ben de onun kadar sucluyum. Bana karsi boyle davranmasina en bastan izin vermemem gerekiyordu. Malesef boyle olmasi gerekiyormus. Su anda mutluyum. :)

    YanıtlaSil
  12. Yazıyı okuyunca kendi düştüğüm haller geldi aklıma. Kendimi çöp kutusu gibi hissettiğim vakitler. Eğlenmek ya da güzel bir gün için değil, sadece dert babası olduğum için arandığım sorulduğum, dert sonlanınca ya da ertelenince unutulduğum, adına arkadaşlık desen denmez tüketici iletişimler geldi aklıma. Seninle birlikte darlandım daraldım.
    Çok uzun zaman içtenlikle yardıma çalıştığım ama benim derdim olduğunda yok sayıldığım onca iletişimi hatırladım. Ama ilginçtir ki artık kırgınlıkla hatırlamıyorum. (O dönem çok üzgün ve kırgındım tabii).
    Velhasıl doğru tespitlerle dolu bir iç dökme olmuş hepimiz için.
    Yazılarını ilgi ve sevgiyle takip ediyorum.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik