Planlı Eskitme nedir? {Planned Obsolescence}

Ekim 11, 2016


“Planned obsolescence” yani “Planlı eskitme” kavramını ilk kez Amerika’da yaşadığım dönemde, bir sohbet esnasında duymuştum. Arkadaşlarımdan birisinin tez konusuyla ilgiliydi. Heyecanlı bir biçimde araştırmaları esnasında karşısına çıkan örnekleri anlatırken ne kadar ilgisiz ve kayıtsız şekilde dinlediğimi hatırlıyorum. Ama yine de ilginçtir ki {kelimenin telaffuzu güzel olduğundan olsa gerek} aklımda kalmış ve geçtiğimiz günlerde tesadüfen bir makalede karşıma çıkınca o sohbetimiz aklıma geldi.

Planlı eskitme kavramını en basit ifadeyle; üretici firmaların kasıtlı ve bilinçli olarak ürünlerin kullanım ömürlerini daha kısa ve dayanıksız olarak tasarladığı bir pazarlama taktiği olarak tarif edebilirim.

Teknoloji ve imkanların gelişmesiyle ürünlerin daha dayanıklı olması beklenirken, günümüzde kısalan garanti süreleri ve eski versiyonlarına göre çok daha az ömre sahip, dayanıksız pek çok ürün satın alıyoruz. İşte bu durum tamamen bir planlı eskitme taktiği ile ilgili. 

Peki firmalar neden bu yola başvuruyor?

Konuyu basit bir ampül örneğiyle açıklarsam sanırım daha net olacaktır.

“1920’li yıllarda ampul üretimine dayalı şirketlerden oluşan bir kartel kurulması için toplanan grup ile birlikte planlı eskitme kavramı insan hayatına girmiş oldu. Başlarda phoebus adlı bu kartel reklam kampanyalarında 2500 saate kadar dayanan ampullerden bahsederken sonrasında ömrü özellikle 1000 saate düşürülmüş ampuller üretilmesine dair bir fikir ortaya atıldı. Dayanıklı ampul üretmek kısa vadede elbette iyi bir seçenekti. Dayanıklı ürüne sahip şirketlerin ürünleri daha çok tercih edilirdi. Fakat uzun vadede düşünüldüğünde uzun ömürlü ürün üretilmeye devam edilmesi tüketicilerin yeni ürün almasının önünü kesiyordu. Kartel bünyesindeki şirketlere baskı uygulayarak, 1000 saatten fazla tüketim ömrüne sahip ampul üreten şirketlere para cezası uyguluyordu.” {kaynak}

kasıtlı eskitme

Vance Packard planlı eskitme kavramını ikiye ayırmış. Birincisi ürünlerin fonksiyonlarının eskitilmesi. Yani daha dayanıksız ve/veya kısa kullanım ömrüne, ve garanti süresine sahip ürünlerin üretilmesi. İkincisi ise isteklerin eskitilmesi. Yani psikolojik olarak markalar tarafından elinizdeki ürünün eksik ve yetersiz hissettirilerek yeni ve son model olanının sanki bir ihtiyaçmış gibi pazarlanarak satın alınmasının sağlanması. Basit ifadeyle modasının geçmesi de diyebiliriz. 

Beyaz eşya, televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi teknolojik ürünlerde fonksiyonların ve isteklerin planlı bir biçimde eskitilmesi taktiği daha sık kullanılıyor. “Özellikle teknoloji geliştiren firmalar uzun dönemde piyasaya sürecekleri ürünleri önceden tasarlamakta ve en düşük özellikliden başlayarak belirli periyotlarla piyasaya sürmektedirler. Böylece piyasaya sürülen her yeni üründe bir önceki ürün daha vasıfsız, yeni ihtiyaçları karşılamaktan daha yoksun ve daha demode olmaktadır. Dolayısı ile kavram sadece belirli bir dönemde kullanılamaz hale gelen üründen, uzun süre kullanılabilmekle beraber gelişen ihtiyaçları karşılamaktan bilinçli olarak yoksun kalacak şekilde tasarlanmış ürünleri de kapsayacak şekilde genişlemiştir.” {kaynak}

Moda sektöründe de planlı eskitmeyi gözlemlemek mümkün. Mesela “1950’li yıllarda bir firmanın naylon çorapları kadınlar tarafından çok beğenilir ve neredeyse ömür boyu giyilebilir çoraplardır bunlar. Hatta o kadar ki sağlamlığını göstermek için reklamlarında araba çektirilir filan. Satışlar da iyidir. Lâkin kısa süre sonra üretici firmanın tespit edeceği üzere, uzun vadede bu kadar dayanıklı bir çorap pek de kârlı değildir. Ömrü boyunca 50 çorap satın alan bir kadın, ömrü boyunca 5 çorap satın alan bir kadından elbette ki daha iyidir. Firma, mühendislerinden çorabı daha kısa sürede işe yaramaz hale gelecek şekilde yeniden tasarlamalarını ister. Mühendisler tasarımı değiştirirler ve firma çabucak kaçan çoraplar üretmeye başlar. {kaynak}

Konuya daha yalın bir düşünce tarzıyla bakarsak aslında nasıl bir kısır döngünün içinde olduğumuzu farketmek mümkün. Üretici firmalar bize daha uzun ömürlü ve dayanıklı ürünler sunarlarsa elbette daha çok tercih edilirler. Ancak bu durum satışların ve tüketimin yavaşlaması anlamına gelir.

Büyüklerimizin eskiden "evladiyelik" olarak nitelendirdiği ürünlerin hangisi için şu anda aynı ifadeyi kullanabiliyoruz? Artık pek çok şey uzun süreli kullanım için değil, bozulmak ve kısa sürede eskitilmek için üretiliyor. Ya da bizde eksiklik ve noksanlık duyguları uyandırarak bu sayede satın almaya teşvik edecek ve alışveriş bağımlılığını destekleyecek nitelikte tasarlanıyor.

kasıtlı eskitme

Planlı eskitmenin sebep olduğu çevre kirliliği ise ayrı bir yazı konusu olacak türden. Çoğu geri dönüştürülemeyen ya da geri dönüşümü çok zor olan teknolojik ürünlerden oluşan dehşet bir birikim ve kirlilik söz konusu. Bununla başa çıkmak için atılan adımların karşısında ise sermayeyi elinde tutan firmalar olunca gelecekte bizi ciddi tehlikelerin beklediği aşikar.

Her ürünün, tıpkı canlılar gibi, bir kullanım ömrü vardır. Bu bilinen bir gerçek. Ama bunun bir pazarlama taktiği olarak bilinçli biçimde tüketicilerin aleyhine kullanılması, 5 yıl dayanabilecek bir telefonun kasıtlı olarak 1-2 yılda kullanım ömrünü tamamlayacak şekilde tasarlanması bence üzerinde düşünmeye değer.

Her sene yenilenen moda trendleri ile sürekli yeni kıyafetlere, yeni desenlere, yeni ayakkabılara ihtiyacımız varmış gibi yoksunluk ve eksiklik duygularımızın sömürülmesi, dolabımızdaki kıyafetlerin modasının geçmiş olduğuna inandırılmamız ise isteklerin eskitilmesini sağlayan bir planlı eskitme taktiğinden başka bir şey değil. Ve işin daha ilginç yanı tüm bunların artık bize çok normal geliyor olması. Kontrolsüz, sorumsuz tüketim çarkının içinde dönüp duruyoruz.

Konuyu Türkçe alt yazılı "Planlı Eskitme" belgeseli ile toparlamak istiyorum. Hayatlarımızı kredi çekerek ya da borç alarak nasıl ihtiyacımız olmayan şeyleri tüketmekle geçirdiğimizi ve üreticilerin ürünlerin ömürlerini nasıl ve neden kasıtlı olarak kısaltmaya başladıklarını anlatan bu belgeseli vaktiniz olduğunda mutlaka izlemenizi öneririm.


Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

5 yorum

  1. çok acı ve mide bulandırıcı, dokunduğumuz her şeyi betona ve çöpe çeviriyoruz doğada bizden intikamını bizi yok ederek alıyor :( insanoğlu 21. yy en aşağılık varlığı bence

    YanıtlaSil
  2. Ve bizlerde maalesef çoğu zaman bilinçsiz şekilde bulanık bir zihinle bu duruma ortak oluyoruz :(

    YanıtlaSil
  3. bugün yeni bir farkındalık daha.teşekkürler Banu Hanım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben teşekkür ederim Özden Hanım, sevgiler..

      Sil
  4. Acı bir kısır döngü gerçekten..Güneş koruyucuların ömrünün 9 ay olması, açıldıktan 6 ay sonra tüketilmesi gereken ama o sürede bitmesi mümkün olmayan kremler..Daha geçen gün çöpe çıkardığım yığınla makyaj malzemesi içimi acıtırken, bitmeden ikincisini asla almayacağım diye kendime söz vermişken, bu kısır döngüden çıkmanın yolunu da aayrıca arayacağım..Sevgiler.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik