Ego + Minimalizm {Hayallerinizin peşinden gidecek cesarete sahip olun}

Eylül 30, 2016


Egolarımız ve biz.

Hayallerimizin peşinden gitmek istediğimizde hemen devreye giren kocaman "ego"larımız, kim olduğumuzu öğrenmemize, hayatımızı sahiplenmemize engel oluyor. 

......................

Sade hayatım ile keşiflerle dolu bir yolculuğa çıktım. 

Bu yolculukta "minimalizm" bana göre mutlak bir SON ya da varış noktası değil. 

Yolun sonunda EGO'larımla yüzleşmeyi ve kendimle gerçek anlamda tanışmayı umut ediyorum. Oraya varabilir miyim bilmiyorum ama yolculuğun kendisi bile hem bu kadar zorlu ama bir o kadar keyifli ise yolun sonu kim bilir nasıldır diye sürekli tatlı bir heyecan içindeyim..

Minimalizm iyi bir yol arkadaşı. Artık bana çok gelen, taşıyamadığım fazlalıklardan kurtulma konusunda destek oluyor. Şaşırtıcı bir şekilde kendimi çok güvende hissettiğim, doğruluğundan emin olduğum ve huzur bulduğum bir düşünce düzeyinde ilerliyorum. Artık çevrem ve zihnim daha derli toplu. Önceliklerimin farkına varmaya başladım. Gerçek anlamda sevdiğim, yapmaktan hoşlandığım, bana zevk veren şeyler neler sorusunun cevaplarını daha iyi seçebiliyorum. 

Ama hala kocaman egolarım aklımı karıştırmaya, kurtuldum dediğim anda beni şaşırtmaya devam ediyor. 

Freud'a göre ego içimizdeki doyumsuz hayvan. Kendisini yalnızca ihtiyaçlara göre ayarlayan, eleştiri kabul etmeyen, güdüsel, durdurulamayan yanımız. Başka bir yerde ego ile ilgili şu ifade kullanılmış: "Ego aslına bakarsak ben sizden üstünüm, ben basit biri değilim, beni küçümsemeyin psikolojisinin getirdiği bir durum."



Bu tanımlardan hareketle, bana göre, her tüketim kararı egolarımızın birer yansıması.

Nasıl mı?

Bir ürün ya da hizmet satın aldığımızda kendimizle ilgili bilinçli ya da çoğu zaman farkında olmadan, yani bilinç altımızda dünyaya bir açıklama yapıyor ve bir mesaj gönderiyoruz.


  • Pahalı bir marka çanta satın aldığımızda dünyaya zengin ve başarılı olduğumuzu söylüyoruz.
  • Popüler marka bir spor taytı aldığımızda dünyaya ne kadar sağlıklı ve sportif olduğumuzu söylüyoruz.
  • Yurt dışı seyahatimizde bir hediyelik eşya ya da buzdolabı magneti aldığımızda dünyaya seyahat ettiğimizi söylüyoruz.
{Tabiki burada yazdığım mesajlar çok subjektif, yani değişken ve verilmek istenen alt mesajları  tam olarak yansıtmayabilir ama siz ne demek istediğimizi anladınız.}

Ve bu sebeple ne zaman kendimizi güvensiz ve değersiz hissetsek, egolarımız sarsılsa, tedavi etmek için tüketime yöneliyoruz. Kilo aldığımızda kendimize kıyafetleri yakıştıramadığımız için ayakkabı almaya başlıyoruz. Ya da güzellikle ilgili kuruntularımızı gidermek için aşırı kozmetik tüketimine yöneliyor, belki de hiç kapağını bile açmayacağımız pudralar, farlar alıyoruz. Kendimizi maddi açıdan yetersiz hissettiğimizde, yada para ile gücü karıştırdığımızda, pahalı bir marka çanta ile dünyaya "bak, ben bu çantanın fiyatını karşılayabilecek imkana sahibim" diyoruz. 

Aslında tüketimle birlikte o mesajları belki de dünyadan çok, kendimize veriyoruz. Çoğu zaman başkalarının ne düşündüğüyle ilgilenen bir zihnimiz olsa da kendi benliğimizle de büyük bir mücadele ve ispat halindeyiz. 

Her alışveriş kararı egolarımızı saklamaya çalıştığımız bir MASKE. Bedenimizle, hayat standartlarımızla ilgili eksik ya da basit olduğunu düşündüğümüz yanlarımızı sakladığımız bir maske. Çıplak kalmaktan, o duygularla yüzleşmekten kaçtıkça maskelere, yani tüketime sığınıyoruz. {Bu cümleler yalnızca sizin için değil. En çok kendime yazıyor ve kendime hatırlatıyorum..}

Minimalizm'i kucakladığınız zaman artık arkasına gizlenecek maskeleriniz kalmıyor. Ve belki de çoğumuzun minimalist felsefeyi benimseme konusunda en çok tereddüt ettiği durum bu. Çıplak kalmaktan korkuyoruz zira minimalizm bize öz güven sorunlarıyla baş etmekten başka bir çare bırakmıyor. Her tüketim kararını sorgularken aslında sorguladığımız şey egolarımız oluyor. Çırılçıplak, savunmasız bir şekilde şimdiye kadar hayatınızı şekillendiren kararları sorgulayıp çoğunun altında yatan egoları farketmek biraz korkutucu.. 

Minimalist olma kararı, benim için çok zor bir karardı ve belki de zor olduğu için bana biraz olsun öz güven kazandırmaya başladı.  Normal olarak bilinen pek çok şeye karşı gelerek eşyalarla ve fazlalıklarla vedalaşmak, yılların alışkanlıklarını değiştirmek ve pek çok koşuldan vazgeçmek tahmin edebileceğiniz gibi güç ve kararlılık gerektiren zorlu bir yolculuk. Ama pek çoğunun zannetiği gibi o kadar da güçlü değilim. Hala her gün, hatta her koşulda egolarımla mücadele halindeyim. O aydınlanmaya henüz ulaşamadığım gibi, pek çok kararı alırken maalesef egolarıma danışmaya devam ediyorum. Mesela iltifat almak istediğimde instagram'a kendi resmimi yükleyebiliyorum. Bu benim egom. Ya da hala makyaj yapmadan sokağa adımımı atamıyorum çünkü makyajsız halimle beğenilmeyeceğimi düşünüyorum. 

......................

Benim bir hayalim vardı. Sade ve egolardan arınmış bir hayat. Sade Hayatım bu hayalimin başlangıç noktası. Minimalizm ise yol arkadaşım. Yolun sonunda varmak istediğim o sade ve egosuz bilinç düzeyine varabilir miyim bilmiyorum ama en azından bunu deniyor olmak bile bana kendimi daha güçlü ve iyi hissettiriyor. 

Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için size ayrıca minnettarım. 

Sadelikle...

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

13 yorum

  1. neden bu yazıyı okuduğumda gözlerim doldu bilmiyorum ama sizin benim içimden çıkan seslerin bir parçası olduğumu düşünüyorum ne güzel yazmışsınız aslında şöyle bir düşündüm de gerçekten egolarım yüzünden ne gururlar yapıp kimleri kaybettik özellikle en büyük ego belirtisi küsmek bana göre aptallık buna benzer bir konuyu bende paylaşacağım, yoluna en kısa zamanda ulaşman dileği ile

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ferda, beni de duygulandırdın.. Dediğin gibi egolarımız aslında bizim önümüzdeki en büyük engel.. Egolardan biraz olsun arınabilirsek hayat aslında çok daha kolay olacak... Hep elalem ne der, ne düşünür diyerek yaşadık şimdiye kadar.. Biraz da kendimiz için yaşayalım.. Sevgiler..

      Sil
  2. Çok samimi ve ilham verici bir yazı

    YanıtlaSil
  3. Saydıklarınızın bir çoğunu uyguluyorum. Örneğin, gereksiz para harcamak, marka takıntısı, gurur yapmak gibi. Bunların benim hayatımda geri yok. Gurursuz bir insan değilim tabi ki. Ama gereksiz gurur da saçmalamak gibi geliyor bana. Kimseye bir şeyleri kanıtlamak zorunda değilim. En basitinden bir örnek vermek istiyorum. Blog dünyası. Gerçekten çok çok samimi insanlarla karşılaşıyorum. Ve bana samimi yaklaşan insanları kırmamaya özen gösteriyorum. Bir emek sarfedip oluşturduğu paylaşımının hakkını vermek için mutlaka yorum bırakıyorum. Ama bazı arkaşlar, (egosunun yüksek oluşundan mıdır bilinmez) cevap verme gereği dahi duymuyorlar. İşte ben bu tür insanlardan hep uzak durmayı seçmişimdir. Egonuz şiştikçe, bir bakmışsınız ki puff yalnız kalmışsınız. Konu dışına çıkmak değil amacım tabii ki. İçimde kalsın istemedim :)

    Paylaşımınızla çok güzel ve anlamlı bir konuya değinmişsiniz. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Benimde dikkatimi çekiyor, paylaşımlara yorum bırakarak beni hep motive ediyorsunuz, bunun için ayrıca teşekkür ederim zira yorum gelmeyince acaba kimse okumadı mı ya da okuduysa bile neler hissettiğini bilemiyor insan. Sevgiler..

      Sil
  4. veganism ilke felsefelerinden biridir de ego-eco...;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vegan olamayacağım galiba Meral'cim :)) Bir de onu başarsam süper olacak!

      Sil
  5. Çok çok güzel ve ilham verici bir yazıydı. 1 senedir minimal hayatı benimsemeye çalışıyorum. Bir ara yolumdan saptım ama şu sıralar tekrar motivasyonumu geri kazandığım bir dönemde bu yazıyı okumak çok iyi geldi. Teşekkürler!

    YanıtlaSil
  6. Merhaba, yazılarınızı okurken yapılan yorumları da mutlaka okurum.. Oradan da çok güzel mesajlar çıkabiliyor. Yorum yazma kısmını gelince ise bazen insan söyleyecek bir şey bulamadığı gibi düzgün cümle kurabilir miyim? kendi düzgün ifade edebilir miyim? düşünceleri nedeniyle yazmıyor olabilir(Benim gibi)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yorum bana bir şeyler katıyor, lütfen benden esirgemeyin... içinizden ne geliyorsa yazın.. Sonsuz sevgi ve muhabbetle❤️

      Sil
  7. Ne zamandır makyaj yapmıyorum inan hiç bilmiyorum. Ki güzel, albenili, çekici bir kadın falan da değilim :) Sadecehiç kimsenin beklediği, istediği gibi olmak zorunda olmadığımı, zira yaratıldığım gibi olduğumu ve değiştiremeyeceğim şeyler adına başkalarının eleştiri ya da bakış açılarının çok önemli olmadığını biliyorum. Tabii burada kastettiğim hastalıklı davranışlar ya da kişisel temizlik ve bakım değil. Reklamlarla bilinçaltına işlenen o manasız taleplerden bahsediyorum :)
    Yazılarını keyifle okuyorum. İlk yazından bu yana, bana ilham veriyorsun.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik