Şehirde sade bir hayat yaşamak pratikte mümkün mü?

Ağustos 07, 2016

Bu bloğu açtığımdan beri gelen yorumlar hep çok destekleyici nitelikte oldu. Bir kez daha anladım ki sade ve minimalist bir yaşam aslında çoğumuzun arzuladığı ama şehir hayatının karmaşası, kurulu düzen, iş hayatı, çocuklar vb sebeplerle bir türlü geçiş yapamadığı ya da deneyip yorulup bıraktığı bir yaşam tarzı. Çünkü çoğumuz sadeliğin sadece bahçeli bir ev ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Sanki şehirden uzakta sakin bir yerde yaşamazsak sadeleşemeyeceğiz gibi geliyor. Elbette doğayla iç içe olmanın verdiği huzur ve mutluluk çok başka ama imkanlarınız ya da iş hayatınız şu anda şehirden ayrılmanıza izin vermiyorsa neden sade bir hayatınız olmasın ki?

Kısaca demek istediğim, şehir hayatı ne kadar yorucu ve karmaşık olursa olsun, şehir de yaşamayı tercih ederekte minimalist bir hayat sürdürebilmek pekala mümkün. Nasıl mı?


Sadeleşmeye İstanbul'da yaşadığım son aylarda başlamıştım. Ve ilk yaptığım şey dolabımı ve evdeki eşyaları ayırıp fazlalıklardan kurtulmak olmuştu. Modacruz, sahibinden.com, letgo gibi sitelerde kullanmadığınız ikinci el kıyafet ve eşyalarınızı rahatlıkla satabilirsiniz. Ya da ihtiyaç sahiplerine dağıtabilirsiniz. Ben öyle yaptım. Hem gereksiz şeylerden kurtuldum, hem de biraz para kazandım.

Alışveriş ise şehir hayatının en büyük sınavlarından birisi. Çünkü sokağa adımınızı attığınız anda mağazaların vitrinleri, reklamlar, indirimler size sürekli 'beni al' diye sesleniyor. Bir kadın olarak bunlara karşı koymak çok zor. Yaşadım. Biliyorum. Mesela bir dönem eve her dönüşümde elimde bir alışveriş poşeti olduğunu farkettim. Hem de çoğu kıyafetim üzerinde etiketiyle dolapta beklerken. Hatta boş zamanlarımda sırf can sıkıntısından alışverişe çıkıyordum. Çıkacak zamanım yoksa Trendyol vb alışveriş sitelerine sarıp gözüme kestirdiklerimi satın alıyordum. Sade hayat araştırmalarım ve geçiş süreciyle buna bir son vermeye karar verdim. Zaten tek bir kredi kartı kullanıyordum ve ilk yaptığım şey limitini düşürmek oldu (bunu bankanızın online işlemler menüsünden kendiniz yapabiliyorsunuz). İlk zamanlar çok zorlandım. Kendimi imkanlar içinde imkansız hissettiğim ve özgürlüğümün elimden alındığını düşündüğüm zamanlar oldu. Çünkü banka hesabımda para varsa mutlaka harcanmalıydı. Ama zamanla alıştım. İnanın alışıyorsunuz. Çünkü elinizdekiler size yetmeye ve paranız birikmeye başlayınca aslında sandığınızdan daha iyi imkanlara sahip olduğunuzu farkediyorsunuz ve güç dengesi sizin lehinize çalışmaya başlıyor. 

Alışveriş ve ev düzenlemesinin dışında beni rahatsız eden diğer konu dışarıda yenilen, gereksiz pahalı ve kullanılan yağ, malzeme kalitesi belli olmayan yemeklerdi. Yoğun çalıştığım için akşamları tercihim hep dışarıdan yemek söylemek olmuştur. Bunu aylık bir hesaba vurduğumda inanılmaz rakamlara ulaştığını farkettim. Daha da önemlisi besin kalitesi düşük beslenme alışkanlığım sonucu sağlığım kötüye gidiyordu. Öncelikle evde yemek pişirmeye geri döndüm. Çok zamanım olmadığı için genelde pratik ama besin değeri yüksek yiyecekler hazırladım. Size şöyle bir örnek vermek istiyorum. 1 ay içinde yaşadığım bir rahatsızlık nedeniyle iki kere operasyon geçirmiştim. İlk operasyondan önce yapılan kan testinde bazı değerlerim çok düşüktü. Sade hayatla birlikte geçen 1 ayın sonunda ikinci operasyonumdan önce yapılan kan testimde kan değerlerim mükemmele yakın çıktı. Dahası ay sonunda yemeklerimi evde yaparak ciddi bir birikim yaptığımı farkettim. 

Tabi dostlarla dışarıda yenilen yemeklerin, sohbetlerin tadı başka. Onlar benim için tatlı bir keyif unsuru olduğundan sadece biraz daha düzene koyarak (örneğin haftada 3-4 kere yerine 1 kere gibi) kontrol altına almayı başardım.   


Bunun dışında her yere taksiyle ya da arabayla gitmek yerine metro, otobüs ve minibüs kullanmayı tercih etmeye başladım. Hatta arkadaşlarım arasında bir dönem bu durum epey konuşuldu, inanamayanlar oldu. Çünkü ben hiç otobüse, metroya hatta minibüse binmezdim. Adına da toplu taşıma yerine sosyal taşıma derdim. Konudan o kadar bihaberdim yani. Ama hayatım o kadar kolaylaştı ki ve sadeleşti ki geriye dönmeyi hiç düşünmedim. Düşünsenize park yeri arama derdi yok, vale ücreti yok, park yeri ücreti yok, arabayı siz kullansanız trafik stresi de cabası, hatta taksiyle 30 TL'ye gideceğiniz yere otobüsle bir kaç TL'ye gitmek mümkün. Daha ne olsun?

Gösteriş. Bu çok tehlikeli bir duygu durumu. Maalesef toplum olarak gösterişi çok seviyoruz. Kendimi ayrı tuttuğumu düşünmeyin. Seviyoruz maalesef.. Geçenlerde yurt dışından misafirlerim vardı, onlarla birlikte şehir turu yaptık. Şehir ile ilgili ilk izlenimleri arabaların çok lüks olması, çoğu insanın kıyafetlerinin çantalarının marka olması, herkesin elindeki son model cep telefonları oldu. Açıklamaya çalıştım ama anladılar mı emin değilim. Maalesef arabamızı göstermek için alıyoruz. Çantamızı, ayakkabımızı da öyle. Madem son model bir arabam var o zaman neden onu kullanmak yerine otobüse bineyim ki? Çünkü başkalarına göstermedikten sonra bir anlamı kalmıyor gibi geliyor. Halbuki sadelik ve minimalism gösterişten uzak bir bilinç ve duygu düzeyi gerektiriyor. Maddi imkanlarımızı başkalarının gözüne sokmak yerine bize keyif veren şeyler ve hobilerimiz için değerlendirmek daha keyifli ve tatmin edici. Buna emin olabilirsiniz. Yine marka çantamız olsun. Bahsetmeye çalıştığım sefalet içinde yaşamak ya da kaliteden taviz vermek değil. Sadece ölçülü yaşamak! Yani 10 tane marka çantan olmasında 2 tane olsun gibi. Ve tabi en önemlisi o çantalar işlevini yitirene kadar yenisini almamak en önemli nokta!

İstanbul'da yaşarken en çok özlemini çektiğim, sadelik denince ilk aklıma gelen şey doğayla, temiz havayla iç içe olmaktı. Bunun içinse hafta sonlarımı alışveriş merkezinde geçirmek yerine Rumeli Feneri ya da daha yakın yerlerdeki keyifli mekanlara kaçıp nefes almaya, ruhumu bedenimi şarj etmeye başladım. Bunu siz de yapabilirsiniz. Hafta içi şehirde yaşamak zorunda olabilirsiniz ama hafta sonu oraya mecbur değilsiniz. 

Aslında şehirde sade yaşamak ile ilgili örnekleri çoğaltmak mümkün. Sadece ilk aklıma gelenleri ve yapmayı başardıklarımı yazmaya çalıştım. Siz de şehirde yaşıyorsanız ve sade bir hayatı benimsemeye başladıysanız neler yaptığınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz. 

Şehir size kazandırdığı maddi-manevi her şeyi geri almaya odaklı bir mekanizmaya sahip. Ama aklınızı kullanır ve biraz iradeli olursanız kazandığınız paranın ve duygularınızın kontrolü size geçer. Dahası sade, karmaşadan uzak, daha sakin ve gücün sizde olduğu bir hayatınız olur. Umarım dileyen herkes bir gün o bahçeli ev hayaline kavuşur ama şu an için o hayat mümkün değilse en azından bir yerden başlamanız mümkün. 

Sadelikle kalın..

Bu Yazıları da Sevebilirsiniz

18 yorum

  1. Acikca yasadigimiz alanin daire veya mustakil ev olmasi bizim minimalist olmamizi, yasamizi etkileyecegini sanmiyorum, hatta mustakil evin gideri, daire gore daha fazla oldugu icin aslinda minimalistlige pekte uygun degil gibi.
    Zaman zaman zorlayici oluyor, her yerde tuket, tuket, ki mutlu ol psikoloji ile baski altinda gibiyiz, maalesef ilk geldigim yillardaki mutavazi, minimalist, az tuketen Toronto nun yerini artik, tuketen, gosteris sehri olmaya basladi, kendimi uzak tutmak, o cevre baskisi psikolojisine maruz kalmamak icin artik merkeze (downtown) gitmiyorum, ya evimde, ya parklara giderek kendimi huzurla odullendiriyorum bol bol. Elimden geldigince geri donusum yapiyorum, yillardir giydigim giysilerim, ihtiyacim olsada almak icin almiyorum, yillardir istedigim kislik mont bulamadigim icin, eskisise de, zor kisimiza ragmen ayni montumu giyiyorum, yani tuketmek icin tuketmekten kaciyorum.:) Gida konusunda da ayni, Torontolular, cok disarida yiyenler tipler, bense hic hazirci degilim, iyi kotu peynir ekmek yerim, cok saglikci oldugum icin de maalesef dalga geciliyorum, ki bu kendime yaptigim en iyi yatirim, ve mutluyum bununla;)
    Blogunu okumayi seviyorum, ayni konularda ortak olmamiz, ve bunu paylasmani seviyorum, benim gibi bos ver anlamazlara girmeden paylasiyorsun, dunya da bu sekilde iyilesir, en iyisini yapiyorsun, optum <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meral'cim, bana çok moral veriyorsun, desteğin için çok teşekkür ederim. Ben de senin yorumlarını zevkle okuyorum, dünyaya benzer pencerelerden bakabilmemiz çok güzel. Ben biraz geç farkına vardım ama olsun, geç olsun güzel olsun :) Sevgiyle ve sadelikle kal..

      Sil
  2. Öncelikle seni ne kadar keyifle takip ettiğimi söylemem lazım, çok güzel bir şey yapıyorsun, hem motive edici hem yönlendirici. Sanırım bu yeni sade hayatın ve bununla ilgili yazmaya başlamanın beni bu kadar içine almasının sebebi minimal bir yaşamın eşiğine gelmiş olmam bunu çok arzulamam ama tam anlamıyla harekete geçememem, ama olacak, hatta belki ben de yepisyeni bir blog ile kendi deneyimlerimi yeni hayatımı yazarım ama önce start almak gerekiyor.
    Daha sade olmak adına yaptığım ilk hareket evde kullanılmayan hatta ihtiyaç olmayan eşyaları ikinci el adı altında satışa çıkartmak oldu, daha geniş kapsamlısını yapmam lazım, daha çok eşya ile vedalaşmak lazım. Dışarda sağlıksız yemek mevzusuna gelince, biraz emek ve vakit ile insan evde harikalar yaratabiliyor, hem paran cepte kalıyor hem de ne yediğini biliyorsun. Alışverişte daha düşünceli davranmaya çalışıyorum, mesla çok yakın bir tarihte çok yakın bir aile ferdinin düğünü var, onu mu alsam bunu mu giysm o zaman ayakkabı da almam lazım diye düşünürken olayı çok sade ve hesaplı bir kıyafet alıp evdeki ayakkabı ile kombinleyerek kapatmaya karar verdim, daha fazlasını yapabilir miydim evet ama yapmayacağım. Yani demek istediğim gereksiz tüketimden kaçmak için çabalarım var ve kendimde bunu farkediyorum. İlerleyen günlerde minimal ve sağlıklı bir yaşam adına daha çok şey yapabilelim inşallah diyerek dua edip uzuun yorumu sonlandırıyorum :)))
    Çok keyifle takipteyim, kocaman sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahu Hanım,

      Yorumunuz beni çok mutlu etti. Sanırım artık çoğumuz etrafımızdaki kalabalıkların (fazla eşya, fazla insan vb) farkına varmaya başlıyoruz. Benim sürecimde sizinkine benzer şekilde başlamıştı, zamanla her şeyi çok azalttım, daha da gidecek çok yolum var. Sizin gibi insanların varlığını bilmek, yorumlarını okumak bana inanılmaz motivasyon oluyor. Sizi de ayrıca bu farkındalığınız için gönülden tebrik ediyorum. Sevgiyle ve sadelikle kalın..

      Sil
  3. merhaba,

    ben de kendı yontemlerımı paylasayım. her bırımızın fıkrı diğerinin ışığı.

    bir şey satın almadan önce kendime onu neden almak istediğimi sormaya başladım. ihtiyaçtan mı, zevkten mi. cogunlukla üstbenim aynı cevabı verdi, daha degerli hissetmek için alıyorsun dedi. bir şeyi ilk defa giyince/kullanınca kıymetli, ikinci kez ehh, üçüncü ve dördüncüsü yok hatta hoşlanmama hissi geliyordu. demek ki değersizlik duygum varmış, oturdum aylardır bunu çalışıyorum, çoğunlukla hallettim. şimdi sadece ihtiyaçtan alıyorum ama o kadar almıyorum ki bu halim komik ve keyifli geliyor.

    gıda alışverişi konusuna gelince, sanki bir anda eve onlarca insan gelecek ve yemeksiz kalacaklar gibi bir hissim vardı. tek yasıyorum ve bana habersiz kımse gelmez. bu hissimin kaynağını buldum, aslında olay suydu:kımseye mahcup kalmak istemiyordum. aman sılanın evinde bir şey yiyemedik demesinlerdi. 2 sekılde cozdum bunu: 1-kimsenin açlığından/toklugundan sorumlu degılım. 2-insanların ne dusundugunu umursamıyorum, her halımle kendımı kabul edıyorum hıssını bedenıme yaydım, olumsuz programları kaldırıp yerıne olumluları koydum.

    3-şehır ıcı arac kullanımı:paramı otopark harıc yerlere harcamak ıstedıgım ıcın karsıya metrobus veya marmarayla gecıyorum, vapur en sevdıgım.

    4-kozmetık alısverısı:onlarca allıgım, rujum, farım var. hıcbır sey almıyorum cunku aynı anda rafta duran 8 vucut kremını kullanmayacagımı fark ettım. bılıse gectım dıyelım cunku bılgı ve bılıs arasında fark var. en temız ıcerıklısı olsun, tek tane de olsun.

    tum bunların temelınde kısının kendını degerlı bulması ıle ılgılı cozumlemeler oldugunu dusunuyorum. her halımle degerlı oldugumu anlamaya başlamam 34 yılımı aldı. nereden başlasam kar :)

    selamlar,
    sıla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Sıla,

      Bu değerli paylaşımın için çok teşekkür ederim. Kendi adına çok güzel adımlar atmışsın, seni gönülden tebrik ediyorum. Farkında olmak, farkındalık ve insanın kendi hayatını kontrol altına alabilmesi zor ama bir kez başarıldıktan sonra en haz verici duygu. İşte bu yüzden seni bir kez daha tebrik ediyorum. Sevgiyle ve sadelikle kal..

      Sil
  4. Hem size hem de bloglarınıza hayranım. Benimde yavaş yavaş yapmaya başladığım ve sizdende örnek alarak sadeleşmeye devam ediyorum. Üstteki yoruma çok katılıyorum tüm doymamışlığımızın sebebi kendini iyi ve değerli hissetme çalışmaları.
    Sevgiyle sade kalın :)

    YanıtlaSil
  5. merhaba geçirdiğiniz rahatsızlığınızla ilgili yazı paylaşır mısınız?hem merak ettim hem de aynı süreci yaşayanlar varsa sizinle birlikte neler yapmamız gerektiğini öğreniriz
    sevgiler öpücükler :)

    YanıtlaSil
  6. Merhaba. sizi 7-8 yıl öncesinde takip ediyordum sonra izinizi kaybetmiştim :) tekrar gördüğüme çok sevindim. Ben de 1 senedir sade yaşama geçmek için çabalıyorum. Avm konseptli bir sitede yaşıyorduk. 3 öğün dışarda yiyip aktivite olarak alışverişe veya markete giriyorduk. Kızıma gereksiz oyuncaklar. Daha neler neler:) ilk işimiz o evimizi kiraya verip Bahçeli küçük bir eve kiraya çıkmak oldu. Herşeyden uzak ancak işimize okulumuza aynı mesafedeyiz. Taşınırken letgo dan sattım birçok şeyi çok uygun fiyata. Çuval çuval ayakkabı kıyafet verdim ihtiyacım olanlara. Vitrinde düğünümden sakladığım yemek takımlarımı fincanlarımı çıkardım. Depoladığım hiçbişi yok artık. Yemek olarak da Pazar'dan alıyorum. Diğer ihtiyacları sanal market. En önemli ayrıntı kredi kartımızı kırdık:) ya aslında yazınca ne kadar yol katettiğimizi gördüm. Ancak yine de yolun çoookkk başındayız. Aslında sadece maddi değil manen de sadeleşmeye girmek, EGO'dan kurtulmak çok çok istiyorum. Bunun için önerebileceğin yayın var mı? İnstagram cokoprenses.ceren

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, öncelikle dünya küçük :) tekrar karşılaşmamıza, hem de bunun benzer dönüşümleri yaşadığımız bir dönemde olmasına çok sevindim. Tesadüf diye bir şey yok bence. Benzer duygu ve düşünceleri kendimize çekiyoruz. Aradığımız şey de bizi arıyor. Anlattıkların radikal değişimler ve bence de epey yol gidilmiş. Gerçekten tebrik ediyorum, gönülden..

      Ego konusu benimde odak noktalarımdan birisi. Epeydir araştırıyorum. Minimalizm aslında ego'dan kurtulmak için gittiğimiz yoldaki taşları temizleyip bize yolu açıyor. Yani zihnimizi dağıtan, bizi oyalayan engelleri kaldırıp içimize dönmemize fırsat veriyor. Ego ile ilgili yayınlar konusuna hızlıca bir yanıt vermek istemiyorum, bununla ilgili bir yazı hazırlamak isterim. O yazıda bulabildiğim kaynakları paylaşıyor olacağım. Sevgiler..

      Sil
  7. Merhaba, minimalizmin dibine vurmaya kalkıştığımda buldum sizi. Hayatım boyunca hiç çeşiti düşünmedim. Ayakkabım eskidi yerine yenisi geldi. Çizmem eskidi yerine yenisi geldi. Eşya depolamadım. Hiç misafir odam ve misafir eşyalarım olmadı. İki çocuklu olmama rağmen bunda sıkıntı yaşamadım. Geçenlerde büyük oğluma; "oğlum minimalist yaşama kararı aldım" dediğimde, bana cevabı; "zaten öyle yaşıyoruz anne" oldu :) Minimalizimin dibine vurmak derken, çevresel faktörleride göz önüne alarak, az çöp çıkarmak, geri dönüşümlü ürünleri kullanmak. Az konuşmak çok dinlemek. vsvsvs. Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farkındalığınız için sizi gönülden tebrik ediyorum. Ne kadar sade ve keyifli bir hayatınız var... Sevgiler..

      Sil
  8. Benin sadelesme cabam da 2010 yilinin sonlarina denk gelir sanirim. Oglumun dogumuna evi hazirlarken fazlaliklardan kurtulmanin huzurunu hissetmistim Ana henuz adini koydugum birsey yoktu. Marie kondonun kitabi ile aradigim sey beni buldu. Attikca, verdikce ve azaldikca rahatladim (hem esyalari hem insanlari). Sade kitabi da turkce guzel bir kaynak gercekten. Seni ve yasadigin seruveni de severek ilham alarak izliyorum. Ama daha yolun basindayim cekmecelerim duzenli olsa da kafamin icinde duzenlenecek seyler var. paylastiklarin icin tesekkurler

    YanıtlaSil
  9. Merhaba, son bir kaç haftadır yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum. Son birkaç yıldır ben de bir dönüşüm içerisindeyim. Çıkış noktam hayatımdaki bir kırılma noktası ile ilgili, tabi ben bunu herhangi bir felsefi sisteme dahil edememiştim, herhangi bir yöntemim de yoktu. Sadece azalmak, doğala dönmek ve yetinmekle ilgileniyordum, bunu yapabilmeye uğraşıyordum. Zaman zaman başardıklarıma şaşırdım zaman zaman ise zıt bir istikamete hız aldığımı çok sonra fark ettim. Bu benim hikayem ve bunu sonu olmayan bir yolculuk olarak görüyorum. Elbet bir yerlerde dönüşecek, düzelecek herşey... Sizin hikayeniz ise çok güzel, çok pürüzsüz...Tıpkı satırlarınız gibi... Bir ekolünüz olması, bunun madde düzeyinden ziyade bilinçle ilgilenmesi asıl cezbedici nokta. Öğrnecek çok şey var, siz yazdıklarınızla bunu kolaylaştırıyorsunuz. İyiki varsınız ve deneyimlediklerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz...

    YanıtlaSil
  10. Aslında önce egomuzdan kurtulmamız lazım sanırım , öyle zor ki bazen , toplumun süregelen kalıplarıyla başa çıkmak. Ama söylediğiniz gibi kararlı ve iradeli olmak... İlk gençliğimden beri çiftlik hayatı yaşamak istiyorum, hayal kurmaya devam bu konuda:) Ama şimdilik şehirdeyim , aylardır düşünüyorum, kısa bir süre önce size rastladım, yavaş ilerlemeye karar verdim, zorlanabileceğimi önden kabullendim, yıllardır yaşadığımız bir düzen var sonuçta kendimizce. Kısa hedefler koydum, tabi ki evden başladım öncelikle.. ki bebeğim var modern(!) annelerle başa çıkmam lazım:)

    YanıtlaSil
  11. Patika yol..elinde fener..ben tam arkandayım!! Farkındalık yeni yeni oluşmaya başlarken arayışım da buldum sizi duygu ve mantığımın bizzat yansıması beden bulmuş halisiniz ♡☆ Teşekkürler sadelikle.. Firuze

    YanıtlaSil
  12. Merhaba.. Mümkünse market alışverişimi günlük yapıyorum. Değilse o hafta için pişireceğim şeylere uygun gıdaları alıyorum. Örneğin, hergün bir domates yiyorsak toplam 6 tane alıyorum. Daha öncesinde herşeyi plaladığım için haftanın bir veya iki günü hariç yemek listemin dışında alışveriş yapmıyorum. Kilolarla değil, tanelerle alışveriş yapıyorum kısacası. Sadece yiyeceğimiz kadar evde yemek pişiyor. Yani pişen yemek o öğünde bitmiş oluyor. Bir yıldır çöpe bozulmuş herhangi bir gıda atmadım bu yöntemle çünkü fazla alınan ya da pişen herhangi birşey yok :)

    YanıtlaSil
  13. Olmuyor, olmuyor, olmuyor...
    Sizi keyifle bir o kadar da imrenerek takip ediyorum. Tam tamam diyorum bu sefer başaracağım, bir bakıyorum yine o çemberin içindeyim 1 ay iyiyim 2 ay daha kötüyüm... 1 ay başarıyorum 2 ay daha da saldırıyorum. Bir türlü dengemi bulamadım tüketim ve sadelikle ilgili. Keşke daha kompak ve minik kasabalarda yaşayarak domates biber ekebilsek...
    Sevgilerime

    YanıtlaSil

İzleyiciler

E-mail ile Abonelik