Minimalizm nedir?

Eylül 13, 2016

Minimalizm ne demek hiç düşündünüz mü?

Minimalizm henüz ülkemizde çok rağbet görmeyen yaklaşımlardan birisi. Minimalizm denince herkesin aklına ilk gelen 'Less is more' yani 'Az çoktur' cümlesi oluyor. Ve bu cümledeki 'Az' kelimesi bile insanları korkutmaya yetiyor. Çünkü varlığını sadece 'çok' olarak, 'çoğalarak' ispat etmeye çalışan bir topluma sadeliğin, fazlalıkları azaltarak hafiflemenin ama deneyimlerle çoğalmanın güzelliğini ve keyfini anlatmak çok zor. 

less is more

Peki çoğalmaktan kastım ne? 

Daha fazla kıyafet, daha fazla eşya, fazla hırs, fazla nefret.. Yani herşeyin fazlasına sahip olarak çoğalmak..

Burada bizi yanılgıya düşüren en büyük hata minimalizm'i fakirlikle karıştırıyor olmamız veya cimri bir yaklaşım olarak algılamamız olabilir. Halbuki minimalist yaklaşım zenginliğe ve lükse karşı değil. Aksine paraya değer veriyor. Ve paraya değer verdiği için onu en doğru şekilde, güdülerimizle değil, ihtiyaçlarımıza göre harcamamızı tavsiye ediyor. 

Şöyle ki, eğer dolabında 20 çift ayakkabı varsa, sırf indirimde diye başka ayakkabı alma! Çünkü o ihtiyaç değil! Sadece bir anlık bir satın alma, beğeni ve sahip olma güdüsü. Ama bir yağmur çizmesine ihtiyacın varsa (ve dolabında yoksa), onu alabilirsin. Hatta en kalitelisini, hatta bir tasarımcıya ait modeli bile alabilirsin.

Para minimalizm için değerli demiştim. Değerli çünkü para sayesinde yapmak isteyip yapamadığımız şeylere daha çok yatırım yapabilmemiz, bizim için gerçekten ne önemli ise ona vakit harcayabilmek için zaman kadar paraya da ihtiyacımız olduğu bilinen bir gerçek. Yani minimalizm diyor ki evini ve hayatını gereksiz eşyalarla doldurarak para harcamak yerine yerine o kıymetli paranı git hobilerin ve deneyimler için harca. Mesela bol bol tatil yapmak, o çok istediğin kursa kayıt olmak, arkadaşlarınla deniz kenarında keyifli akşam yemekleri yemek, ya da ihtiyacı olan bir öğrenciye burs vermek gibi.. 

Yani minimalizm için para bir amaç değil, bir araçtır. 

Zaten ihtiyacını gören bir telefonun varsa Iphone 7'yi almaman statünü düşürmez. Ya da 50 çift yerine 20 çift ayakkabıya sahip olmak bizi asla fakir bir insan yapmaz. Aksine ihtiyaçlarının farkında olan, duygularının esiri değil, hayatının kontrolüne sahip bilinçli bir tüketici ve sade bir insan yapar. 

Her alışveriş yaptığımızda kendimize şu soruyu sormalıyız: 

"Buna gerçekten ihtiyacım var mı?"

Bu noktada hayatı açık büfe yemeklerin sergilendiği bir lokanta gibi düşünün. Midesi tıka basa dolu olmasına rağmen hala tabağını doldurup aç gözlülük güdüsüyle hareket eden bir insan mı olmak istersiniz? Yoksa doyduğu zaman yemek yemeyi bırakan bir insan mı? Kısacası minimalist yaklaşım der ki bir tabak sana yetiyorsa, bir tabak yemek ye. Bu cimrilik değildir. Aksine sorumluluktur, şükürdür, israftan kaçınmaktır ve gerçek ihtiyacını bilmektir. 

Parayla eşya yerine deneyimleri satın almanın hazzını bir kez yaşayan insan bir daha asla geriye dönmek istemez. Sadelik nefis bir keyif, zenginlik ve güçtür. Algılarınızı açıp dünyayı başka bir gözle görmenizi, gerçekten yaşadığınızı hissetmenizi sağlar. Kısaca minimalizm cimrilik değil, başkalarını düşünmek, kendini düşünmek, paraya değer vermek, bilinçli harcama yapmak ve sorumsuz israftan kaçınmaktır. Minimalist insan ihtiyacı olduğunda harcama yapmaktan, hatta en iyisini, en kalitelisini almaktan kaçınmaz. 


Sadelikle kalın..
Instagram hesabım: sadehayatim

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

0 yorum

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik