2016 : Bir vazgeçme hikayesi

Aralık 28, 2016


2016. 
36 yıllık hayatımın dönüm noktası. 

Ne çok şey değişti bir senede.

En büyük korkularımla yüzleştim.
En derin sularda yüzdüm. 
Kıyısından döndüm çaresizliklerin. 
Şimdi başladığım yerden uzakta, sakin bir kahve dükkanında, tüm bunları anlatmaya hazırlanıyorum.
Diğer masalarda oturanların bundan haberi yok. 
Acaba diyorum, içlerinde hayatını değiştirmeyi hiç benim istediğim kadar çok isteyen olmuş mudur? 
Bilebilsem keşke. 
Eğer vazgeçmek üzereyse aslında yapabileceğini anlatsam.
Sadeliğin zor, karmaşanın içinde yaşamanın sana daha kolay gelmesi sence de garip değil mi diye sorsam..
İlk başlarda vazgeçmek biraz zor olacak, ama sabredip dayanırsan sonrası hep kolaylık diyebilsem.

Geçen sene, hayatımın bu noktaya geleceğini söyleselerdi inanmazdım.
Film repliği gibi oldu ama öyle..

Bir şeyi çok isteyince...  
Yani öylesine, sadece dile vuran bir istemek değil bahsettiğim. 
Hani böyle uykularını kaçıracak kadar çok düşünmek. Her adımı en ince ayrıntısına kadar tek tek hayal etmek, sonra o hayalin sana ağır gelmesi ama buna rağmen yine de onu terkedememek...
İşte böylesine çok isteyince... Oluyormuş. 
Bunu yapabilmek 36. yaşıma, yani 2016 yılına nasip oldu. 
Zaten kırılma noktasını biliyorsunuz. Daha önce bahsettim. 
Geri kalan hikayeyi, yani 2016 yılının nasıl geçtiğini uzun uzun anlatmak için sabırsızlanıyorum ama önce şu konuda anlaşalım.
Benimkisi bir başarı hikayesi değil. 
Kitap olsa adını 'Vazgeçme hikayem' gibi bir şey koyardım herhalde. 
Zira her şey vazgeçmekle başladı.
Evet, bu bir vazgeçme hikayesi. 

----
31 Aralık 2015. Günlerden Perşembe. Arkadaşımın evindeyim. Oldum olası Yılbaşı gecelerini dışarıda geçirmeyi sevmem. Sakin ortamlar hep pek makbule geçer. Neyse ki bu kafada arkadaşlara sahibim ve yine evdeyim. Bir de bu akşam birisiyle tanıştıracaklar beni. Gerçi daha önce ayak üstü, kısa bir muhabbetim oldu bu beyle. Kendisini hayal meyal hatırlar gibiyim. Gibiyim diyorum çünkü uzun süredir kafam pek yerinde değil. Dikkatim dağınık. Herkes aynı şeyi söylüyor. Banu, burdasın ama kafan başka yerde! Sorun siz de değil ben de diyebilmeyi isterdim. Ama sorunum ne bilmiyorum. Odaklanamıyorum. Önemsemiyorum. Dahası anlatamıyorum. Anlatabilsem ne diyeceğim sanki? Şey, bana galiba rahat batıyor desem mesela? Belki de asıl derdim gerçekten bu; rahat battı sendromu. Bu sendromla literatüre geçme hayalleri kurarken perdeyi aralayıp camdan dışarı bakıyorum. İlk defa İstanbul'a bu kadar çok kar yağıyor düşüncesi geçiyor aklımdan. Bu havada taksi bulup buraya gelmiş olmam bile mucize. 

Sofraya oturuyoruz. Masa harika mezelerle dolu. Keyifler şukela. Gülüp, eğleniyoruz. Yalnız benim gülmeler hep yarım. Henüz çekilmesi mümkün olmayan insan seviyesine ulaşmadım. Ama gidişat parlak değil. Bir an önce toparlanmam gerek. Gözlerim sürekli bir noktaya takılıp kalıyor. Dalıp gitme dedikleri türden bir durum işte.. Son zamanlarda çok olmaya başladı. Sürekli gittiğim bir mekanın garsonu, samimiyetime de güveninden olsa gerek, durup dururken bana ''unutamadığınız bir sevgilinız filan mı var?'' dedi geçenlerde. Böyle dalıyorum ya sürekli, aşk acısı çekiyorum zannetmiş, üzülmüş halime.. Halbuki bilse ben epey derin sularda debeleniyorum. Boğulmamak için çırpınıyorum. Çırpındıkça batıyorum. Hep bir şeyler eksik gibi.. Bunun eksiklik değilde, fazlalıktan kaynaklandığını henüz bilmiyorum. Ve aradığımı çok yakında bulacağımdan habersiz, yeni tanıştığım beye dikkatimi vermeye çalışıyorum. Aslında tanımaya değer birisi. Ama dedim ya. Rahat battı sendromu var bende! Hiç havamda değilim. Hiç bir şey, hatta hiç kimse ilgimi çekmiyor. Yani anlık bir beğenme, hmm hoş adam filan diyebilirim en fazla. Gerisi yok. 

Gece boyunca kar yağmaya devam ediyor. Zaten bir süre sonra kendimizi evin bahçesinde kar topu oynarken buluyoruz. O an bir şey oluyor. İlk defa tam olarak, bir bütün halinde orada olduğumu hissediyorum. Kar taneleri yüzüme dokunuyor.. Rimelim akıyor, fönüm de berbat oldu. Ama umrumda değil. Hayret. Normalde böyle bir şeyin beni epey rahatsız etmesi gerek. Bıraksalar yerlerde yuvarlanacağım. Kıyafetim, saçım, makyajım, nasıl göründüğüm filan umrumda değil. 

Eve geri döndüğümüzde biraz olsun hafiflemiş hissediyorum kendimi. Daha iyi gibiyim. Ama çok uykum var. Ve uyumak için yatağıma ve evime ihtiyacım var. 

İnsan hatırlamak için yavaşlıyor, unutmak için hızlanıyor sanki. Dışarıda hızla akıp giden, sorgulamayı, dahası düşünmeyi unutmamızı isteyen bir hayat var. Hemen her şeyi benim yerime düşünüp planlayan bir yaşam tarzı... Sabah saat kaçta uyanmam gerek, ne zaman öğle yemeği yemeliyim, tatil yapabileceğim günler, nasıl görünmem gerektiği.. Bunlar ilk aklıma gelen en basit örnekler. Hepsi benim yerime planlanmış. Sadece evimde biraz olsun yavaşlayıp, sakince içime dönebiliyorum. Yalnız kaldığım anlarda düşünmek daha mümkün. Kimsenin neyi, ne zaman yapacağıma karar vermediği bir dünya... Bu şimdilik sadece evimde mümkün..

Kapıdan içeri girene kadar tek hayalim bir anca önce kendimi yatağa atmak. Banyoda aynanın önündeyim. Birbirine karışmış, akmış makyajımı temizlerken, hayır diyor gözlerim. Hemen uyuma. İlk defa bu sene yeni yıl kararları hazırlamadığım düşüyor aklıma. Pijamalarımı üzerime geçiriyorum hızlıca. Uzun süredir el sürmediğim bilgisayarım kucağımda. Heyecandan şifreyi iki kere yanlış giriyorum. Üçüncü denemede açılıyor. Karşımda boş bir word dosyası.

2016'nın hayatımın dönüm noktası olacağından habersiz, başlıyorum yazmaya..

Devamı yeni yazıda!

Fotoğraf: Uludağ - Ağustos 2016

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

16 yorum

  1. yaaa yine en heyecanlı yerinde bitti. Harikasınız Banu Hanım. Sade hayata ben de geçmek istiyorum. Siz devamlı yazın olur mu. Yazılarınız umut aşılıyor. Yeni yıl size mutluluk sağlık getirsin. Sade, güzel günler geçirmeniz dileği ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim🙏🏼Sade hayata geçme sürecinde sorularınız, tereddütleriniz olursa ben hep buradayım. Sevgiler❤

      Sil
  2. Cidden en heyecanlandigim yerde bitti.bekliyorum sabırsızlıkla. Bir gün oturup bütün yazılarınızı okudum.şimdi çok pişmanım. Keşke her gün bir tane okusaydim.ben de arınma sırası cevremdeki yorucu,yıkıcı tanıdıklara geldi.bence çok iyi gidiyorum.eşim bile 'bu bence çok huzur verici bir tercih oldu'demeye başladı.teşekkürler ve sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçiminizden ötürü sizi gönülden tebrik ediyorum.. Sadeleşmek zamanla size daha da iyi gelecek emin olun.. daha farklı yönlerini keşfetmeye başlayacaksınız hayatın❤Sonsuz teşekkürler🙏🏼

      Sil
  3. Ya ama en heyecanlı yerinde bitti yazı. Elinize, ağzınıza, yüreğinize sağlık. Ekim ayından beri takip ediyorum sizi. Sanki sizinle karşılaşmayı beklemişim. Teşekkür ederim bana kattığınız şeyler için. Sadelikle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki karşılaşmışız🙏🏼❤tesadüflere inanmayı bıraktım, her şey olması gerektiği gibi ilerliyor... bu karşılaşmanın ikimiz adına güzelliklere vesile olacağına inanıyorum... sevgilerimle❤

      Sil
  4. Sizi yillar once usa de yasadiginiz donemde "salincakta iki kisi"blogunuzdan takip ederdim.Ben de eski bir "plaza calisani"yim..ben daha sade bir hayata ist u terkedip gecemedim ama isi birakip ,daha sade,ist merkeze uzak bir yerde,daha az bir gelirle yetinip iki cocuk buyutmeyi sectim.sizi ig de gorunce sanki eski bir tanidigimi,arkadasimi gormus gibi oldum.Simdi heyecanla gorusemedigimiz o donemde neler olmus okuyup ogreniyorum.secimleriniz ve basardiklariniz icin gonulden kutluyorum sizi..son yazi cok heyecanli bir yerde kalmis.devamini sabirsizlikla bekliyorum. Tekrar sizi okumak cok guzeldi.Sevgiler..Melis colak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Melis, böyle eski simalarla karşılaşınca ben de çok mutlu oluyorum. Benim eski halimi en iyi siz biliyorsunuz, dolayısıyla ne kadar değişebildiğimi ya da değişemediğimi en rahat ve objektif gözlemleyen, değerlendirebilen sizlersiniz.. sonsuz sevgilerimle❤

      Sil
  5. iki ay oldu sizinle tanışalı,yazılarınızı okuyalı.. yavaş yavaş içe dokunan yazılarınız uygulamaya dönüşmeye başladı benim hayatım içinde. bir huzur bir şükür vesilesi. teşekkürler size :) her gün yazı paylaşmanız çok çok güzel,çok iyi geliyorsunuz. şuan yeni taşındığınız evinizin düzenini çok merak ediyorum,sizin içinde sakıncası yoksa bi yazınızda paylasabilir misiniz? sevgiler*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Emine Hanım, mahçup ediyorsunuz beni.. 🙏🏼❤evimin fotoğraflarını paylaşamam ama biraz bahsedebilirim elbette.. zaten iki odası ve mutfağı olan, basit, gösterişsiz bir ev. Çok uzun uzun anlatılacak bir şey yok ama denerim😊🙏🏼

      Sil
  6. Diğer masalarda oturanlarin neden haberi yok biliyor musunuz? Yakınlarında, dünyanın en zor savaşını -kendiyle ve kolayı seçmekle olan savasi-kazanmış , sevgi ve merhamet dolu bir yüreği olan harika bir insan oturuyor.ne şanslı olduklarından haberleri yok.orada olup, güzel bir dostla Candan bir sohbet etmek isteyen nice insan var halbuki.sevgiler .aysu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Aysu... inşallah bir gün karşılıklı sohbet edebiliriz.. bana bu değeri vermen beni çok mahçup etti.. ben bir garibim inan.. tek derdi ve mücadelesi kendisiyle olan bir sade bir hayat yolcusu.. Böyle güzel sözleri duymak nasıl büyük bir lütuf bu garip için bilsen...

      Sil
  7. Yazınız bana bir yıl önce yazdığım cümleleri anımsattı.

    "Ve hepimizin hayatı, vazgeçebildiğimiz şeylerin toplamı kadar esasında. Vazgeçemem sandıklarımız, bizi yok edenler, ele geçirenler, tüketenler. Vazgeçebildiklerimiz kadarız biz."
    Yazmışım bir yıl önce. Tekrar okudum yazdıklarımı, tekrar düşündüm üstüne...
    Yazdıklarım aşağıdaki linkte:

    http://sinmarin.blogspot.com.tr/2015/12/vazgecmek-ya-da-vazgecmemek.html

    Paylaşmak istedim sadece:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle güzel yazmışsınız ki.. alıntı yapmak isterim.. çok teşekkür ederim paylaştığınız için🙏🏼❤

      Sil
  8. banu abla yine harika bi yazi devami icin sabirsizlaniyorum ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Fatma'cım, yazının son bir kaç düzeltmes kaldı, içime sindiğinde yayınlayacağım❤🙏🏼

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik