Korkuyorum çünkü...

Kasım 02, 2016


Bazı korkularımızı ifade etmek ve söylemek kolaydır. Yükseklik korkusu ya da örümcek fobisi gibi. 

Bazılarını ise daha az dile getirir, hatta mümkün olduğunca gizlemeye çalışırız. Kendimizle başbaşa kaldığımız anlarda dahi düşünmek istemeyiz. Kaybetme, yanlış anlaşılma, başarısız olma ve kabul görmeme korkuları ilk aklıma gelenler. 

Korkularımız bizi hapseder. Özgürlüğümüzü kısıtlar. Ve belki de yapmak isteyipte bir türlü hayata geçiremediğimiz tüm hayallerin önündeki en büyük engeldir. 

Benim de kendime bile itiraf etmekte hatta kabullenmekte zorlandığım korkularım vardı. Sade bir hayat yaşamak istiyordum ama...

  • Sahip olduğumu zannettiğim şeyleri kaybetmekten korkuyordum. 
  • Yanlış anlaşılmaktan, çevremdeki insanlar tarafından kabul görmemekten korkuyordum. 
  • Sade bir hayata alışamamaktan, pişman olmaktan korkuyordum. 
  • İstifa etmekten ve sonrasında eski hayatımı özleme ihtimalinden korkuyordum. 
  • Eskisi gibi alışveriş yapamadığımda kendimi eksik ve yetersiz hissetmekten korkuyordum. 

Örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Ama bunların hangi korkular olduğundan ziyade nasıl hepsiyle tek tek hesaplaşmaya başladığımı anlatmam sanırım bana ve bunu duymaya ihtiyacı olanlara daha iyi gelecek. 

Bir Pazar sabahı uyanıyorum. İstanbul'dayım. Arkadaşımla kahvaltı yapmak için buluşacağız. 1 saat kadar zamanım var. Yine elimde kahve, koltuğun köşesinde oturmuş düşünüyorum. Daha doğrusu ayılmaya uğraşıyorum. Aylardır aklımda tek bir şey var. Sade yaşamak. Ama nasıl? İçimden bir ses yapamazsın diyor. Yapamazsın çünkü korkuyorsun. Değişim yaklaşıyor. Hissediyorum. Ama hazır değilim. Yok diyorum, şimdi değil. Biraz daha para birikteyim, biraz daha şöyle yapayım, bunun da olmasını beklemeliyim... Korkularıma bulduğum bahanelerim çok fazla! İçinden çıkamıyorum. Hadi diyorum, kalk hazırlan. 

Giysi dolabımın kapağını açıyorum. Zilyon kıyafetin arasından yine ne giyeceğime karar veremediğim bir gün daha! Yığınların arasından bir tane sweatshirt'i çekiştiriyorum. Altına da bir jean pantolon. Nefis oldu! Ve o an şunu farkediyorum. Dönüp dolaşıp aslında hep aynı tarz kıyafetleri giyiyorum. Yani dolabın %70'i neredeyse aylardır giymediğim şeylerle dolu. Peki neden satın aldım ve neden hepsinin hala dolabımda olmasını istiyorum? 

Aklıma çok basit bir fikir geliyor. Uzun süredir giymediğim bir elbiseye gidiyor elim. Askısından çıkarıp yatağın üzerine koyuyorum. Ve diyorum ki söyle! Ama içinden değil, yüksek sesle söyle. 

Bu elbiseden vazgeçmekten korkuyorum çünkü bu elbisenin yokluğunun ileride hayatımda büyük bir etkisi olacağını düşünüyorum. 

Kulağa ne kadar komik geliyor öyle değil mi? Peki aslında gerçekten hissettiğim bu mu?

O günden sonra korkularım hakkında yüksek sesle konuşmaya başlıyorum. O kadar da zor olmamalı! Aylarca sürüyor. Ama sonunda yavaş yavaş işe yaramaya başlıyor. Korkularımın en derinine iniyorum. Yani kendime bulduğum yüzeysel, kısa süreli rahatlatıcı bahanelerin arkasına saklanmak yerine ilk defa kendime karşı dürüst olmaya ve gerçekleri kabul etmeye başlıyorum. 

İşimi sevmiyorum, bu şartlarda çalışmak istemiyorum. Ama istifa etmeyi hep erteliyorum. Çünkü herkes gibi bir işim olmazsa insanların artık bana saygı duymayacağından korkuyorum. 

Daha sakin, daha sade bir hayat yaşamak istiyorum ama arkadaşlarıma eskisi gibi uyum sağlayamamaktan ve kabul görememekten korkuyorum. 

Alışveriş yapmaktan vazgeçmek istemiyorum çünkü fakir gibi görünmekten korkuyorum. 

Siz de farkettiniz mi? 

Aslında korkularımın arkasında yatan gerçek nedenlerin çoğu hep başkaları ne der ya da ne düşünür diye arkasına saklandığım bahanelerden ibaret. Sadece bir kısmı yılların verdiği, istersem zamanla değiştirebileceğim alışkanlıklardan oluşuyor. Onları halletmek kolay. Peki ya başkaları? Dahası peki ya benim hayatım?

...........

Bugün geldiğim noktada tüm korkularımdan tamamen arındığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sadece kendime şu soruyu sormayı ve yüksek sesle cevap aramayı alışkanlık haline getirdiğimi söyleyebilirim. 

.......'dan korkuyorum çünkü......

Yukarıdaki boşluklara, kendinize karşı çok dürüst olmak koşuluyla, istediğiniz her şeyi koyabilirsiniz. Zamanla, bunu yüksek sesle söylemeye başladığınızda, bazıları kulağınıza çok komik gelecek. Bazıları ise aslında hayatınızı hep başkaları ne der ya da ne düşünür diye yaşadığınızı anlamanızı sağlayacak. Baştan uyarmam gerek. Bu yüzleşme biraz canınızı acıtabilir. Benim acıtmıştı. Yıllarca, altın bir kafesin içinde, hep başkaları ne düşünür, ne der acaba diye kurmaktan uçmayı unutan, hayatı o kafes kadar sanan bir kuş gibiydim. Bunu bu kadar geç farketmek elbette çok canımı yaktı..

Diyeceğim şu ki korkularımız, hayallerimizi yaşamak yerine tercih ettiğimiz bir seçimden ibaret. Yani tamamen bir tercih! Onların arkasına saklanıp sürekli olmak istediğimiz kişiyi, yapmak istediklerimizi, dahası hayatı erteliyoruz. Ve emin olun. Korkularımızın esaretinden biraz olsun kurtulduğumuzda, kendi seçimlerimizi yaşabileceğimiz daha özgür ve sade bir hayat gerçekten var. 

Başkaları hep oldu, olmaya da devam edecek. Konuşacaklar. Bırakın konuşsunlar. Çünkü o sırada belki de hep yapmak istedikleri, ama asla cesaret edemedikleri bir şeyi siz yapıyor olacaksınız. Bunu dile getirmiyor olmaları size tuhaf gelmesin. Kendi hayatınıza, isteklerinize, hayallerinize odaklanın. Kimseden onay beklemeyin. Hayat o kafes kadar dar değil. Sadece buna inanın yeter..

Sadelikle...

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

26 yorum

  1. Ben bunları 40 yaşıma yaklaşırken anladım. Bravo size.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de anlamaya başlamam biraz geç oldu aslında ama olsun.. hiç farketmeden yaşamaktan iyidir. Sevgiler💕

      Sil
  2. Sadece kendime şu soruyu sormayı ve yüksek sesle cevap aramayı alışkanlık haline getirdiğimi söyleyebilirim.

    .......'dan korkuyorum çünkü......'' demişsiniz
    iyi bir yönteme benziyor ben de deniycem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonuçları da bana yazın lütfen.. sevgiler..

      Sil
  3. bu arada kayıplarınız için çok üzüldüm. Allah sabır versin. Klişe olacak ama bu bir sınav ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, evet bir imtihan daha.. Tedbiri aldıktan sonra Allah'tan gelene sabır göstermekten, teslim olmaktan başka çaremiz yok.. sevgiler

      Sil
  4. Bana, çok iyi şeyler yaptığımı fark ettirdiniz. Teşekkürler. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu size, ne mutlu bana o zaman🙏🏼💕

      Sil
  5. Tamam herşeye katılıyorum ama para olmadan da hiçbirşey olmuyor.Maddi durumu nasıl başardınız? Maddi açıdan herhangi bir işte çalışmadan kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmeyi nasılbaşardınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllardır çalışıyordum, dolayısıyla bir kaç ufak yatırımım vardı, ve tabi ki şu anda da evden çalışıyorum, sade hayatımla birlikte giderlerim de inanılmaz azaldı.. Kazandığım bana yetiyor çok şükür. Sevgiler.

      Sil
  6. Ben de yıllarca çalıştım ve hep harcadım! Ta ki 2 yıl öncesine kadar. Son 2 yılda iş hayatım başta olmak üzere çoook şey değişti ve sadeleşme yolunda epey adım atabildim çok şükür. Bu halimden çok memnunum. Bugün ablamı ziyarete gitmiştim. Farkettim ki en yakınım bile benim gönüllü sadeleşmemi fakirleşme/yoksullaşma olarak görüyor. Yeterince gelirim olup olmadığını endişeli bir şekilde sorguluyor. Kendimi anlatamadığım için içime bi sıkıntı çökmüştü dömüş yolunda. Bu hislerle denk geldi yazınız. Haklısınız. Başkaları değil hiç bir zaman mevzu. Sadece içine odaklanmalı insan. Yolumda yürürken mutluyum. Gerisinin hiç ama hiç önemi yok. :) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Seval Hanım, ailelerin ve dostların bizler için endişeleri hiç bitmeyecek sanırım.. bir süre daha sizi sorgulamaya devam edecekler ama sonra, sizin deneyimlerle, yeni hobilerle, yani çok daha fazla yaşayarak mutlu olduğunuzu, gözlerinizin içinin gülmeye başladığını gördükçe sakinleşeceklerdir. Sonsuz sevgiler...

      Sil
  7. Bu güzel yazınız için teşekkürler. Bu bilinçte olmaya ve yaşamaya hepimizin ihtiyacı var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selda Hanim, çok teşekkür ederim, sonsuz sevgiler...

      Sil
  8. Tam anlamıyla beni anlatan bir yazı, devamını bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Selda Hanım🙏🏼❤

      Sil
  9. Ben dünden beri, okuduğumdan beri, düğümlendim, bittim, ne diyeceğimi bilemiyorum. Aşırı empatiden kafayı yiyecek gibi oluyorum düşündükçe. Harika bir farkındalıkla karşılamana ve başa çıkış şekline hayran kaldım Banu. Sadece sabır dileyebiliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslı'cım, çok teşekkür ederim.. bir süre, özellikle ilk 3 gün epey kötüydüm.. eve sığamadım, uyuyamadım.. sonra o yazıyı paylaşacak cesareti buldum kendimde, ve yorum yapılmasını istemediğim halde, yani yorumları kapatmama rağmen bir sürü destekleyici, dua ve iyi niyet dolu e-posta, mesaj ve yorum aldım ki.. tıpkı senin şu an yaptığın gibi.. Bana çok iyi geldiniz.. Çok teşekkür ederim. Zamanla daha iyi olacağım, sadece takdir böyleymiş diyebilirim... hayatta değiştiremeyeceğim şeyler de var maalesef ve bunu kabul edip devam etmem gerekiyor.. Ama ayrılıklar sadece gözleriyle sevenler içindir benim içın, gönülden sevenler hiç ayrılmaz... Onlar benim hep hayalimde, anılarımda, kalbimde olmaya devam edecek...

      Sil
  10. Beynimi, ne derler, ne dusunurler, nasil bakarlar diye dusunceler esir almaya calistiginda kendime en iyi hatirlattigim soz, onlari ne kadar daha goreceksin, bugun, yarin 2 hafta, 3 ay belki 5 yil, bir omur degil diyip kontrolu ele almaya calisiyorum. tabii yolun yarisindayim halen.:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yaklaşım.. Ve ne kadar doğru.. hayatımızı belki bizim hayatımıza hiç dokunmayanlar için biçimlendirmeye ne gerek var?

      Sil
  11. Merhaba, sadelik-dogallik uzerine yazilarini gorunce cok sevindim, ben icsel enerjimi verimsiz alanlarda kullanmamak icin kendimi bildim bileli baskalarini olcu almadan yasamaya gayret ettim diyebilirim. Ama oyle guclu akimlar var ki ulkede cogu zaman bu sekildeki hayat anlayisim "saf olmak, yasamayi bilmemek" gibi anlasildi. Bahsettigin korkular da tam olarak bu oluyor iste, bazen insanlarin bu yaklasim tarzi beni yalniz hissettirse de, bu dunyada her guzellik bir arada olmaz diye dusunup teselli oluyorum, ama yine de memleketteki bakis acisina da uzulmuyor degilim, o yuzden bu konulari ele alma gayretini tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Şimdiye kadar hep başkaları için yaşanmış bir hayattan geliyorum.. Hala mücadelem devam ediyoe ama en azından deniyorum.. denedikçe iyileşiyorum, kendimi kaybetmişim de onu arıyorum..

      Sil
  12. merhaba Banu hanım sizi tesadüfen keşfettim..keşfettim kelimesini tam olarak kullanabilirim, çünkü yıllardan beri aradığım şeyleri yazıyorsunuz,hayallerimi yaşıyorsunuz..yolunuz açık olsun..sıkı takipçinizim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, aslında ne kadar farklı ama ne kadar aynıyız değil mi? Özümüzde aradığımız şeyler hep aynı🙏🏼❤Sonsuz sevgiler..

      Sil
  13. Belirttiğiniz üç korkuyu bende birebir yaşıyorum, hayretler içerisinde okudum, ben de ancak böyle ifade edebilirdim dedim kendi kendime. Özellikle eşimin maaşıyla geçinebilecekken işten ayrılmayı ve çocuklarımla ilgilenmeyi o kadar çok istiyorum ki.. İnsallah yapabilirim. Kerime

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah hayalleriniz plana dönüşür ve dilediğini hayata kavuşursunuz🙏🏼❤Sonsuz sevgi ve muhabbetle..

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik