Sade hayat yolcusunun tatili nasıl olur?

Kasım 24, 2016


Bloğumu çok özlemişim. Biraz kafamı toparlayıp, kedilerimle hasret giderdikten sonra hemen bilgisayarımın başına geçtim. Başladım yazmaya. Sade bir hayat yolcusunun tatili nasıl olur? Açıkçası bunu ben de merak ediyordum.

Ufak bir el bagajıyla başladı seyahatim.  Bir kaç parça çikolata ve Lush’ta bulduğum kınayı satın almamla sona erdi. Magnet, anahtarlık gibi hediyelik eşya peşinde koşturmadan ya da tüm günümü mağazalarda vakit harcamadan geçirdiğim, dinlendiğimi hissettiğim ilk yavaş tatilimdi. Vay be dedim. Demek ki böyle bir şey olabiliyormuş.

Hafif seyahat etmenin pek çok avantajı oldu. Bir kere uçaktan indikten sonra bagaj sırası beklemedim. Yanımda götürdüğüm kişisel bakım ürünlerimi zeytinyağlı defne sabunu, diş fırçası, diş macunu, tarak, banyo lifi, el kremi, göz kalemi ve rimel ile sınırladım. Eskiden olsa duş jeli, şampuan, saç kremi, saç düzleştirici alet, oje, aseton, nemlendirici, bir sürü makyaj malzemesi… daha neler neler taşırdım yanımda. Sonra iki saat güvenlikte arama, sıvıları ayrı bir poşete koyma filan. Ay valizin içine aktı mı, acaba bu kadar şampuan yeter mi? Ne çok eziyet etmişim kendime, ne gerek varmış?

Bir de defileye gider gibi bir sürü ayakkabı, çanta ve kıyafeti valize sığdırma gibi bir mücadelem vardı. Çoğu el sürülmeden geri dönerdi. Bu sefer, havanın soğuk olacağını da dikkate alarak, sadece çok gerekli parçalar seçtim. Ufak bir sırt çantası, bir çift bot, spor ayakkabı(uçak yolculuğu için), termal bir kaç parça kıyafet, bir tane mont, bere, atkı ve eldiven gibi şeyler… Kirlenseler bile yıkanır ve ertesi gün kurumuş olur diye düşündüm. Sonuçta mahrumiyet bölgesine gitmiyordum. Bir de aksesuar anlamında hiç bir şey almadım yanıma. Küpe ve hatta saat bile bile takmadım. Ne kadar hafif, o kadar iyi!


Gelelim hangi şehirleri ziyaret ettiğime.

Brüksel, Antwerp, Rotterdam ve Amsterdam rotasındaydım.  Hollanda’ya daha önce gitmiştim ama Belçika’ya ilk kez uğradım. Brüksel büyülü bir şehir. Antwerp ise açık ara favorim oldu. 3 arkadaş, soğuk havaya ve yağmura rağmen her anını dolu dolu yaşadığımız masalsı bir tatil geçirdik. Tek tek şuraya gittim, bunu yaptım diye anlatmak istemiyorum çünkü zaten bunu çok iyi yapan seyahat blogger’ları var. Kendi adıma diyebileceğim şu ki pek çok yeni mekan ve lezzet keşfettim. Çok yürüdüm. Magnet ve hediyelik eşya yerine bol bol anı biriktirdim. Bir de bu sefer diğer tatillerimde yapamadığım bir şey daha yaptım. Tadına baktığım her şeyi paylaştım. Yani yarısını yedim. Yani az yeme konusunda da istikrar devam etti. Bu sayede ilk defa bir tatilden 2 kilo verip dönmeyi başardım.

Alışveriş konusundaki tutumum tatilde de devam etti. Ufak firelerim sadece çikolata ve kına konusundaydı. Mesela Brüksel’de Lush ile karşılaştım. Malum ülkemizde yok artık. Uzun zamandır şu saç boyası işi kafamı kurcalıyordu. Organik boya olayına da inanmıyorum. Lush’tan bir tablet siyah kına aldım. Leonidas’ı görünce de çikolatalarından aldım bir kaç parça. Hepsi bu.


Rotterdam’da ise Tjmaxx çıktı karşıma. Amerika’da yaşadığım yıllarda mabedimdi. O mağazadan elim boş çıktığım tek bir gün olmamıştır. Arkadaşlarımı beklerden 1 saat kadar zamanım vardı. İçeriye girdim. Noel hazırlıkları başlamış. Her şey nasıl gösterişli, nasıl göz alıcı. Ama garip bir şey oldu. Kısa bir süre sonra bu gösteriş beni sıkmaya başladı Gözlerim yoruldu, ruhum daraldı. Hemen dışarıya attım kendimi. Oh be dedim, dünya varmış. Eskiden olsa sürükleyerek çıkarırlardı beni oradan. Hatta telefonumu bile kapatırdım ulaşamasınlar da biraz daha alışveriş yapayım diye. Ben değişemem demeyin. İnsan değişiyor. Yani çok değil, 7-8 ay önce Tjmaxx’te baygınlık geçirecek kadar bunalacağımı anlatsalar inanmazdım. Hadi canım derdim, saçmalamayın. Ama oluyormuş.

Bir keresinde yine bir arkadaşımla Fransa-Nice tatili yapmıştık. O tarihi yerleri gezmek, plajda yayılmak, yüzmek yani doğal olarak tatil gibi tatil yapmak istiyordu. Benim ise tek derdim mağazaları dolaşmaktı. Baktık olacak gibi değil. Aramızda şöyle bir anlaşma yaptık. Sabahtan öğlene kadar zamanı o kullanıyordu. Öğleden sonra akşama kadar benimdi. Şimdi düşünüyorum da ne kadar gereksiz değerlendirmişim o tatili. Dönüş yolunda bagaj limitimi doldurduğum için bazı parçaları sırt çantama, bazılarını da arkadaşımın valizine tıkıştırmıştım.

An’ı yaşamak, doyasıya gezip eğlenmek ya da yeni tatlar keşfetmek yerine mağazalarda vakit harcadığım, kendimi alışverişe adadığım, yorgun, telaş içinde  geçen tatillerime selam olsun. Artık yavaşladım. Ve hayatımda ilk defa bir tatilden dinlenmiş şekilde döndüm.

O zaman kaldığım yerden devam...


Sadelikle…

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

18 yorum

  1. Senin adina cok sevindim, tatil gibi tatil gecirmissin, hafif, keyifli, kesifli...
    Lush'in kinasini aldim yazmissin, gecen sene dogal boya ararken ben de kesfetmistim ama emin olamadigimdan denememistim, denediginde tercubeni paylasirsan sevinirim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meral'cim çok teşekkür ederim, gerçekten şimdiye kadar en keyif aldığım tatil oldu diyebilirim🙏🏼Kına yorumlarımı mutlaka yazacağım😘

      Sil
  2. En güzelini yapmışsın :) senin adına mutlu oldum..
    Ben yurt dışına hiç çıkmadım.. İnşallah 2017 de de eşimle isteğimiz pasaport almak ve oğlumuzla yurtdışına geziye gitmek..
    BU arada bloguma sadeleşme hakkında yazdım..yazımda linkini de geçirdim.
    Musait olunca okumanı arzu ederim..
    mutlu cumalar :)
    http://loveandsmile.wordpress.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eminim çok eğleneceksiniz, ailecek tatiller epey keyifli oluyor. Yazınızı az önce okudum, çok ama çok teşekkür ederim. Bu arada epey yol kat etmişsiniz, hayran oldum❤️

      Sil
  3. Hediye Darendeli25 Kasım 2016 10:11

    Bu işte :) Sen beni anlatıyorsun.. Ben kendimi bildim bileli sade yaşadım. Ama hep yadırgandım. Kayınvalidem beni hiç benimsemedi bu hallerimden dolayı :) Gelinim demeye utanırdı. Aldırmadım.. Yabadabaduuuuuuuuuu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ne mutlu size, dilediğiniz gibi yaşamaşsınız hiç kimseye aldırmadan.. benim acaba ne düşünürler kaygılarından kurtulmam epey zamanımı aldı🙈☺️Sonsuz sevgiler

      Sil
    2. Merhaba, böyle düşünen insanların olduğunu görmek o kadar güzel ki..Herkes birbirine sahip olduklarıyla hava atma derdindeyken mütevazı yaşamanın kıymetini bilmek çok önemli. İnsanlardan kaçmayı ya da göz ardı etmeyi nasıl başarırız bunca mahalle baskısı altında?? Teşekkürler

      Sil
  4. Banu hanim sizi cok ozlemistim,hosgeldiniz! opuyorum sizi ...iyi ki varsiniz.Almanya 'dan cikilatali sevgiler,sicacik bir sarilma ve guzel enerjiler gonderiyorum... Tuba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Tuba, çok teşekkür ederim🙏🏼güzel enerjini mutlulukla aldım, kabul ettim, ben de size kocaman sevgilerimi gönderiyorum❤️

      Sil
  5. Hoşgeldiniz sevgili kardeşim. Çok alismisiz yazılara ve paylaşımlar. Gün sizin yazı ve paylasimlarinizla daha guzellesiyormus meğerse. Siz , bileginize kuvvet hep yazın , bizim günümüz aydınlansın sadelikle. Aysu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Aysu; ne güzel, nasıl içten bir hitap şekli "kardeşim".. çok duygulandım.. çok teşekkür ederim. Benim günümün aydınlığı da sen oldun🙏🏼

      Sil
  6. Dilerim bir gun sizin gibi bir hayat surerim hayran kaliyorum her gecen gun size😍 tatilinizin guzel gecmesine ayrica sevindim ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim❤️emin olun siz benden daha iyisini yaparsınız, benimkisi daha çok başında olduğum bir yolculuk.. sonsuz sevgilerimi gönderiyorum

      Sil
  7. ben de merak etmeye başlamıştım, tatil için ara verdiğine sevindim. :)

    sıla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim, şükür kavuşturana..

      Sil
  8. Biliyor musun sen bana ilham oldun :) Zaten ilgilendiğim bu konuda beni motive ettin ve youtube kanalı açtım :) Çok teşekkür ederim beni tekrar minimalizm ile kesiştirdiğin için :) yazıların çok güzel, çok güzel ilham kaynağı oluyor. Umarım başka insanlara da ilham oluyorsundur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ilham olmak konusunda hisler karşılıklı çünkü tıkandığımı hissettiğim noktalarda böylesi içten yorumlarda bana ilham oluyor. Youtube kanalın için tebrik ederim, benim de bir türlü yapamadığım bir şey aslında :) sonsuz sevgiler..

      Sil
  9. Yazınızı okuyunca önceki yurtdışı seyahatlerim geldi aklıma. Çok yakın bir arkadaşımın düğününe İngiltere'ye gitmiştim, yine çok yakın bir arkadaşımla. O kadar çok şey almıştık ki, dönerken biri büyük biri orta boy en hafifinden iki bavul almak zorunda kalmıştık. TR'den gelirken getirdiğimiz bavulu da ağır diye onlara bırakmıştık. Buna rağmen havaalanında kilo limitine takılıp aldıklarımızın bir kısmını arkadaşlarımıza bırakmıştık. Vazgeçemediklerimizin de ekstra bagaj ücretini ödemiştik. Üçer beşer aldığımız magnetler ve her yerde bulunabilecek türden aldığımız hediyeler de cabası. Güzel anıları dışında hem maddi hem de manevi zarardır benim için o seyahat.

    Sonrasında iş için Bordeaux'a gitmiştim. Ve bu sefer akıllanmış olarak. Küçük bir bavulla gidip sadece 8 şişe şarapla dönmüştüm. (Bir de ablamın sipariş ettiği bir elbise ile)

    Şimdi düşünüyorum da hem tüketime harcadığım para ve zaman hem de o hengame ne çok yorucuymuş meğer.

    Yazdıklarınızı içime sindire sindire okuyorum. O mağazaya girdiğinizde nasıl bunaldığınızı, arkadaşlarınızla ne kadar eğlenerek dinlendiğinizi buradan hissediyorum.

    Her okuduğum yazınıza yorum yapamasam da her okuduğumu akşam eşime anlatıyorum. O da umarım bizim de bir gün böyle bir seyahatimiz olur diyor. (Çünkü henüz seyahat sadeliğine geçemedim)

    Umarım ömür boyu hafızanızdan silinmeyen, hoş anılar biriktirdiğiniz, sağlıkla ve sadelikle geçen seyahatleriniz olur..

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik