Konya'dan sade bir hayat yolcusu geçti..

Aralık 07, 2016

Hafta sonu Konya'daydım. Asıl amaç Sema gösterisini izlemek olsa da vesile ile Meram Bağları, Sille, Akşehir gibi yerleri de görmüş oldum. Yanıma sadece ufak bir sırt çantası aldım. Hava buz gibiydi. Buna rağmen kış seyahatlerimin olmazsa olmazı ise termal kıyafetler ile rahat bir yolculuk geçirdim. 

Seyahate çıkmadan önce bir rüya gördüm. Toprak testiden su içiyordum. Suyun tadı farklıydı. Ertesi gün anlamsız şekilde kullandığım cam sürahi çatladı. Tüm yolculuk boyunca toprak su testisi satan yerlere takılıp durdu gözlerim. Ama hepsi hediyelik eşya tadındaydı ve içime sinmedi. Pazar günü sabah erken saatlerde Sille'ye gittik. Henüz kimsecikler ortada yoktu. Tüm dükkanlar kapalıydı. Biraz yürüyüş yaptıktan sonra meydandaki çay bahçelerinin olduğu yerde soluklanıp ısınmaya, sonra da yolculuğa devam etmeye karar verdik. Tam o sırada dükkanını açan yaşlı bir amcayı farkettim. Kapının önüne toprak testileri diziyordu. İnanamadım. Rüyamda gördüğümün aynısıydı! Hemen içeri girdim ve ayak üstü sohbet etmeye başladık. 20 yıldır toprak testi, güveç vb ürünleri yaparak geçimini sağlıyormuş. Bana insanların artık bu testileri süs için aldığını ve suya sinen hafif toprak kokusundan dolayı kullanmak istemediğini anlattı. Bunun içine soğuk su koy, saatlerce ısısını muhafaza eder dedi ve ekledi. Halbuki insanlar bilmiyor, su dağlardan toprağın içinden akıp geliyor. Tüm faydalı mineraller o su da saklı. Testinin dışına su sızarsa da şaşırma sakın, hafif terlediği anlamına gelir. Testiyi güzelce kağıda sardı. Vedalaşıp ayrıldım. Dün denemek için suyumu testiye doldurdum ve bir gün beklettim. Amcanın dediği gibi ilk suyu içmedim. İkinci kez doldurduğum suyun tadı aynı rüyamdaki gibiydi. İnanamadım. Bazılarınız bunu sevmeyebilir ama bir kez olsun denemenizi tavsiye ederim. Bana çok orjinal geldi ve iyi hissettirdi. 

Seyahatin aklımda kalan detayları gözlemlediğim anlardan ibaret. Mesela Mevlana'nın türbesinde fotoğraf çekmeye çalışan insanlar yüzünden az kalsın düşüyordum. Yüksek sesle konuşanlar, sıra gözetmeden, saygısızca birbirinin önüne geçmeye çalışanlar, dua eden insanları itip kakanlar ve bunu sırf daha yakından fotoğraf çekmek için yapanlar. Böyle hayal etmemiştim. Daha huzurlu bir ortamda olacağımı düşünmüştüm ama o duyguyu hissedemedim maalesef. Evet, manevi anlamda duygularım alt üst oldu. Ama insanlar beni çok bunalttı. Üzgünüm ama böylesine yüce bir zatın türbesinin içinde, selfie çekmenin manasını anlamam mümkün değil. Aynı şey Sema gösterisi esnasında da yaşandı. Flaşla fotoğraf çekilmesin diye uyarılmasına rağmen gözümde patlayan cep telefonları yüzünden çok rahatsız oldum. Hatta yanımda oturan beyefendiyi uyarmak zorunda kaldım zira telefonunun ışığı öylesine parlaktı ki.. hiç durmadan video ve fotoğraf çekip durdu. Bakın, bir kaç fotoğraf demiyorum. Hiç durmadan. En sonunda dayanamayıp 'beyefendi, siz bu töreni daha önce izlemiş ve bu defa sadece fotoğraf çekmek için gelmiş olabilirsiniz ama ben bu anı yaşamaya çok uzaklardan geldim, izin verirseniz huzur içinde izlemek istiyorum, lütfen telefonunuzun ışığını ve fotoğraf çekerken çıkan sesini kapatın' dedim. Neyse ki özür dileyip 10 dakika kadar sakin kaldı. Sonra yine devam. Hatta bu sefer ayağa kalkıp, önüme eğilip çekmeye başladı. Özlediğimde izleyip hatırlamak için kısacık bir video ve flaşsız kaç fotoğraf çektim. Bu bana yetti. Anlayamıyorum.. O anlar yaşanmaz mı hiç? Nasıl es geçer insan? 

Ah bir de insanların birbirini ezdiği hediyelik eşya dükkanları var tabi. Mesela Akşehir'de, Nasrettin Hoca türbesinden çıktıktan sonra arkadaşım tuvalet sırası beklerken 15 dakika kadar meydanın tam ortasında hediyelik eşya satan dükkanların önünde bekledim. Arkada cenaze namazı kılınıyor. Birisi vefat etmiş. Dükkanlardan yükselen ses ve uğultu ise imamın sesini bastırıyor. Yok böyle bir izdiham. Magnet savaşları-3. 

Bu gibi durumlar önceden ilgimi çekmezdi. Hatta ben de onlardan biriydim. Artık hediyelik eşya biriktirmek ya da sürekli kendi fotoğrafımı çekmek yerine gittiğim yerlerin yöresel lezzetlerini, tarihini, yaşanmışlıklarını keşfederek keyifli anılar biriktirmeyi, bir şeyler öğrenerek geri dönmeyi tercih ediyorum. Ne kadar başarabiliyorum orası tartışılır ama en azından deniyorum. 

İki güne Meram Bağları, İnce Minareli Medrese, Karatay Medresesi, Şems'in ve Mevlana'nın türbesi, Sille, Aya Eleni klisesi, Akşehir, Nasrettin Hoca Türbesi, Mütareke binası, Arkeoloji ve Etnoğrafya müzesi ve Sema töreni sığdırabildim. Hediyelik eşya peşinde koşsaydım sanırım bir kaç yeri elemek zorunda kalırdım zira yetişmezdi. Tabi etli ekmek ve bamya çorbasının tadına bakmadan dönmedim. Sille'de aldığım su testisine ilave olarak bir köylüden kendi mahsülü olan kuru fasulye ve tadını özlediğim için biraz da iğde aldım. Tüm alışverişimi bununla sınırladım. Sadece küçük ve hafif bir sırt çantası ile seyahat ettiğim için çok rahat dolaştım. Ne kadar hafif ve sade ise, seyahatlerde bile bir o kadar özgür ve konforlu oluyor insan. 

Konya'ya çok farklı beklentiler içinde gittim. Ve şehre girdiğim andan itibaren ruhumu saran o huzurla birlikte oradan daha farklı duygularla ayrılacağımı biliyordum. Nitekim öyle de oldu. Konya'ya yolunuz düşerse ara sıra yavaşlayın. Mesela bir banka ya da çay bahçesine oturup tefekkür edin. Düşünmek için zaman verin kendinize.. Çok farklı duygular hissedeceksiniz. 

Döndüğümden beri ben de karışık duygular içindeyim. Yaşadığım, gördüğüm, göremediğim ama hissettiğim şeylerin etkisinden henüz kurtulamadım. 

Dahası sadeleştikçe daha çok vakit ayırabildiğim ve kıymetini anladığım bu seyahatler için şükürlerle doluyum. Kazandığım para ile eşyaya, kıyafetlere yatırım yapmak ya da sorumsuzca alışverişe yönelmek yerine yolculukları, keşifleri ve bana yaşattığı hisleri tercih eder oldum. Bu sayede duygusal ve maddi anlamda da daha tatminkar hissediyorum. Hatta daha özgür, daha hafif...

Mevlana'nın da dediği gibi...

Hayat bir nefestir
Aldığın kadar
Hayat bir kafestir
Kaldığın kadar
Hayat bir hevestir 
Daldığın kadar...

Sadelikle...

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

21 yorum

  1. Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, inşallah🙏🏼❤️

      Sil
  2. çok güzel anlatmışsınız. yazılarınızı severek okuyorum. yazmaya ve sade hayatı anlatmaya devam edin lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, sadelik bana huzur veriyor.. huzur devam ettiği sürece yazmaya devam inşallah🙏🏼❤️

      Sil
  3. Banu hanim ben de 6 yil önce gitmistim mevlana hz. Turbesine yaz mevsimiydi ve insanlarin mescide girebildikleri kiyafetler butun maneviyati silip yok etmisti. Ayni duyarsizlik vardi ve gercekten cok uzulmustum. Pariste notrdam kilisesine girerken insanlarin degerlerine ne kadar bagli olduklarini gördum giriste kiyafet sinirlamasi getirmislerdi. Bizim turbede ustelik istirahat eden bir zat var. Buna izin verenleri de anlamak mumkun degil malesef. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah maalesef... Benim yabancı bir arkadaşım var burada yaşayan, geçenlerde tarihi bir camiye gittik, çok istemişti içini görmeyi, yanında eşarp getirmiş saygısından, gözlerim doldu, özenine hayran oldum... her inanca saygım sonsuz ve aynı hassasiyeti bekliyorum sanırım.. sevgi ve muhabbetle🙏🏼❤️

      Sil
  4. Çok güzel anlatmışsınız.. Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana da sevgiler ve sonsuz teşekkürler Merve❤️

      Sil
  5. Hislerinize sağlık , ne güzel anlatmışsınız, huzur dolu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Huzur arayınca huzur bulmamak, Konya'da huzurlu olmamak mümkün mü? Sonsuz sevgi ve muhabbetle🙏🏼❤️

      Sil
  6. Merhaba Banu hanım. Bloğunuzu çok uzun zamandır takip ediyorum. Nasıl keyif alıyorum anlatamam. Hergun ne yazdığınızı merak ediyorum. Özellikle dikkatimi çeken bir şey var sürekli kibirden söz ediyorsunuz. Yanı sizdeyse olan bende de olan aslında herkeste olan. Siz bunu kabul edip düzeltmeye çalışıyorsunuz. Büyüklüğünüz burada iste. Bende gün geçtikçe sadeleşiyorum. Motivasyon olsun diye de blog açtım. Umarım gittikçe yaşam kalitemi yükseltirim. İyi ki vardınız. Memleketim Bursa'ya taşınmanızda çok hoş:)) ben İstanbuldayim su an. Azalmanın keyfini yaşıyorum. Tekrar teşekkür ederim. Çok uzattım :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, kibir maalesef yıllardır sade bir hayat yaşamamın önündeki en büyük engeldi.. hala da bazı hassas konularda beni zorluyor.. zaten onu aşabilsek esas sadeliğe ve ruh zenginliğine ulaşmış olacağız. Blogunuza şimdi baktım, hayırlı olsun, sakın yazmaktan vazgeçmeyin lütfen.. insan yazdıkça rahatlıyor, ferahlıyor, knendine hatırlatıyor... sevgilerimle❤️

      Sil
  7. ne doğru söyledikleriniz..Fotoğraf karelerine sıkışmaktan hayatı kaçırır olduk..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle olduk... yaşıyor gibi yapıp sosyal medyada yaşıyoruz aslında...sevgiler❤️

      Sil
  8. Testi hikayene (gerçek hikayen) bayıldım, müthiş etkileyici, rüya sonrasında cam olanın kırılması falan, inanılmaz... Ben müthiş etkilenirim böyle olaylardan... Şifa olsun Banucum toprak testin... Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslı'cım, rüyamın sonunda nasipte yolumun o amcaya çıkması varmış, kısmet işte.. sevgiler❤️

      Sil
  9. Hediye Darendeli8 Aralık 2016 12:20

    Üç yıl Konya'da yaşadım. Gittiğim ilk yıl Şeb'i Aruz törenlerine katılmış, Mevlana'yı ziyaret etmiştim. Gördüğüm şu ki; "Her ne olursan ol, yine de gel" denilen huzur haneyi ticarete çevirmişler. Yaşadıklarım beni de şaşkına çevirmişti. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef kapitalizm artık her yerde...uyan ey gözlerim uyan, uyan ey uykusu çok gözlerim gafletten uyan mısraları geliyor hep aklıma...

      Sil
  10. yazdiklarin bana yillar once gittigim Nova scotia, cape breton gezimi hatirlatti, cape breton muhtesem doga guzelligi olan, doga yurusleri icinde, cadirlarda kaldigim muhtesem bir ada, kuzey de, cok uzak bir ada, daglarin etrafindan gidiyorsun durupta manzarayi izleyebilecegin noktalar yapmislar, bizde orada durup dakikalarca ucsuz bucaksiz ormanin, okyanusun, o hayatimda gordugum en muhtesem doganin huzurunu keyfini cikarirken bazi insanlar arabalari ile durup, o aninin guzelligini tadini, yasamadan telefonlar vs. fotografini cekip hizla basip gidiyorlardi, ve inan bu durum beni uzmedi degil,binlerce km yol kat edip, bir foto cekip, belki de facebook un koymak icin ani yasamayip, sirf gelmek icin gelip, aracinla cevre kirliligi yaratip gitmek nasil bir mantik, yasamaktir diye saskin olmustum, hayatim en guzel tatilidi,bir canta, kucuk cooler,cadir az esyalar, dolu dolu, kesfederek iki hafta inanilmaz anilarla dolu evime donmustum, ve dondugumde oradaki huzurda sadelikte gonlumu birakip sehre dondum diye mutsuzdum(duk). Bana bunlari tekrar hatirlatti yasadiklarin, en guzel yani baska guzellikle dolu geri donmus olman <3 iyi ki paylasiyorsun <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meral'cim, eski tatillerime bakıyorum da hep bir telaş, alışveriş, acele, sosyal medyada her anımı vitrine koyma dürtüsü.. bunlardan arınmaya başladıkça, yavaşladıkça tatil yapmayı sever hale geldim. Eskiden her tatilden yorgun dönen ben şimdi dinlenmiş ve huzur içinde dönüyorum.

      Sil
    2. Mevlana türbesine gittiğimde bende yanı şeyleri yaşamiştim. Fakat rehberimiz türbenin karşısındaki mezarlıkta da kıymetli kişilerin mezarları var deyip isteyenler gezdirebilirim dedi. Konya nın maneviyatını hissettiğim tek yer orasıydı bir daha gitmek nasip olursa mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. Çok değişik bir enerjisi var oranın çok etkilenmiştim.

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik