Sosyal Medya Bağımlılığı Hastalığı: Fomo (Fear of Missing Out)

Ocak 16, 2017

fear of missing out

Oxford sözlüğüne 2013 yılında hızlı bir giriş yapan sanal hastalığımız...

''FOMO''

Açılımı İngilizce ''Fear of Missing Out'' kelimelerinin kısaltmasından oluşuyor. 

Biz buna ''gelişmeleri ya da gündemi kaçırma, bir şeylerden eksik kalma korkusu'' diyoruz.

Peki tam olarak anlamı ne?

Sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, hayatlarımızın çok yönlü bir resmini sunmadığı bilinen bir gerçek. Daha ziyade en mükemmel halimizi ya da anları yansıtan bol filtreli görsellerden ibaret. Eğer sanal dünyada övünmek, gösteriş yapmak ya da filtre kullanmak yasaklansaydı sanırım ben dahil, çoğumuz pek bir şey yayınlamazdık gibi geliyor.

Ama bu bilince sahip olmamıza rağmen günde en az 10 defa Instagram ya da Facebook hesaplarımızı kontrol etmezsek sanki bir şeyleri kaçırıyormuş, olan bitenden geri kalıyormuş hissine kapılmaya engel olamıyoruz.

Tabi mevzu bununla kalsa iyi..

Bu defa kıyaslamalar giriyor devreye. Bazı paylaşımlar karşısında sorgulamalar içinde buluyoruz kendimizi.

Zihnimizde hep aynı sinsi sorular;

Neden ben de bunları yapamıyorum?
Neden bu insan benden daha mutlu?

Bir kişinin yalnızca mutlu olmak istemesi ulaşılabilir bir hedef gibi görünüyor. Ama biz yalnızca mutlu olmak değil, diğerlerinden daha mutlu olmak istiyoruz. Ve sosyal medyadaki ışıltılı, gösterişli paylaşımlar sayesinde başkalarının bizden daha mutlu olduğuna inanıyoruz. Ve bu kıyaslama ile mutlu olmak maalesef ulaşılması pekte mümkün olmayan bir hedef.. 

Eksik kalma ya da bir şeyleri kaçırma korkusu anlamına gelen bu zeki kısaltma, yani FOMO, başka yerlerde daha heyecan verici bir şeylerin ya da bizden daha mutlu insanların olma ihtimalini düşündüğünüzde ortaya çıkabilecek endişe verici duyguyu tanımlıyor.
Ve o şeyler olurken siz orada değilsiniz.
Yani bir şeyleri kaçırıyorsunuz.
Ve birileri sizden daha mutlu!
İşte şimdi nurtopu gibi bir Fomo'nuz oldu.
Hayırlı olsun.


Daha önce Nomofobi'den bahsetmiştim.
Cep telefonu bağımlılığı.
Fomo dediğimiz tanımlama da Nomofobi'nin kardeşi.
Yani bana göre öyle..
Zira cep telefonundan kolayca ulaşabildiğimiz sosyal medya hesaplarımıza olan bağımlılık Fomo'yu tetikliyor. 
İkisi birlikte Voltran'ı oluşturuyor.

Sosyal medya sayesinde sürekli bir şeylerden eksik kaldığınızı hissettiğiniz durumları düşünün lütfen.

Mesela;

  • ''Yeni çıkan veya popüler olan bir kitabı okumadığımızda hissettiğimiz geride kalma eksiklik duygusu 
  • Popüler sinema, tiyatro, konser vb kültürel aktiviteleri kaçırma korkusu 
  • Popüler seyahat destinasyonlarını görmeyerek eksik kalma korkusu 
  • Bir yere seyahate gittiğimizde görülmesi önerilen tüm mekanları ve yapılması önerilen tüm popüler aktiviteleri yapmadan dönme korkusu 
  • Popüler spor/sağlık aktivitelerinden eksik kalma duygusu (yoga, pilates, meditasyon, maraton koşma, kayak vb) 
  • Başkalarının öğrendiği yabancı diller, çaldıkları müzik enstrümanları, popüler hobilerden eksik kalma duygusu 
  • Kadınlar arasındaki popüler estetik ürünler ve bakımlardan eksik kalma duygusu 
  • Popüler fiziksel objelere sahip olmama kaynaklı eksik hissetme duygusu (son model cep telefonları, kıyafetler, aksesuarlar vb)'' (kaynak)
Hayatlarımızı, her hareketi izleyen, eleştiren ve alkışlayan sanal kalabalığa dayalı olarak tanımlayıp, aynı kalabalığın yüzeysel kalıplarına uyuyoruz. Dahası içeriden nasıl hissettirdiğini bilmediğimiz hayatları sadece dışarıdan nasıl göründüğüyle değerlendirip, düşüncelerimize bu doğrultuda yön veriyoruz. FOMO deneyimi ''gerekli zamana ya da paraya sahip olmadığım için neleri kaçırıyorum acaba?'' korkusuna dayanıyor. Ya da belki de başka türden bir engele sahip olduğum için tüm bunlardan eksik kalıyorum düşüncesi.. Mesela daha güzel, daha yetenekli ya da daha başarılı olmadığım için olabilir mi?

Peki bu kıyaslayıcı ve depresif ruh halinden kurtulmanın çözümü sosyal medyadan tamamen vazgeçmek mi?

Bu yöntem pek çok insan için uzun vadede işe yaramayabilir.

Sanal dünyada tanık olduğumuz hayatların sadece en cazip anların vurgulandığı, yaşamın sadece tek bir boyutta ilerlemediği ve daha büyük bir resme sahip olduğu bilincini kaybetmemek uzun vadede daha yapıcı bir çözüm olacaktır.

Nasıl mı?

Mesela yeni evlilerin paylaştığı kahvaltı fotoğrafları 10 dakika sonra yapılan tartışmaları yansıtmaz. Ya da Linkedin'de daha iyi bir pozisyona terfi eden arkadaşınızın aslında günde 12 saat çalıştığından ve tükenme noktasına geldiğinden çoğunuzun haberi yoktur.

Örnekleri çoğaltmak mümkün..
Kısaca hayatın gerçekleri hepimiz için aynı.
Mutluluk ya da üzüntü kıyaslamaları ise boşa harcanan duygulardan ibaret.
Dahası her an her yerde olmak ya da her şeyi yapabilmek imkansız.
Ve sürekli bir şeyleri kaçırıyorum endişesiyle yaşarken aslında kaçırdığınız belki de kendi hayatınız...

Şöyle bir metafor düşünün.
Bir cam kavanozun içine önce kumu koyarsanız sonrasında büyük taşları sığdırmakta zorlanırsınız.
Ama o kavanoza önce taşları koyarsanız kum taşların arasına rahatlıkla sığacaktır.
Kendi hayatınızı ya da mutluluğunuzu başkalarıyla kıyaslamakla zaman harcamak yerine sizin için neyin anlamlı olduğunun peşine düşün.
O büyük taşların ne olduğuna karar verin..
Gerisi sadece kumdan ibaret...


Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

8 yorum

  1. Ne kadar güzel yazmışsın sevgili Banu. Senin sayende bu değişim sürecine daha rahat alışıyorum ve yalnız olmadığımı hissediyorum. Emin ol bir çok insanın hayatını da aydınlatıyorsun. Hep yaz buraya sakın bırakma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili Burcu, yalnız değilsin, yalnız değiliz..

      Sil
  2. Güzel ve anlamlı bi yazı.. günümüz hayatını çok iyi anlatıyor..
    izninizle içinde begendiğim cümleleri paylaşacağım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. elbette, seve seve paylaşabilirsiniz. sevgiler.

      Sil
  3. Bu yazını Düş Sokağı Sakinlerin'den "hüzün kovan kuşu" çalarken okudum,yağmur sesi eşliğinde.. yine ruha dokunan bir yazı..iyi ki varsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anlatınca ortam bana bile huzur verdi.. çok teşekkür ederim..

      Sil
  4. Iyi ki varsin, basindan beri diyorum, sayende bir cogumuz belki kismen olsa da iyice farkindaliga variyoruz. Kendimi hep sorguladigim sey haberleri, instagrami takip etme takintim, sosyal medya hesabim olarak bir twitterim var binde bir baktigim, bir de ig var hergun baktigim ve abarttigimi dusundugum :( Yani az cok fomolardanim, haberleri takibi kestim bir-iki gun once, yok kanada-turkiye de ne oluyor diye tonlarca haber birikiyordu, kendime eziyet diye takibi kestim, ig'de de yasamlari icin degil, eco, veganlik- doga-sade hayat;) gibi kendi ilgi alanim haric olan insanlari takip etmiyorum bu bir nevze zaman kazandirip bosa gidiyor zamanim hissi uyandirmiyor, ama cevremde okadar zombie insan varki arkadas ortaminda konusurken bile telefonlari ile kontrol edip bir yandan konusan tipler. iletisimlerimizi guclendirmek yerine esir olmusuz isin asli :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah! hepimizin içinde var biraz fomo'luk Meral'cim. bazen coşuyor, bazen sakinleşiyor ama o hep orada.. ve onu kontrol altında tutmamız gerek yoksa hayat akıp gidiyor.. kayan ekranlarda değil, şu anda hayat akıyor... gönülden sevgilerimle, sen de iyi ki varsın.

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik