Sade bir hayat yaşamaya nasıl karar verdim? - 3

Ekim 19, 2016


1. bölüm 
2. bölüm

............

Bana kalsa hemen yeni evime taşınacaktım ama tadilat işleri beklediğimden uzun sürdü. Haliyle yaklaşık 20 gün kadar İstanbul'a işsiz ve boşlukta halimle eşlik etmek zorunda kaldım. İlk gün bir şey anlamadım. 2. gün öylesine geçti. Ve 3. günümde beni aldı mı bir panik! 

Çok mu hızlı karar verdim acaba? 

Nasıl yapıcam? 

İstanbul'da aslında fena bir yer değilmiş ya...

Acaba burada mı bir iş baksam? 

Düşünsenize.. Yalnızım. Biyolojik saat kurulu. Her sabah yine 6'da uyanıyorum. Yatakta dönüyorum kıvranıyorum ama yok, uyuyamıyorum. Kalkıyorum. Gideceğim bir işim yok. Zaman geçmek bilmiyor.  Spor salonuna gidiyorum, kahvaltı yapıyorum, gazeteleri okuyorum. Sonra saate bakıyorum, daha 10 bile olmamış! 

Arkadaşlarımın hepsi çalışıyor. Sadece akşamları buluşabiliyoruz. Onlara sade hayat diyorum, minimalizm diyorum. "Sen nasıl mutlu olacaksan, kendini iyi hissedeceksen" diyorlar. İçten içe gözlerinde "bu kız 3 ay'a kalmaz, İstanbul'a geri döner" bakışını görebiliyorum. Halbuki istediğim "sen yaparsın, çok doğru bir karar verdin, yürü be Banu" sözleriyle beni onaylamaları. Destek oluyorlar, o ayrı. Ama beni de çok iyi tanıyorlar. Hissediyorum. Yapabileceğime onlar bile inanmıyor. 

Dahası etrafımda sade bir hayat yaşayan, beni bu konuda motive edecek kimse yok. Geçici hafıza kaybı yaşıyorum sanki. Minimalizm ile ilgili okuduğum kitaplar, yaptığım araştırmalar, aldığım notlar... Hepsi bulanık. Hiç bir şey hatırlamıyorum!

"İyi halt yedin" diyen maksimalist iç sesim konuşmaya başlıyor.. Uyuyorum, uyanıyorum. Yok. Susmuyor. Bayıla bayıla istifa ettiğim işim, kaçmak istediğim İstanbul ve sahip olduklarım birden gözüme nasıl tatlı, nasıl güzel ve kıymetli görünmeye başlıyor size anlatamam. Daha İstanbul'a veda etmeden bildiğin her şeyine hasret çekiyorum. Trafiğine kurban olduğum şehir. Kıymetini bilemedim senin diye söylene söylene günler geçerken kıyafetlerimi, ayakkabılarımı, ıvır zıvırlarımı ayıklamaya başlıyorum yavaştan. Fazlalıklardan kurtulucam aklımca. Ben bunu giyerim ki, bunun hatırası var, bunun bilmem nesi var diye konuşurken buluyorum kendimi. Sahi neydi bu minimalizm? Şimdi neden bunları vermem gerekiyordu? 

Biraz kafamı dağıtmak için bilgisayarımı alıp Kanyon'daki Starbucks'a gidiyorum. Bir süre sonra karşı mağazanın vitrinine takılıyor gözüm. %50 indirim var diyor. Bana diyor! Hayır diyorum, bir karar verdin, saçmalama. Hemen toparlanıp eve dönüyorum. Tam o sırada cep telefonuma bir alışveriş sitesinden uyarı geliyor. Bugün tüm alışverişlerde kargo bedava! 

Allah'ım beni mi sınıyorsun?

Yok, bu böyle olmayacak. Hatırla Banu, neden bu hayattan vazgeçtiğini hatırla.. 

Açıyorum bilgisayarımı. Başlıyorum yazmaya. Ve yazdıkça bir şeyler oluyor sanki. Yaşadıklarım aklıma gelmeye başlıyor birer birer. Tarih 19 Haziran. Hemen bir blog oluşturuyorum. Ve o yazıyı, ilk yazım olarak bloguma ekliyorum. Devamı geliyor. Yazdıkça bunu yapabileceğime olan inancım artıyor. Neden başladığımı, düşüncelerimdeki değişimi hatırlıyorum. Eski duygularım canlanıyor. Sen neleri başarmadın ki diyorum. Cebimde 100 dolar parayla Amerika'dan dönüp sıfırdan başladığım günleri hatırlıyorum. O zamanda, tıpkı şimdi olduğum gibi yalnızdım. Kimseden destek ya da beni motive etmesini beklemedim. Peki neden şimdi bu korku ve endişe? 

Yazmaya devam ederken eşyalarımı taşıtmak için bir nakliye firmasıyla görüşüyorum. Hani şu herşeyi onların paketlediği sistemden olsun istiyorum. Firmaya evim küçük, fazla eşyam yok diyorum ve küçük boy bir nakliye aracı konusunda anlaşıyoruz. Ama tez canlı olduğum için bazı özel eşyalarımı kolilere kendim yerleştirmeye başlıyorum. Bir de amacım yeni evime sade bir başlangıç yapmak tabi. Oraya gitmeden bir çok fazlalıktan kurtulmak istiyorum. 

Verdikçe veriyorum. Ama ben verdikçe azalır zannederken, çoğalıyor. Bitmiyor.. bir türlü bitmiyor... Çoğu eşyamın varlığından bile haberim yok. Hatta ilk kez karşılaştığımıza yemin edebilirim. O derece hatırlamıyorum. Mesela üzerinde etiketi duran kıyafetler buluyorum. Takılar, aksesuarlar, çantalar... Bazı ayakkabıların her renginden var. Bir zamanlar mutfak dolaplarının alt raflarını ayakkabı dolabı olarak kullansam mı acaba diye düşünürdüm. Ne kadar çok olduklarına siz karar verin işte! Mutfak eşyaları mı?  Kendime yeni gelin çeyizi düzmüşüm. 4 kişinin zor sığdığı evde 12 kişilik yemek daveti verecek kadar çok tabak, bardak, tencere vs var. 

Nakliye firmasını arayıp bana bir tır gönderin diyeceğim neredeyse. Bu böyle olmayacak. Bir kısmını internet üzerinden satıyorum, geri kalanını da  bağışlıyorum. Verdikçe hafifliyorum... İlk kez hafiflemenin ne demek olduğunu hissetmeye başlıyorum. Oh be! Dünya varmış!

Ve nihayet eşyalarımı o küçük nakliye aracına, biraz zorlayarakta olsa sığdırmayı başarıyoruz. Evi toparlamaya gelenler gittikten sonra yalnız kalıyorum. Boş duvarlara gidiyor ellerim. Son kez penceremden dışarıya bakıyorum. Gözlerim doluyor. Vay be diyorum.. Gidiyorum işte, bunu yapıyorum! Oysa bu bir zamanlar ne kadar uzak bir hayaldi.. Ağlıyorum ama hüzün, mutluluk, heyecan.. tüm duygular hızla geçiyor zihnimden. Neden göz yaşı döktüğümü bilmeden, orada bir süre öylece durup ağlıyorum. 

Hadi diyorum, daha fazla oyalanma, yoksa trafiğe takılacaksın. 

Kapımı son defa kapatıp, yeni hayatıma doğru yola çıkıyorum. 

Arabada giderken tüm iyi, kötü anılar ve yaşanmışlıklar geliyor aklıma. Biliyorum çok fazla düşünüyorum ama elimde değil. Onlar eşyalarımda saklı değil diyorum kendime. O nakliye aracına sığdırmayı başardıkların sadece eşya! Hepsi bu!

Yanımda götürebildiklerimin aslında sadece harika dostluklardan, anılardan ve yaşanmışlıklardan ibaret olduğunu ilk kez içtenlikle farkediyorum. 

..........

Bir kaç saatlik yolculuktan sonra, o minik evin önünde buluyorum kendimi.

"Hoşgeldin, bunca sene neredeydin, ben de seni bekliyordum"

Kapıyı açıp içeri giriyorum.

........

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

30 yorum

  1. Gitgellersiz hayat olmaz ki dimi.... her seçiş bir vazgeçiş değil midir?
    sana kocaman sarılasım geldi...herkesin macerası farklı işte..
    ben de doluyum da... bloguma o dolulukları yazacak cesaretim yok..bir de pek bir deşifre oldum blogumu çoğu tanıdığım biliyor:) yeni blogla da uğraşamam artık :)
    İstanbul' a geldiğinde sana bir sıcak gülüşümden ve sohbetimden ikram etmek isterim :) yanında da tabi ki çay kahve ne istersen...
    hep yaz emi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim🙏🏼İstanbul'a ara sıra arkadaşlarımı ziyaret etmek için gidiyorum, ve elbette, bir gün bir kahve içeriz belki :) yazmak bana iyi geliyor.. belki yeni blog açmazsın ama bir deftere ya da bilgisayarında yazar saklarsın..

      Sil
  2. her sabah yeni yazını okuyorum böyle devam :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim🙏🏼💕

      Sil
  3. En zor savaş insanın kendiyle verdiği savasmis. Siz kazanmissiniz.ne güzel güçlü bir insansıniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, zaten en büyük mücadele insanın kendisiyle yaşadığı mücadele.. o gel-git'leri aşmak zor oluyor. Ama bir kez netliğe kavuşunca, bir karar verince, insan ne kadar korkarsa korksun bir cesaret geliyor🙏🏼💕

      Sil
  4. ne kadar güzel banu öncelikle akıl sağlığına kavuşarak herşey düzelmiş beraberinde kendinde şifa bile bulmuşsun herkesin öncelikle kendini bulması gerektiğini düşünüyorum... bir yazında yeni yaş aldığın bir yazın vardı orada ne istediğimi bilmiyorum ama en azından ne istemediğimi biliyorum yazmıştın. ŞİMDİLERDE İSE NE İSTEDİĞİNİ İYİ BİLEN BİR KADIN BULUYORUM ... Keşke acılarla karşılaşmadan bula bilseydin kendini çok mutlu olurdum ama öyle bi hayat yok her şey acısı ve tatlısı ile... Seni seviyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zahmet olmadan rahmet olmuyor işte Ferda, en azından benim hayatımda hiç olmadı :) çok teşekkür ediyorum tatlı yorumun için..ve tabiki sevgi karşılıklı..iyi ki varsın🙏🏼💕

      Sil
  5. Sayenizde kendi içime yolculuk yapıyorum. Sizi keşfettiğim son 1 haftadır kendime sorular soruyorum. her sabah açıp yazılarınızdan okuyorum. her akşam işten döndüğümde sizin yazılarınızdan bastırdıklarımı okuyorum. ve yine her sabah uyandığımda 'dün kendim için ne yaptım?' sorusunu soruyorum. beni kendimle buluşturduğunuz için teşekkürler. İnsanın kendi içine yolculuğu, hiç bitmek bilmeyen bir yol sanırım... sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu okuyunca nasıl mutlu oldum anlatamam.. aslında bunu ben değil siz yapıyorsunuz, içinizdeki o sese kulak vermeye devam edin lütfen... bazen etrafımızdaki karmaşa ve gürültüden, fazlalıklardan o sesi duyamaz oluyoruz. Minimalizm o karmaşayı hafifletip içimizdeki sesi yeniden duymamızı sağlıyor, bizi kendimizi sorgulamaya ve yeniden bulmaya yönlendiriyor. Sadelikle..

      Sil
  6. Çok çok mutluyum bu yeni hayatınızı yaşayabildiğiniz için. Bazen radikal kararlar almak insanı böyle korkutuyor işte, ama vazgeçmeyişiniz, duruşunuz örnek alınacak türden. Evinizin çok şirin olduğunu hayal ediyorum, umarım bir gün onuda yazarsınız. Sevgilerimle, Kerime

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim🙏🏼Evim en mahrem alanım, o yüzden resimlerini paylaşmayı şu anda düşünmüyor ve istemiyorum.. ama instagram hesabımda bazen bahçeden görseller paylaşıyorum☺️Sonsuz teşekkürler, sevgiler💕

      Sil
  7. insan olmak böyle özel bir olma hali. hiç tanımadıgın, bambaşka birinin hikayesi gözlerini taa bilmem nerden doldurabiliyor. bu duyguyu çok unutmuştuk, önceliklerimiz hislerimiz hariç başka her şeye, insanlara, insanların hayatlarına odaklanmaktı.
    sade hayatla ilgili yazdıklarını okudukça coşuyorum, bulaşık makınesı kullanmama, yalnız ıhtıyac urunu satın alma, avm dolaşmama, enerjı vampırlıgı yapan ınsan ve cevrelerden uzak durma kendım adıma basarılarım. bir de buna hıcbır sosyal medya platformunda aktıf uyelıgımın olmaması gıbı sahane bır maddeyı ekledım.
    istediğim hayatı yasamayı nasıl engellemısım bılıyorum. kendımı de affettım -en zoru buydu-
    işin özü hislerle yaşamı hizalandırmak. hisler cok önemli ve ne yazık ki eğitim sistemimizde bununla ilgili tek bir ders yok. asıl ders insanın özüyle bir olması ve bunu nasıl sürekli hale getirecegı. cunku oldugunda ne kendinle ne de bir baskasıyla ısın kalmıyor. secılmıs odagın hep guzellıklerde oluyor.
    sahane paylasımlar ıcın tesekkurler, baskalarının fıkırlerını okumak hep heyecan verıcı,
    sıla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sıla,

      Yazdıklarını okudum, sonra tekrar okudum.. her satırı zihnime kazımak istedim inan.. öyle duygulandırdın ki beni.. Böyle kalakaldım inan.. yazmak böyle bir şey işte.. hiç farketmeden ne güzel duygulara, şahane yüreklere dokunuyorsun.. Sonsuz teşekkürlerimle🙏🏼💕

      Sil
    2. benden de sonsuz tesekkurler, sevgıler.

      Sil
  8. Bu süreçle ilgili 3 yazını da bir solukta okudum. Bana bir zamanlar hissettiklerimi hatırlattı. İki çocukla evet biraz (hatta çok) daha zor, ama oluyor. Blogunu ilgiyle takipteyim. Sevgiler. Selen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim🙏🏼💕Aslında sizin yapmaya çalıştığınız daha kıymetli, benimkisi tek başıma kendime göre şekillendirmeye çalıştığım bir hayat, çocuğum olsaydı nasıl olurdu bilemiyorum🙈Sevgiler💕

      Sil
  9. Merak ettiğim ve sorduğum pek çok soru yazı dizinde gizli. Umut ve esin kaynağısın. Bir de içsel gelişimini hızla yaşayan insanların çoğunun ev arkadaşı kedi sanki. Öyle düşünmeyi tercih ediyor da olabilirim :) Umarım bir gün sana deniz kenarından kutu gibi bir evden yazarım.. M.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kedi konusu bence iyi bir tespit olabilir, bunu ben de düşüneceğim :) o kutu gibi evden yazıp bana göndereceğiniz yazıyı sabırsızlıkla bekliyorum🙏🏼

      Sil
  10. 3 bolumu de okudum. çok sevdim. bence şahane bir karar vermişsin. Bazı yerler çok tanıdık geldi,boğazıma basılıyor,nefes alamıyorum sandım. Keşke o onay beklediğin dönemde tanısaydım seni. hiç durma koş yeni hayatına derdim. Bende sadeleşeli 2 sene oldu. Bu kadar planlamadım ama ben şansıma herşey öyle gelişti. Bence çok güzel birşey yapmışsın. Zaten dibe inmeden yukarı çıkılmıyor. Bunları yaşamasaydın bu kararı alamayacaktın belki de. O yüzden kötü de olsa yaşadıklarımız aslında olması gerekenlerdi. Daha çok güzel, çok keyifli günler göreceksin bak gör. En kötüsü bitmiş gitmiş:)) İyi bak kendine...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet şükürler olsun bocalama dönemi bitti, şimdi farklı bir hayatı yaşamaya çalışıyorum ama attığıö her adımla huzur buluyorum.. İyi ki yaşanan ne varsa hepsini yaşamışım. Bana bu hayatı o yaşanmışlıklar hediye etti🙏🏼❤️

      Sil
  11. Bu kadar mı güzel anlatılır... Benim de sizi bulmuş olmam tesadüf değil ki ben zaten tesadüflere inanmadım hiç... Yavaştan adımlarım ; ama kararlı. en güzeli olsun hepimiz için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Elif Hanım, tesadüflere ben de inanmıyorum artık.. her karşılaşmanın bir nedeni var, görmesini bilene.. sonsuz sevgi ve muhabbetle❤️

      Sil
  12. okurken çok duygulandım:(

    YanıtlaSil
  13. Rabbim karşıma seni çıkardı, şükürler olsun, yazdıklarından çok etkilendim, elli dört yaşındayım, bu yıl kendime yavaş yavaş Zaman ayırıyorum, okuduğum yazınız da, günün üçte ikisini kendinize ayırın, ve sadeleşin, mükemmel, size şifalar diliyorum, inşaAllah benim kızım ve damadım, İstanbul dan, bizim yanımıza kesin dönüş yaparlar, siz hep yazın, bizim de ufkumuz açıldın, ayrıca liste için de çok teşekkür ederim, sizi instagram dan takip ediyorum, Allah a emanet olun
    @inciserh

    YanıtlaSil
  14. merhabalar, sizinle dün gece kapsül gardrop için araştırma yaparken tanıştım, bir solukta okuyorum yazdıklarınızı çoğu bölümde kendimi buldum... kesişim noktamız çok kırılım noktası ve öncesi ile ilgili okuduğum bölümlerde:) iyi ki açmışsınız bu blog'u yazmaya ve paylaşmaya devam edin lütfen:) çok çok sevgiler esra...

    YanıtlaSil
  15. merhabalar, sizinle dün gece kapsül gardrop için araştırma yaparken tanıştım, bir solukta okuyorum yazdıklarınızı çoğu bölümde kendimi buldum... kesişim noktamız çok kırılım noktası ve öncesi ile ilgili okuduğum bölümlerde:) iyi ki açmışsınız bu blog'u yazmaya ve paylaşmaya devam edin lütfen:) çok çok sevgiler esra...

    YanıtlaSil
  16. merhabalar, dün gece kapsül gardrop için araştırma yaparken tanıştım sizinle :) yazdıklarınızı bir solukta okuyorum... kendimi bulduğum çok nokta var... iyi ki bu blog'u açmışsınız hep yazın lütfen yazılarınızı merakla bekleyenlere bir kişi daha eklendi!=) çok çok sevgiler, esra..

    YanıtlaSil
  17. iş yerinde öğle aram ve 15 dakika geçti hala yemeğe çıkmadım bir solukta okudum bölüm bölüm tüm yazdıklarınızı. gözlerim dolarak okudum ne kadar da benzer hayatlar yaşıyormuşuz. hem de çok benzer. benim de dün doktor randevum vardı ve yarın başka detaylı randevu. tam düşüncelerde boğulurken ilaç gibi geldi yazınız. sanırım kendimi buldum burada....

    YanıtlaSil
  18. Yazınızın bütün bölümlərini böyük bir heyranlıqla oxudum. Sizi nə qədər təbrik etsək azdır. Verdiyiniz qərar və seçiminiz çox böyük cəsarət istəyən bir davranış. Bütün həyatınız könlünüzcə olsun inşallah. Sevgilər.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik