Minimalizm ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ya da ön yargılar

Ekim 12, 2016

minimalism
İlk yazımı 19 Haziran tarihinde yayınlamışım. Ama minimalist yaşamı keşfetme serüvenim ve kendimi sorgulamaya başladığım dönem daha da öncesine dayanıyor. Aradan geçen zaman içinde minimalizm ile ilgili pek çok ön yargılı ifade ile karşılaştım. Yanlış anlaşılmasın. Bunlar asla şahsıma yönlendirilmiş düşünceler değildi. Okuduklarım ve arkadaş sohbetlerinde duyduklarım aslında minimalist yaşamın bazen çok net anlaşılmadığını, sadece bazı tanımlamalarla geçiştirildiğini ve bunun da minimalizmle ilgili bazı ön yargıların oluşmasına neden olduğunu farketmemi sağladı. 

Birazdan okuyacaklarınız zaman içinde bu konu hakkında yazmalıyım düşüncesiyle not aldığım ve sık duyduğum cümlelerden oluşuyor. Aklınıza takılanları ya da eklemek istediklerinizi yorum bölümüne yazabilirsiniz. 

Hazırsanız başlayalım..

Minimalizm dolap temizliği, ev ve eşya düzenleme ile ilgili bir kavramdır: Minimalizm bir yaşam felsefesidir. Önce düşüncede başlar. Dolaptaki fazla kıyafetlerden kurtulmak sizi ya da beni minimalist yapmaz. Sadece bu yolculukta zihninizi bulandıran yorucu fazlalıklardan kurtulmak için atılan çok iyi bir adımdır. Ama minimalizm bunların çok ötesinde zihinsel dağınıklıktan özgürleşerek hafiflemeyi,  tüketim alışkanlıklarımızı ve hayattaki önceliklerimizi sorgulamamazı sağlayan, an'ı yaşamanın önemine vurgu yapan ve hatta üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek, hayatın her alanını kapsayan bir düşünce biçimidir. Kısaca dolaptaki, evdeki fazlalıklardan kurtulmak eşya ile aramızda kurduğumuz bağı, maddeye yüklediğimiz değeri sorgulamamazı sağlamıyorsa uzun vadede etkisini yitirebilir. 


Minimalistler alışveriş yapmaz. Hatta onlara "cimri" bile diyebiliriz: Minimalistlerin ihtiyaçları doğrultusunda belli harcama alışkanlıkları vardır. Ama alışveriş esnasında onları harekete geçiren dürtü beğeni, anlık sahip olma isteği, indirimler ya da reklamlar tarafından pompalanan eksiklik duyguları değil tamamen GERÇEK ihtiyaçlardır. Cimrilik ve minimalizm arasında ince bir fark var. Cimri bir insan için en önemli şey paradır. Sevdikleriyle bile parayı ya da imkanlarını paylaşmayı istemezler. Ve bu yüzden kendilerini pek çok zevkten ve deneyimden mahrum bırakırlar. Minimalistler için para bir amaç değil, araçtır. Seyahat etmek, arkadaşlarla keyifli yemekler yemek, yeni deneyimler ve hobiler için kurslara gitmek ya da eğitimleri için harcama yapmaktan kaçınmazlar. Bunun üzerine eğer bir minimalistin bazen çok pahalı bir ürünü satın aldığını görürseniz hiç şaşırmayın. 5-6 tane farklı, şimdi ki tabirle trend, çanta almak yerine, eğer gerçekten ihtiyacı varsa, modası geçmeyecek klasik ama daha kaliteli ve pahalı bir çantaya yatırım yapmak her zaman tercih sebebidir. Yani madem az olacak, kaliteli olmalı!

Minimalist birisiyle arkadaş olmak sıkıcı olabilir : Sürekli alma diyen, alışverişlerde size eşlik ederken kendinizi kötü hissettiren ya da çok beğenerek aldığınız bir ürünü aynı coşkuyla  karşılamayan birisiyle arkadaşlık etmek bir süre sonra epey sıkıcı olur. Hatta rahatsızlık verici bir hal bile alabilir. Maalesef minimalizmi ilk araştırmaya başladığım dönemde, biraz da yeni öğrendiğim şeylerin heyecanıyla olsa gerek, kendimi tutamayıp arkadaşlarıma vır vır konuştuğum zamanlar oldu. Ama zaman içinde sakinleştim ve konuşarak anlatabileceğim tek şeyin insanın içine işlemeyen kelimelerden ibaret olduğunu anladım. Artık pek çok arkadaşıma alışveriş seansları sırasında rahatlıkla eşlik edebiliyorum. Ya da satın aldıkları bir elbise için içtenlikle "güle güle kullan, çok yakışmış" diyebiliyorum. Herkesin kendi seçimlerini yaşadığı bu dünyada her şeyin ve hepimizin bir zamanı olduğuna inanıyorum. Uzun yıllar sonra farkına vardığım "fazlalıklarım", "yeter artık, bu eşyalar beni mutlu etmiyor" düşüncesi ya da varlığa rağmen bir türlü gideremediğim tatminsizlik hissi henüz o dostumda oluşmamış olabilir. Bu yüzden bence bir minimalist kendi yaşantısıyla örnek olan, yani yaptıklarıyla söyledikleri çelişmeyen ama bunu arkadaşlarına empoze etmeye çalışmayan birisi olmalıdır. Ayrıca bir minimalistle arkadaşlık etmek keyifli bile olabilir. Onlar kafalarındaki dağınıklığı temizledikleri için dostluğun önemini kavramışlardır ve sevdiklerine kaliteli zaman ayırmak onlar için çok önemlidir. 

Minimalist olmak için bahçeli bir evde yaşamak gerekiyor: Daha önce şu yazımda da bahsetmiştim. Minimalist bir hayat yaşamak için emekli olmayı ve bahçeli bir evde yaşamayı beklemenize gerek yok. Elbette doğayla iç içe yaşamanın verdiği huzur ve sadelik, kendi yetiştirdiğin domates, tavuklardan gelen taze yumurta.. yani üreterek tüketmek çok keyif verici. Ancak şu anda imkanlarınız ya da işiniz buna izin vermiyorsa şehirde yaşarken bile minimalist bir hayat sürmeniz mümkün. Tabi bu sizin için daha zorlu bir imtihan anlamına geliyor. Şehirden uzakta minimalist olmak kolay. Ama zor olanı yaparsanız emin olun karşılığında alacağınız tatmin duygusu kat kat fazla olacaktır.  


Minimalizm varlık içinde yokluk yaşamak gibi bir şey: Aslında bu paraya ve maddeye olan bakış açınızla ilgili. Hep dediğim gibi... Her zaman daha fazlasına sahip olmak mümkün. Ama mutlu olmak için genelde daha azı yeterli. Minimalizm paraya karşı değil. Bu konuda net olmak istiyorum. Çok iyi kazanıyor olabilirsiniz. Bankada yüklü bir miktar hesabınız olabilir. Bunlar için suçluluk hissetmeyin. Aksine bu size deneyimleri satın almak, hayatınızda gerçekten nelerin önemli olduğunu anlamak için sunulmuş bir fırsat. Bazen eşyaya ve maddeye o kadar bağımlı hale geliyoruz ki ihtiyacımız olmayan, farketmediğimiz şeyler ya da hırslar hayatımızı kuşatmaya ve bize sahip olmaya başlıyor. Önemli olan bunun farkına varabilmek. Konuyla ilgili The Minimalist'in yazarlarından birisinin uyguladığı bir deney çok hoşuma gitmişti. Evindeki eşyalarının ne kadarını kullandığını anlamak için arkadaşlarıyla birlikte istisnasız her şeyi kolileyip kutulara kaldırıyor ve üzerine içlerinde neler olduğunu yazıyor. Ve bir hafta boyunca o kutulardan sadece gerçekten ihtiyacı olanları çıkarıp kullanıyor. Bir haftanın sonunda sadece bir koliye sığacak kadar eşyasını kullandığını farketmesiyle minimalizm yolculuğu da başlamış oluyor. O halde minimalizme aslında varlık içinde yokluk değilde, varlık içinde gereksiz bir sürü eşya, kıyafet, dağınıklık ve ıvır zıvırla yaşamamama tercihi diyebilir miyiz?

Minimalizm çok radikal! Hatta bazı minimalistler 100 parça eşya ile yaşamaya çalışıyor: Evet, 100 hatta daha az sayıda eşya ile yaşamaya çalışan minimalistler var. Ama bu onların kendi sınırlarını test ettikleri bir özgürleşme yolculuğu. Ve bu yolculukta herkesin kendini rahat hissettiği noktaya ulaşmak için denediği yöntemler farklı. Her düşünce tarzında olduğu gibi minimalist felsefenin de uç noktalarını yaşamak isteyenler olabilir. Bu sizi korkutmasın. Mesela benim hedefim 100 parça eşya ile yaşamak değil. Öyle yaşayanları sadece içten içe takdir edebilirim. Bu yüzden minimalist olmak için mutlaka 100 parça eşyaya sahip olmak gerektiğini düşünmeyin. Kendinizi sorgulayabilirsiniz ama asla yargılamayın. Hem içimize döndüğümüz, özümüzü aradığımız bu yolculukta hepimizin hikayesi farklı olmalı ki birbirimize daha çok ilham verelim öyle değil mi?

Toparlamak gerekirse, aslında tüm bağımlılıklar içimizdeki bir boşluğu, dışımızdaki bir şeylerle doldurabileceğimiz yanılgısının bir sonucu. Artık bu konuda hem fikir olduğumuzu düşünüyorum. Öyleyse minimalizm ile ilgili ön yargılarınızdan kurtulmaya çalışıp, size o boşluğu bulma yolculuğunda eşlik etmesine izin vermeye ne dersiniz? 

Sadelikle...

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

3 yorum

  1. Harika bir yazı olmuş..
    ben mükemmelliyetçiliğe yatkınım yani kendimi kurcalamaya ...o yüzden o kadar şey veriyorum eliyorum dikkat etmeye başladım ama kendime baskı yapıyordum bu konuda... bu yazı iyi geldi :)
    bu arada maille takip sistemini kurduğunuz için teşekkürleeeeerrrr
    loveandsmile :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, zaman ayırıp yorum yaptığın için çok teşekkür ederim. Mükemmeliyetçi ruh halini anlayabiliyorum, o biraz bende de var maalesef :) Ama minimalizm bana yavaşlamayı, sakin olmayı, değişimi sindirerek kucaklamayı öğretiyor. Hızlı ve köklü değişimler bazen çabucak sıkılmaya neden olabilir. Yavaş olması hatta bazen eksik olmasi ve o eksiklerin farkedilip zamanla tamamlanması güzeldir. Bir de minimalizm'in tek bir reçetesi ya da tarifi yok. Herkes kendi hayat koşullarına göre yorumlayıp yaşamına adapte edebilir. Bu arada e-maille takip sistemini hatırlattığın için asıl ben teşekkür ederim :) Sadelikle...

      Sil
  2. Tam da kışlıkları çıkarıp dolaptaki eşyaların yerdeğiştirdiği bir dönem,Yazıların o kadar yakın geliyor ki bana dolaptaki herseyi verme isteğiyle doluyum.Ama bir yandan da büyümekte olan kızım için acaba ilerde kullanmak ister mi düşüncesi de elimi kolumu bağlıyor.Ya da acaba benim kendi düşüncelerim mi beni bağlıyor��
    Sanırım daha cok okuyup harekete gecmek için içimden gelecek o "Artık hazırım" sinyalini beklemeyelim.
    Verdiğin kararlar için seni tebrik ederim.Darısı isteyen herkesin başına diyorum.Sevgiler...

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik