Para ve sahiplik duygusu üzerine düşünceler...

Aralık 12, 2016

'Benim' kelimesini, yani 'sahipliği' bir hakmış gibi hemen her maddi varlığın isminin önünde kullanır olduk. Benim param, benim elbisem, benim ayakkabım... Biraz olsun yavaşlayıp düşündüğümüzde aslında bu basit kullanımın ne kadar tehlikeli içselleştirmelere yol açabileceğini farketmek mümkün. Benim dediğimiz her şeyle kurduğumuz bağ daha güçlü. Sevilmeye daha müsait ve paylaşması daha zor. Çünkü insan ancak değer verdiği şeyleri paylaşmakta zorlanır. 
Dahası maddeyi sevmek ve onunla duygusal bağ kurmak bizleri yalnızlaştırıyor. Çünkü bu karşılıksız bir sevgi. Tatmin olmak mümkün değil. Dolabınızdaki bir elbiseyi çok seviyor olabilirsiniz ama o elbisenin de sizi sevmesi, bu sevgiye karşılık vermesi ve duygusal anlamda tatmin olmak imkansız. Ama biz yılmıyoruz. O elbise dolapta durmaya devam ederken bu sefer vitrinde tesadüf eseri gördüğümüz, beynimizin anlık beğenme talimatıyla 'sahip ol' diye emrettiği başka bir elbiseye tutuluyoruz. Hem de hiç ihtiyacımız olmadığı halde onu satın almak istiyoruz. Bütçemiz yetmezse kredi kartı var nasıl olsa.. Onun da limiti doluysa al sana moral bozukluğu! 
Bakın, blogumu açtığım ilk günden beri anlatmak istediğim bir konu var. Minimalizm ve sade hayat öğretileri fakirlik ya da yoksunlukla ilgili değil. Yani fakir yaşayın, hiç paranız olmasın diyen kimse yok. Harcama kararlarımızı, sahiplik iç güdülerimizi törpüleyen bu düşünce yapısının özünde gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu tespit etmek ve yaşamın her alanını buna uygun şekilde düzenlemek yatıyor. Duygusal anlamda tatmin olmak ancak deneyimlere yatırım yapmak ve paylaşmakla mümkün. Maddeye yapılan yatırımlar sadece anlık hazlardan ibaret. Çok istediğiniz bir yere seyahat etmek, uzun zamandır aklınızda olan bir hobi ile ilgili kursa başlamak, eğitiminiz için harcama yapmak, ihtiyacı olanlara yardım etmek.. 
Düşünün lütfen... evinizdeki süs eşyaları, kıyafetler, fazla eşyaları satın almak yerine onlara ödediğiniz para ile neler yapabilirdiniz? Belki de yıllardır görmeyi çok istediğiniz bir ülke şu anda gidilecekler listesinde olmak yerine anılarınızda olabilirdi. Eşyanın insanı köleleştirmesi bu işte! Onlara hapsoluyoruz. Yerimizden kımıldayacak, gerçekte yapmak istediklerimizi yapacak ne maddi kaynağımız kalıyor, ne de zamanımız.
Azaldıkça çoğalmak. Bu tabiri duymuşsunuzdur. Zaman zaman ben de kullanıyorum. Madde anlamında azaldıkça deneyimlerle, paylaşmakla çoğalmak. Bireysellikten kurtulup başka hayatlara dokunmak. Daha çok yaşamaya ve hissetmeye başlamak. Eşya anlamında hafifledikçe hayata yer açmak. Özgür olmak. 
Bizi asla tatmin etmeyecek maddeye sahip olma arzusunun peşinden koşmaya devam ettiğimiz sürece, dahası eşyalara duygusal anlamlar yükledikçe aslında altın kafesteki bülbül gibi yaşamayı seçiyoruz. Evet bu bir seçim. Ve o kafesten kurtulmak, özümüze dönüp yeniden uçmaya başlamak, özgür olmak pekala mümkün. 
Gelin 'benim'leri bir kenara bırakalım. 'Bizim'lere odaklanalım. Artık bir amaca hizmet etmeyen tüm fazlalıklardan kurtulalım. Ve o fazlalıkları gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştıralım. Paylaşmanın güzelliğini ve doğallığını yeniden keşfedelim. Herkesin sadece ihtiyacı kadarını tükettiği, paylaşmanın bir lütuf gibi değilde doğal karşılandığı bir dünyada her şey ne kadar farklı olabilirdi. Bunu düşünün lütfen. Düşünmeye başlamadan önce aşağıdaki kısacık videoyu izlemenizi öneririm. Paylaşmanın artık sadece bir sosyal medya tabiri olarak kullanıldığı günümüzde (instagram'da resim paylaşmak, facebook'ta video paylaşmak gibi) paraya ve maddeye olan bakış açımızı yeniden sorgulamanın ve esasen özümüzde var olan duyguları hatırlamanın tam zamanı!
Sadelikle..

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

9 yorum

  1. Derinden etkileyen bir başka yazı daha. Varlığın için, en önemlisi de düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler. 😇💐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben teşekkür ederim, aynam sizsiniz.. dahası bunu hisseden de anlayan da sizsiniz... sonsuz sevgi ve muhabbetle..

      Sil
  2. Merhaba, sayfanızı bugün gördüm yazılarınızdaki o samimiyeti; sizi tanıyormuşçasına taa yüreğimden hissettim.Yüreğinizdeki kaleminize akıyor ..Sadelik aslında insanlığın yeniden anımsaması gereken mucizevi bir yol.Sizin deyiminizle;
    paylaşmanın güzelliğini ve doğallığını yeniden keşfedelim. Herkesin sadece ihtiyacı kadarını tükettiği, paylaşmanın bir lütuf gibi değilde doğal karşılandığı bir dünyada her şey ne kadar farklı olabilirdi. Ancak bu kadar güzel açıklanabilirdi.Gönülden sonsuz sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ama çok teşekkür ederim.. ne iyi ettinizde geldiniz, hayatıma, yazılarıma ortak oldunuz..🙏🏼❤hiç bir karşılaşma tesadüf değildir..

      Sil
  3. merhaba,

    uzun zamandır paranın, maddenin anlamını düşünüyor, araştırıyor, eğitimlere katılıyorum , kısaca paylaşmak isterim bazı bilgileri.

    bağlılık ve bağımlılık 2 ayrı frekansa sahip enerji. bağlılıkta arzu, hedef, vizyon varken; bağımlılığın frekansı oldukça düşük ve endişe, çoğunlukla kaybetme korkusu, kimi durumlarda öfke içeren bir enerji. bağlılığın olduğu yerde güzel duygulardan bahsedilebilir ama bağımlılık insanı anda yaşamaktan alıkoyan bir çeşit egosal taktik.

    üst segment arabalar, şehrin belli yerlerinde konumlandırılmış evler, estetik müdahaleler, marka kıyafet ve aksesuarlar... eğer bunlara sahip olmak kişinin kendini değerli hissettirecekse burada bağımlılık devreye giriyor. ben x markanın cantasını taktıgımda herkesın ''vayyy bee hatuna bak, ne gıymıs oyle, vaaayyy bunun da cok parası var demek kı degerlı bırı'' dıyeceklerını dusunuyorsam, sahıp oldugum seye bagımlıyım demek oluyor bu. fakat, x marka cantayı, kalitesı veya begendıgım ıcın almayı SECIYORSAM, ona sahıp olup olmamak kişisel değerimden bagımsız bir durumsa, kendimi her zaman değerli bulma alanındaysam ve borca harca girmeden alabiliyorsam, yani ona sahıp olmak öz değerimi etkilemeyecek bir hareketse, o çantaya bagımlı degılımdir ve bagımlı olmadıgım sürece istediğimi yapmayı seçebilirim.

    burada konu, sahip olmayı seçtiklerimize senin de dediğin gibi yüklediğimiz anlamlar. bunlardan vazgecmek zorunda da değiliz. her sey ya siyah ya beyaz olmak zorunda değil. grinin bilmemkac tane tonu var ve sarılar kırmızılarla da iyi gidiyor :) dudak dolgusuyla karsımdakı ınsanların benı daha guzel bulacagını düşündüğümde, bu müdahale bana ''bir süreliğine'' kendimi iyi hissettirecek, güzel ve değerli bulacağım kendimi ama alıştıktan sonra dışsal eklere, kıyafetlere ...vb yeniden ihtiyacım olacak, bu tamamlaması imkansız bir döngü.

    herkese kendini daha fazla, çok daha fazla sevdiği bir yıl diliyorum. umarım kendini sevme alanının ''bencillik'' olarak algılanmadığı bir alana geçer ve içimizdeki sevgiyi insanlara bulaştırmanın nice nice yolunu buluruz.

    çok sevgiler,
    sıla



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl güzel anlatmışsın, okumaya doyamadım.. sen bana, yani bloğuma misafir olsan, bir yazı yazsan keşke..❤

      Sil
  4. Harikasın!Ne diyim başka,aslında içim okadar dolu ki;neler neler yazasım var sana(bu arada lütfen senli benli konuştuğum için kusura bakma inan ki samimiyetten).Yeniyim senle tanışma konusunda,ama fikirlerin yani minimalist hayatın benimde hayatım.Azaldıkça çoğalan bir kadın.Yıllarca maddi manevi neyi azalttim ise daha fazlası huzur,muhabbet,bereket,saygınlık ve değer olarak bana döndü.Bi söz var"zengin kişi ye sormuşlar;nasıl zengin oldun diye,o da demiş ki;ben verdim Allah bana verdi,ben verdim Allah bana verdi.Eee Allah ı nasıl geçeyim demiş"Benim ki tam da böyle oldu.ilk etapda fazla eşya ve kıyafetlerimi ihtiyaç sahiplerine verdim,dolaplarım ve bazalarım,çekmecelerim boşaldı.Alısveris olayı hepden dengeye girdi.Hatta şöyle diyim;Avm ve semt ve sosyete pazarlarını gezmeye bayılırım.Alacak mutlaka bisey burum elim.kolum dolu gelirdim.Şimdi ne yapiyorum biyor musun?Yine geziyorum amaa ihtiyacın mi sorusuna hayir diyip o parayi cuzdanimin bir kenarina koyuyorum ve bunu 1 ay denedim ve tahmin edemediğim bir bütçe çıkdı.Ve ben bir ev hanimi olarak niyetimi ald~m ve bikac aydir bu parayi bir ogrenciye okul bursu olarak vermeye başladım ayrica artan bir kısmi ile de o aulenin aylik mutfak alisverisini yapiyorum.Bunu asla ovunmek maksatli yazmadim senin nelere vesile oldugunu bil diye yazdim.Daha neler neler yapiyorumda yazmaya vakit yok,cocuklari ve esimi uyutup yazdim bu yaziyi😌belki sonra yine yazarim.sana iyi geceler uzattim fazlasiyla ama hepsi huzurdan inanki seviliyorsun!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarınızı okumak günümü güzelleştirdi, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle bakıyorum ekrana... çok teşekkür ederim ama inanın ben bir şey yapmadım, belki ufacık bir vesile bazı şeyleri yeniden düşünüp değerlendirmek için... yoksa tüm bu hasletler zaten siz de olmasa benim kalemim ne yapsın öyle değil mi? Sonsuz sevgi ve muhabbetle... siz hep yazın lütfen bana..

      Sil
  5. Vesilen ile kendimizdeki gücü enerjiyi keşfediyor, kendimizin farkına varıyor ve gün geçtikçe güzelleşiyoruz. Yazını da, altına yapılan yorumları da okuyunca kendimi dost meclisinde buldum. Mutlu oldum, enerji doldum, daha iyisini yapabilmek için teşvik oldum. Hem sana... hemde altına yorum yapan değerli insanlara teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik