Solo Evler ve Minimalize Yaşam

Eylül 28, 2016

Eskiden olsa minimalizm ya da sade yaşamakla ilgili konuları içeren yazılar çok ilgimi çekmezdi. Ama şimdilerde gelişen farkındalığım ve algıda seçicilikle birlikte içinde bu konuları barındıran her şeye karşı inanilmaz bir öğrenme ve araştırma açlığı içindeyim. Aşağıdaki yazıyı "Kadın Aktüel" dergisinin son sayısında okudum. Sizlerle paylaşmadan geçmek istemedim. Bence çok doğru noktalara değinilmiş. 

Keyifli okumalar..


Bireysel yaşama isteği, küçük aile yapısı, konforlu ama ekonomik yaşam arzusu gibi pek çok nedenle küçük konutlar talep ediliyor. Isı tasarrufu, temizlik kolaylığı gibi nedenlerde küçük konutları cazip kılıyor. Zorlaşan yaşam koşulları bireyleri hayatı daha kolay ve pratik hale getirecek tedbirlere yöneltiyor. Minimum metrekareden maksimum fayda sağlanmak isteniyor. 

Peki rakamsal anlamda daha erişilebilir olan küçük konutların tercih edilmesinin sebebi ne olabilir? 

Daha uygun fiyat, daha kolay kiraya verilebilir ve daha yüksek getirisinin olması mı?

Çekirdek aile bağlarını koparması ve aileyle birlikte yaşama geleneğinin etkisini kaybetmeye başlaması ile birlikte, ekonomik sebeplere de bağlı olarak küçük daireler tercih edilmeye başlandı. Günümüzde solo yaşam diye de bahsedilen bu hayat tarzıyla küçük evlerde, az nüfuslu aileler yaşıyor hatta bazen ofis ve ev ihtiyaçları aynı çatı altında karşılanıyor. Buna bağlı olarak kira, aidat, yol parası, elektrik, su ve doğalgaz faturaları da hafifliyor. 

Yani aynı fiyata 2+1 ya da 3+1 daire bulabilme imkanı varken, bir çok yatırımcı rezidans ve concierge hizmetlerinden faydalanabilmek ve daha konforlu yaşamak için de 1+1 ya da stüdyo daireleri tercih edebiliyor. Şehirli insanın en büyük sorunlarına adeta hafifletici olarak üretilen bu tarz yapılar, yoğun çalışan, yalnız yaşayan, çocuksuz ya da tek çocuklu ailelere çekici geliyor. Bu sebeple son yıllarda bu küçük metrekareli, 1+1 ya da stüdyo dairelere yönelimler artıyor. 

"Az"la yaşamanın sadece çok gerekli olanlarla mutlu olmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Şimdilerde yeni trend "minimalizm"... Az şeyle çok mutluluk. Yaşamımızda fonksiyonu olmayan hiçbir şeye yer vermemek. Tüketimi minimuma indirip, daha az harcamak, daha az tüketmek ve gelirle orantılı yaşamak.

Düşünün; eviniz ağzına kadar hiç kullanmadığınız eşyalar ile dolu. Her köşede anlamsız bir nesne, kıpırdayacak yer kalmamış. Lüzumsuz örtüler, ıncık cıncık süs eşyaları, belki hiç oturmadığınız koltuk, ya da bir köşede üzerine bir bardak çay dahi koymadığınız bir sehpa, bir dolu teknolojik alet, en bilmem nesi, en şöyle olanı v.s. Evinizin duvarları neredeyse üzerinize yıkılacak. O bin bir çeşit eşya, zırzavat, "off bu evde nefes alacak yer yok ya" diye hiç mutsuz olmuyor musunuz?

Gardırop el sürülmemiş parçalarla dolup taşarken siz, eşinizle birlikte her hafta sonu alışverişe çıkıp muhtemelen hiç giymeyeceğiniz gömlekler, elbiseler, pantolonlar, üzerinde hiç uyumayacağınız çiçekli nevresimler, içini hiç doldurmayacağınız sepetler, harici bellekler, üzerinde oturup neşeli akşam yemekleri yiyemeyeceğiniz bahçe mobilyaları alıyorsunuz. Üstelik bu öyle bir kuşatma ki, üstüne de  "gel beni nefessiz bırak, işgal et" diye para ödüyorsunuz. Kredi kartı borcunuzu ödeyemez hale gelmişsiniz, biraz daha biraz daha fazla nesneye sırf şekil olsun diye sahip olabilmek için hep çalışmak zorundasınız. Bahçe mobilyalarında tabii ki oturamazsınız çünkü onların borcunu ödeyebilmek için belki fazla mesai yapıyor ve çoğu kez akşam yemeğini kaçırıyorsunuz. 

Nerede olursanız olun, kafanızı kaldırın, kendinize ve etrafınıza bir an bakın.. Şu an üstünüzde olanlardan, yaşadığınız eşyalardan ya da etrafınızdaki insanlardan hangileri gerekli, hangileri gereksiz bir düşünün. 

Gardrobun kapağını açtığınızda hiç giymediğiniz giysiler, ayakkabılar, hiç kullanmadığınız çantalar, şifonyerin üzeri kırk ambar gibi ne ararsan var... Yaşamınızda bir siz yoksunuz galiba, sizden başka her şey var...

Nereye kadar gidecek bu kuşatma? Sahip olduğunuz anlamsızlıklar çoktan size sahip olmuş bile. Özgürlüğünüzü yitirmişsiniz. "Az"la yaşamanın, sadece çok gerekli olanlarla mutlu olmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Şimdilerde trend "minimalizm". Az şeyle çok mutluluk. Yaşamınızda fonksiyonu olmayan hiç bir şeye yer vermemek. Az eşya ile yaşamanın gerçekten heyecan ve huzur verici bir deneyim olduğu konusunda hem fikir insanlar, yaşamlarındaki eşyaların sayısını azaltmaya çalışıyor. 

Aslında amaç eşyanın sayısını azaltmak değilde bireysel özgürlüğe kavuşmak. Tüketimin esiri olmadan, ez eşyayla yaşamanın rahatlığını ve yavaşlığını yakalayabilmek. Minimal yaşam tarzı ile hayatı yavaşlatmak ve fazla yüklerden kurtulmak...

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

8 yorum

  1. Merhaba, diğer blogundan beri sessiz takipcilerindenim, sadeleşme konusunda çok araştırıp okuyorum umarım ben de bu yolda başarılı olabilirim,senin yazıların gerçekten çok aydınlatıcı ve harekete geçirici buluyorum baban haklı ama benim gibi senden yazı bekleyen çok okuyucun vardır eminim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Sessiz takipçilerin böyle arada bir ses verip beni motive etmesi, paylaşımlarımı daha da zevkle ve hevesle yapmamı sağlıyor. Çok teşekkür ederim. Elimden geldiğince yazmaya devam etmek benim de en çok arzuladığım şey. Sadelik bana huzur ve dinginlik verdi. Hayatımda, belkide ilk defa kendim için iyi bir şeyler yaptığım hissiyle uyanıyorum her sabah. Bu yolculukta bana eşlik ettiğin için tekrar teşekkürler... Sevgiler.

      Sil
  2. her yerden takibe aldım seni.. yazı gerçekten harika . bizimlede paylaştığın için çok teşekkürler. minimlizm sayesinde ufkum her açıdan genişledi. önceden herşeyi alıp daha fazlasına sahip olmak isteyen, hiçbirşeyle doymayan ben , bu cok fazla bundan neden ıkı tane var ya da bunu almama gerek yok . zaten karsılayabılcek baska esyalarım , yerine kullanabılcegım muadillerim var dıye hiçbirşey satın almaz oldum. ve bunun bana geri dönüşü gerçekten beni çok mutlu etti. gercekten ihtiyacım oldugu için birşey almayalı cok uzun zaman olmuş . ıkı haftadır hiçbirsey almamıstım sadece bugun şirkette mausemun pili bittigi için gidip pil aldım. ve bu benı o kadar mutlu ettı ki anlatamam. gereksız olan ihtiyacım olmayan hiçbirşeyı artık hayatıma sokmayacagım . bunun coğu sizin blogunuz sayesınde oldu . iyiki varsınız :) sizi seviyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Dilek, yorumun sahibinin sen olduğunu az önce instagram'dan öğrendim. Tekrar çok teşekkür ederim. Hissettiklerimi, bana hissettirdiklerini oraya yazdığım için burada tekrarlamayacağım. Sadece ufacıkta olsa hayatına dokunmama izin verdiğin, beni kabul ettiğin için teşekkür ederim. Sadelik inanılmaz huzurlu bir düşünce, sana daha da iyi geleceğinden hiç şüphem yok. Sadelikle...

      Sil
  3. Ne güzel bir yazı, iyi ki burada paylaştınız.
    Patikia

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben teşekkür ederim yorumunuz için.. sadelikle...

      Sil
  4. 55 yaşındayım. 33 yıllık evliyim. Minimalist yaşamı seçmek adına okuduğum yazılardan ve yazılarınızdan anladığım kadarı ile ben zaten minimalist yaşamışım. Gençlik yıllarımdan bu yana hep "sen değişiksin" lafını duydum. Bu sözlere, içimden "ben normalim siz değilsiniz" oldu. Yazılarınızda kendimi bulmak beni mutlu etti. Her kelimeniz anlam taşıyor. Bin sadece ev halkı olarak azalmak istemedik. 33-24 yaşlarında ki oğullarım bizimle yaşıyor. Ve 88 yaşında ki hala sağlıklı olan bir anne. :) Sevgilerimle. Sizi takip etmeye devam..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öncelikle zaman ayırıp yazdığınız için çok teşekkür ederim. aileniz ne güzel, kocaman.. azalmak istenmeyecek tek şey aile bağları olsa gerek, o duygular hiç azalmasın, aksine artarak çoğalsın. sevgiyle ve sadelikle..

      Sil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik