Buzdolabı Magnetlerimden Nasıl Vazgeçtim?

Ekim 15, 2016


Dün yıllardır biriktirdiğim buzdolabı magnetlerimle vedalaştım.

Sadeleşme yolculuğuma başladıktan sonra, bir gün onların da sırasının geleceğini çok iyi biliyordum. Ama henüz hazır hissetmediğim bir anda, sırf fazlalıklardan kurtulmuş olmak adına bunu yapmak istemedim. Ve sürekli gözüme takıldıkları halde, bilinçli şekilde vazgeçmeyi hep erteledim. Tabi bir de hepsinin ayrı ayrı manevi değere sahip olma mevzusu var ki erteleme kararımın arkasındaki en iyi argümanım buydu.

Peki hazır olduğumu nasıl hissettim?

Dün buzdolabımın kapağını açarken şöyle bir şey oldu. O sırada aklımda başka bir konu vardı ve onu düşünüyordum. Birden gözüm magnetlerden birisine takıldı ve anında dikkatim dağıldı. Aklımdaki konuyu unutup, o şehirde geçirdiğim enfes tatili düşünmeye başladım. Ve o anda bir şey farkettim. İyi ya da kötü. Tüm anılarımı ve hatıralarımı sadece ve sadece ben istediğim zaman, istediğim yerde ve istediğim anda hatırlamalıydım. Aklımdaki konuyu unutturup dikkatimi dağıtmasının yanında, hülyalara da dalmama neden olan o minicik magnet bana bir eşya olarak kontrolün kendisinde olduğunu hatırlattı. Sadece o anda istediğim şey o tatili düşünmek değildi. Kötü mü oldu? Hayır. Ama geçmişime ve yaşanmışlıklara sürekli böyle emrivakilerle, zorunlu hatırlatmalarla gitmek istemediğimi farkettim.

Magnetlerimden vazgeçtiğimde ben yine aynı insan olarak kalacaktım. Yani o ülkelere, şehirlere gitmiş olduğum gerçeği asla değişmeyecekti. Artık tatil anılarımı minik magnetler yerine kalbimde ve hafızamda saklama ve sadece ben istediğim zaman hatırlama fikrine hazırdım. Beni bunca zamandır tutan şey aslında duygusal anlamlarından ziyade, onlar gidince, sanki hatıraların da onlarla birlikte kaybolacak olması fikriydi. Bunu aşmam gerekiyordu. Sonuçta hepsini toplayıp bir kutuya kaldırdım ve bir kaç gün bekledim. Buzdolabının üzerindeki o doluluk ve renklilik yerini sadeliğe bırakınca eksikliklerini artık hissetmediğime karar verdim ve kutudan çıkarıp çöpe attım.

Aylardır minimalizm ve daha sade bir hayat için araştırmalar yapmama, hatta bu konuyla ilgili düzenli olarak yazıyor olmama rağmen bir buzdolabı magnetinde tıkanmış olmam aslında eşya bağımlılığının bazen aşılması ne kadar zor bir durum olabileceğini düşündürdü. Özellikle konu manevi değeri olan eşyalar ise daha da zorlaşabiliyor.

Bu konuda kendinize zaman vermenizde fayda var. Hazır olmadığınız bir anda hepsini fırlatıp atarsanız sonrasında pişman olma riskiniz epey yüksek. İlk önce o eşyanın sizde uyandırdığı duyguların derinine inin. Ne anlam yüklüyorsunuz? Bu konuda kendinize karşı dürüst olun. Eğer şu anda aşamayacağınızı düşünüyorsanız zorlamayın. Ama bazı ufak adımlar atabilirsiniz. Mesela konu biriktirilmiş biletler, mektuplar, üzerinde notlar olan kağıtlar ve eski resimler ise fotoğraflarını çekip dijital ortamda saklayabilirsiniz. Eğer size birisini ya da bir anıyı hatırlatan eşya{lar} var ise onları bir kutuya kaldırıp bir süre bekleyin. Gözünüzün önünde olmasın.

Sizi sürekli geçmişe götüren zorunlu hatırlatmalara, yani iyi ya da kötü yaşanmışlıkları anımsatan manevi eşyalara tutunmak bazen ağırlaştırıcı, hatta bugünü doyasıya yaşamanızı engelleyen ve sürekli ayağınıza batan çakıl taşları haline gelebilir. Ama önce şu konuda anlaşalım. Manevi eşyalar asla kötü ya da zararlı değildir. Sadece onlara yüklediğiniz anlamlar zaman zaman zihninizi bulandırıp netlik kazanmanızı, bugüne ve geleceğe odaklanmanızı engelleyebilir. Bunu aşabilmek için kendinize zaman tanıyın..

Sadelikle kalın..

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

10 yorum

  1. Ne kadar güzel anlatmışsınız.. Benim gibi yavaş yavaş sadeleşme sürecinde olan biri için (ki bu süreç minimalizmden hiç haberim yokken, tamamen kendiliğinde başlamıştı) yazılarınız okumak inanılmaz keyifli ve destekleyici.. Bize rehber oluyorsunuz.. Çok teşekkür ederiz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz çok teşekkür ederim🙏🏼🙏🏼🙏🏼

      Sil
  2. Haftasonu çookk yoruldum... şu an gelip alınmasını beklediğim 5 koca torba giysi oyuncak mutfak eşyası var kapımın yanında..... ve daha da olucak... zaten normalde de sık sık elerdim verirdim ama hep sık sık da yerine gelirdi yenileri.... oysa bikaçhaftadır cook düşünerek alışveriş yapmaya çalışıyorum.... evet hala zaaflarım var... kalpli şeyler,,snoopy, minik oyuncaklar, defterler..vs :)
    ama zamanla hazır oldukça istedğim kıvama geleceğim diye düşünmekteyim..
    magnetlerime de sıra gelecektir efem :)
    size seviyorum...tanımasam da... :)
    tanışmak da isterdim o da ayrı :)
    mutlu bir haftamız olsun ...dünyacek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bakarsın bir gün tanışmakta kısmet olur, hayat bu belli olmaz :)

      zaaflarımız hep var, bir süre de olmaya devam edecek.. ama eşyalara sadece eşya gözüyle bakıp çok bağlanmama pratiği yaptıkça bakış açısıda değişiyor inan bana...

      Sil
  3. Pek çok şeyi gözden çıkartma fikri kolay gelirken, dolabın içinde duran hatıralıkları düşününce çözümsüz hissediyordum. Fotoğrafını çekip saklama çok iyi fikirmiş, sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazı şeylerin fotoğrafını çektim ve elden çıkardım. şimdi o fotoğraflara bakmak bile aklıma gelmiyor. demek ki aslında gözümün önünde durdukça onları fazla büyüten benmişim... hatıralıklar şimdilik dursun, doğru zamanı sen hissedeceksin emin ol...

      Sil
  4. sizi yeni keşfettim ve baştan sona okudum çok özendim tebrik ederim. bende istiyorum ama nasıl başlıcam eşim ne tepki vericek bilemiyorum kendimi rahatlatabildiğim tek şey alış veriş gibi geliyor.

    YanıtlaSil
  5. Kitaplardan sonra ikinci kafamı zorlayan konu , kitaplar konusunda hemfikiriz , magnetleri de aynı mantıkla seyahat yerlerinden anı olarak biriktirdim. Mutfak bölümüne geçtiğimde ufaktan elemeye başlayacağım. Biraz zamana ihtiyacım var. Yıllardır sürekli elerim,atarım,dağıtırım ; ama bitmez. Niye bitmiyor azaltıyorum diye düşünürdüm. Şimdi blogunuzun tamamınını okuduktan sonra daha da netleşti her şey, yerine yenilerini alıyorum, ihtiyacım olmayan onlarca şey. Son bir yıldır karar vermeme rağmen , bir kaç aydır ufak adımlar atabiliyorum. Bu yolda el ele olalım olur mu ? Sevgiyle...

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik