Tüketim Kültürü ve Reklamların Etkisi

Ekim 07, 2016


"Reklam, kendine özgü söylemiyle yaşam/tüketim biçimlerini ve davranışlarını etkileyerek, değiştirip, dönüştüren bir iletişim disiplinidir." 
Doç. Dr. Şahinde Yavuz

Gün içinde yüzlerce reklama maruz kalıyoruz. Hepsi bizi daha çok tüketmeye davet ederken bilinç altımıza fısıldadıkları kodlamalar alışverişlerde omzumuzun üzerinde oturup bize sesleniyor. Dün akşam televizyonda Deichmann reklam filmini izlediğimde de aynı şeyi düşündüm.

Reklam müziği aynen şöyle diyordu.

Ayakkabıya doymazmışız
Aynısından üç renk almışız
Neymiş dolap dolmuş taşmış
Miş miş mişte mış mış mış
Ama bunlar Deichmann
İçimde kalıyor almazsam
Ayakkabı aşkım Deichmann

Bize tüketmemiz gerektiğini söylerken nasıl ve ne kadar tüketmemiz gerektiği mesajını da vurgulayan bu sözler oldukça kafiyeli ve dile dolanan, bilinçsiz algılamayı çeken cinsten.

"Bir reklamla karşılaşma anından itibaren bireyin zihninde bir tepki oluşur. Önceleri bu duyusal algılama şeklindedir. İnsan zihni farkında olmadan çevresini sürekli tarar. Bu dikkat öncesi süreçte, sözcükler, semboller ve sesleri ayırt ederek, onları kodlamak için duyusal belleğimizi kullanırız. Burada  algılanan uyarılar duyusal bellekte çok kısa bir süre için depolanırlar. Buna bilinçsiz algılama denir. Bundan sonraki aşama ise, bilinçli algılamadır. Bu istençli bir odaklanmayla duyusal algılama işlemidir.  Pek çok reklam yalnızca birincil dikkati yani bilinçsiz algılamayı çeker." {kaynak}

O ayakkabıyı satın almazsan içinde kalır diye seslenen marka ihtiyaçlara asla vurgu yapmaz. Çünkü bizi tüketime yönlendirmesi gereken dürtü gerçek ihtiyaçlar olsa idi hepimizin dolabında en fazla 5-6 çift ayakkabı olurdu.

Ya da aynısından 3 renk alsak ne olur sanki,  dolap dolar taşar aman ne önemi var derken aslında satın alınan her ürünü hayatımızdan çalışarak giden ZAMAN'la ödediğimiz gerçeğini göz ardı etmemiz gerektiği olgusu işleniyor. Ayakkabının sahip olması gereken kalite, dayanıklılık, rahatlık, konfor gibi nitelikleri yerine alışverişe bakış açımızı değiştirecek eksiklik, yoksunluk gibi duygularımıza vurgu yapılarak bilinç altında rahatsızlık hissi uyandırıp, ürünler ihtiyaç nesnesi değil, "arzu nesnesi" olarak pazarlanıyor.

Reklamlardan kaçmak mümkün değil. Televizyon izlemeseniz bile mutlaka gazete - dergi okuyor ya da radyo dinliyorsunuzdur. Sosyal medya ve dijital dünya ise tam bir reklam cenneti. Bilinç altımıza kodlanan pek çok mesaja maruz kalırken tüketim alışkanlıklarımız da reklamların empoze ettiği bilinç bulanıklığı ile şekillenmeye devam ediyor. Bunun marka ve tüketici arasındaki ticari ve kar amaçlı bir ilişki olma özelliğini unutup ihtiyaçlarımız yerine an'lık hevesler ve güdülerimizle satın alma kararı veriyoruz.

Artık hayatımızın finansal anlamda kontrolünü ele geçirelim ve her alışverişte kendimizi sorgulamayı otomatik bir refleks haline getirelim. İhtiyaçlarımızı belirlerken duygusal bir ihtiyaç mı yoksa gerçekten olmazsa olmaz mı diye sürekli kendimize soralım. Her ürün bedelini, belkide hiç sevmediğiniz bir işte, saatlerce çalışarak giden zamanınızla ödediğinizi unutmayın.

Tüketerek mutlu olmaya çalışmak ise asla tatmin olmayacağınız bir duygu durumudur.

Çünkü;

"Satın alınan eşyalarla mutlu olmaya çalışmak, vücudun her yerine sandviç bantlayarak açlığı gidermeye çalışmak gibidir"

Sadelikle...

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

4 yorum

  1. Bu şarkıyı hiç sevmezdim zaten şimdi iyice tiksindim şarkıdan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz fazla tüketin diye bağırmış sanki, çok göze sokulmuş.. yani olmamış :)

      Sil
  2. islamı daha iyi yaşayama çalışan biri olarak aslında sade hayatın islama ne kadar yakın olduğunu gördüm çünkü Allahü Teala Kuranı kerimde şöyle buyurur; yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz. o yüzden sizi sıkı takip ediyorum sade hayatla islamı daha iyi yaşadığımı düşünüyorum çok güzel bir farkındalık islamı yaşayınca anladım böyle bi akımın olması da beni ziyadesiyle mutlu etti.. bana sade hayatta yardımcı oluyorsunuz teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Bahsettiğiniz gibi İslamiyet ile sadeliğin örtüştüğü çok nokta var ve yine sadelik gerçekten İslamiyet'in tavsiye ettiği bir yaşama biçimi.. her konuda ölçülü olmak, israftan kaçınmak gibi... sevgiler..

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik