Eşya bağımlılığı: En son neden vazgeçtiniz?

Ocak 14, 2017


Sezen Aksu'nun "Vazgeçtim gözlerinden..." cümlesinin kısacık hali ne kadar derin bir vazgeçişi anlatıyor aslında. 

Yaşam hamurunda erittiğimiz onca maddi manevi değer, yaşanılan ilişkiler, verilen kararlar, değişen yollar içinde kim bilir kaç kere eşiğinden dönmüşüzdür vazgeçmenin..

Bizi tükettiğini bildiğimiz yüklerin arkasından el sallamak çok kolay olmasa gerek. 

Su bile dökeriz arkasından, geri dönsün, terketmesin diye.. 

Giderse eksik kalırız endişesi ayyuka çıkınca, iç sesimiz, beynimize giden yolları tiz sesiyle bastırır çoğu kez. 

Ve siz bir kez daha ona kulak verirsiniz istemsizce... 

Peki ya vazgeçiş sizi iyileştirecek bir gidişin müjdecisi ise?

Açtığınız yolda, atmanız gereken ilk adım geride bırakmaksa bazı şeyleri... 

Yine de inatla direnir misiniz bu zorunlu tutunma hareketine?

Bakın ne acı; 
Tamamen bir zorunluluk aslında bu yaptığımız.
Kendi kendinizi şartlandırmış olma hali... 
Sanki bir uzvunuz eksiliyormuş gibi hissetme durumu.. 
Ve konu vazgeçilmesi gereken eşyalar olunca, onlarla ne kadar bütünleştiğinizin bir göstergesi aslında..

Bunun bir sonraki aşaması biriktirme yönünde sağlam temellerin atılmasına dahi yol açabilir. 

Sizin için oldukça anlamlı ve özel olduğunu sandığınız maddeler, yavaş yavaş hayatınızın bir parçası olduğunu dillendirmeye başlar sessizce... 

Olmazsa olmaz dedikleri o duyguyu avcunun içine aldığında geriye itaat etmekten başka seçenek kalmaz..

Bu noktada sizden eksilen her parça sanki canlıymış gibi, içinize bıraktığı o anlaşılmadık duyguyla terk eder ruhunuzu.. 

Aslında durum bu değildir. 
Zihninizde yaratılan suni bağımlılık tarafından esir alındığınızın göstergesidir.

Bu hal öyle bir noktaya geliyor ki, kişilere bile değişebiliyoruz maddelerin varlığını... 

Konuşamayan, tepkisiz, duygusuz, hareket etmeyen nesnelerin hacmi kapladıkça hayatımızı, kimseye yer kalmıyor.

Ne garip...

Monotonluğun devinimsel döngüsü içinde sıkışıp kalmak... 

Aslına bakarsanız bir masa örtüsünden, bir objeden veya bir kıyafetten ayrılmak neden acıtsın ki canınızı?

Bir oda dolusu kullanılmayan ama bir gün işe yarar belki diye beklettiğiniz yığınların altında kalmaktan korkmuyor musunuz hiç? 

Hayatında doğada yürüyüşe gitmemiş insanın evinde bulunan yürüyüş ayakkabısı, termal pantolon, çadır ve kamp malzemeleri..

Keyifli bir manzara seyretme hayalini dürbünle taçlandırmak.. ama bunun için hiç bir girişimde bulunmadan sadece bu işe yarayacak objeyi satın alarak hayallere yaklaştığını sanma durumu..

Denize senede bir kez gidilen 3-5 günlük tatilde tadını çıkartacağım düşüncesi ile dünya para harcadığımız kremler, şapkalar, dalış maskesi, şnorkel, dalış paleti, şişme bot...Yani neredeyse sadece %15'ini kısacık tatilde kullandığınız eşyalar... 

Ve daha sayamadığım onca gereksiz eşyanın işgal ettiği dolaplar, çekmeceler.. 
Hepsi sıkıştırılmış yaşamın boşluklarını doldurmaya devam ederken, aklınıza hiç vazgeçmek geliyor mu? 

Bir nevi eşya detoksu da diyebiliriz bu duruma. 

Tek yapmanız gereken onlarla vedalaşma zamanının geldiğini kabullenmek. 

İyi durumda olan parçaları sizden daha çok ihtiyacı olanlara vermek ve kullanılmayacak durumda olanları da ayrıştırarak, nefes alacak metre kareleri çoğaltmaya ne dersiniz? 

Kendinize şu soruyu sorarak başlayabilirsiniz.

En son hangi eşyadan vazgeçtim? 

Mesela çok fazla atkın olduğunu düşünüyorsan, ona senden daha çok ihtiyacı olan birine vermeyi denemeye ne dersin? 

........

Hadi bugün bir şeylerden vazgeçelim. 
Bugünü vazgeçme günü ilan edelim!


Özlem
Instagram: TarcinliNegro

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

6 yorum

  1. Hediye Darendeli14 Ocak 2017 09:47

    Günaydın Banu, yazını okuyunca şöyle bir düşündüm, vazgeçebileceğim ne var diye. Emin ol yok :) Biriktirmediğimden fazla bir şey yok. Bunu bana farkettirdiğin için sana sonsuz teşekkürler. Anlık tatlı bir tebessüm yarattın dudaklarımda. yabadabaduuuuuuuuuu <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne mutlu size... yazının sahibi Özlem'e sonsuz teşekkürler o zaman..
      sevgilerimle..

      Sil
  2. Merhabaa :) yillardir ne vermeye ne atmaya kiyamadigim 2 kaban vardi dolapta her sene havalandirilir ve o kış yine giyilmezdi satiyim dedim satmaya da kiyamadim gectigimiz gunlerde sirkette ik dan mail geldi koye ogrencilere kiyafet yollayacagiz paylasmak istermisiniz diye altin kelime buydu paylasmak hemen kabanlari paketledim yanina giyilmeye 2 hirka 1 de jean koyuverdim hepsi mis gibiydi sabah o yagmurda tasidim ise gider gitmez hemen goturdumm sirketin ilk paylasani ben olmustum. Umarim bi eksigi paylasarak tamamlamisimdir
    Sevgiler opucuklerr ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günaydın Hale'cim❤Ne mutlu sana.. davranışınla hepimize örnek oldun.. çocuk sevindirdin🙏🏼Sabah sabah yorumunla dünyanın hala güzel bir yer olduğuna dair umudum arttı.. Sonsuz swvgi ve muhabbetle😘

      Sil
  3. Sizin gibi insanlar böylesine yazmaya ve paylaşımlarına devam ettikçe, dünya o zaman daha iyi bir yer haline gelecek..
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sözlerinizle onur duydum, çok teşekkür ederim..

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik