Minimalizm ve Zen Felsefesi

Ekim 08, 2016

Minimal Student bloğunu keyifle takip ediyorum. Bir süredir şuradaki yazısından bahsetmeyi düşünüyordum. Minimalizm ve Zen Felsefesi arasındaki ilişkiyi oldukça yalın bir dille anlatan bu okuma bana Sufizm yani Sufi felsefesini de hatırlattığı için epey düşündürdu. Vakit bulabilirsem kaynakları tarayıp Sufizm ve Minimalizm ile ilgili bir yazı hazırlamak istiyorum. Henüz çok hakim olmadığım bir konu için biraz araştırma yapmam lazım.

Hemen her gün göz attığım Uplifers web sitesi sağolsun Minimal Student blogundaki yazıyı Türkçeleştirmiş. Orjinalinde yer alan Felsefe {Philosophy} kelimesini "Psikoloji" olarak çevirmişler ama olsun. Düzenleyerek aşağıya ekliyorum. Keyifli bir Cumartesi okuması olsun.


Her gün minimalizm ve hayatı sadeleştirme ile ilgili onlarca makale, e-kitap ve bloga maruz kalsak da bizce minimalizmi hayatlarımıza uygulamanın en iyi yolu zen felsefesini kavramaktan geçiyor. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde güçlü bir dalga etkisi yaratan minimalizmin nereden doğduğunu araştırdığımızda, insanın mutlak mutluluğa ulaşmasını amaçlayan bu öğretinin köklerinin Hinduizme dayandığını görüyoruz. 

Budist felsefenin temel kuralları ile son derece iyi örtüşen minimalizmi şu 4 odak noktası ile özetleyebiliriz: 

  • Koşulsuz olarak bağlanmayı reddetmek 
  • Acının ve mutluluğun içten geldiğini kabul edebilmek 
  • Farkındalık kazanmak ve odaklanabilmek 
  • Daima merhametli ve nazik olmak 
Yukarıda saydığımız bu 4 ana maddeye bakarsak, bir Budist rahibinin minimalizmi bir yaşam felsefesi olarak benimsediğini görürüz. Çünkü Budist rahipler, bu saydığımız davranışları artık birer günlük alışkanlığa dönüştürmüşlerdir.

Budizm inancına göre hayatta hiçbir şey mutlak ve kalıcı değildir ve evrenin dengeleri bir anda tamamen değişebilir. İnsanlar da bu değişim eğilimini kabul edip, hiçbir maddeye ya da duyguya koşulsuz olarak bağlanmamalıdır. 

Örneğin çok sevdiğiniz ve sizde anısı olan bir fincanı düşünelim. Onu yıllardır saklıyor / özenle kullanıyorsunuz. Peki ya bir gün o gözünüzden bile sakındığınız fincan yere düşüp tuzla buz olursa? Normal şartlar altında bu olay sizi üzer ya da “Keşke daha dikkatli olsaydım” diye kendinize kızmanıza neden olabilir. Ancak minimalizm söz konusu olduğunda artık kırılan fincandan vazgeçebilmeyi ve meydana gelen bu olayı tamamen akışın bir parçası olarak görmeyi öğrenmeniz gerekir. 

Gelin minimalizmi bir yaşam tarzı haline getirmek için gereken 4 ana adımı detaylı olarak ele alalım: 

  • Koşulsuz olarak bağlanmayı reddetmek Bu kural hayatı sadeleştirmek ve derinleştirmenin temel koşuludur. Çünkü sahip olduklarımız, bizim gerçekte kim olduğumuzu belirleyemez. Sahip olduğumuz her şey bir gün bağışlanabilir, kırılabilir, çalınabilir, kaybolabilir hatta sonsuza kadar yok olabilir. 
  •  Acının ve mutluluğun içten geldiğini kabul edebilmek Ne yaşadığımız acılar, ne de ulaştığımız büyük mutluluklar; bunların hiçbiri sahip olduklarımız / olamadıklarımızla bağlantılı değildir. Çünkü aslında acı da mutluluk da insanın içinden gelir. 
  • Farkındalık kazanmak ve odaklanabilmek Tüketim toplumunun bize dayattığı dinamikleri reddederek sadece “gerekli” olan şeyleri satın alıp tüketmeye çalışın. Hayat enerjinizin yükseldiğini göreceksiniz. 
  • Daima merhametli ve nazik olmak Daha çok kazanmak ve daha çok maddi edinim sağlamak adına hırslı ve daima meşgul olmak yerine, elinizde olanlarla yetinmeye çalışarak sizin için önemli insanlarla aranızdaki merhamet ve sevgi bağını daima güçlü tutmalısınız. 
Hayatı sadeleştirme eğilimi günümüzde dalga dalga yayılan bir akım.

Minimalizmi günlük hayata uygulamanın basit yolları: 

  • Borç altına girmekten kaçının. 
  • Daima bütçenize göre hareket edin.
  • Seyahatlerinizi lükslerden kaçınarak gerçekleştirin 
  • Daha küçük ve sade bir eve taşının 
  • Kendinize daha çok zaman ayırın 
  • Kendinize daha geniş bir hareket alanı yaratın 
  • Daha üretken olun 
  • Tasarruf edin ve geri dönüşüme inanın 
  • Hayatınıza daha çok yeşil katın 
  • Sadece vücudunuzun ihtiyaç duyduğu şeyleri yiyin ve kilo verin 
Kaynak: Uplifers

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

1 yorum

  1. blogunuzu takip etmeye başlayalı bir kaç gün oldu. bir dizi takip eder gibi sırayla okumaya çalışıyorum ve heyecanla okuyorum :)
    tabi aradan merak uyandıran yazıları da çekip ,seçiyorum. yazılarınızdan okuduklarım ve verdiğiniz yaşam biçimi örnekleri daha doğrusu yaşam felsefesi demeliyim aslında bizim özünü anlayamadığımız islamiyetle inanılmaz örtüşüyor.yani zen felsefelerine veya budizm gibi sonradan uydurma şeylere zorla montajlamak yerine gerçek özü az ye, az uyu ,az konuş dolayısıyla israf etme yalana ve harama bulaşma ve elinde kalanları da paylaş olan islam dininin dünya hayatına geçirilmesi hali anlattıklarınız.
    bir hurma ile 3 gün aç kalan,yere serili bir şilte üzerinde uyuyan bir peygamberin elçisi olduğu bir dinin gerçekte yaşamamız gereken formunu anlatıyor çoğu paylaşımlarınız.
    bunları kimseyi yaftalamak veya eleştirmek yada başka kötü niyetli çıkarımlar için yazmadım.sadece anlattıklarınızın bana hatırlattıklarını paylaşmak adına yazdım.iyi günler
    hülya

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik